Durum Buğdayı Nedir?

durum buğdayı, sert buğday unu

Durum Buğdayı Nedir? Sert Buğday Unu Nedir?

Durum buğdayı; ekmeklik buğdaydan farklı bir buğday türü olup daha çok irmik, makarna, kuskus ve bulgur yapımında kullanılan buğday türüdür. Sert buğday olarak da bilinir. Latincesi Triticum durum veya Triticum turgidum olarak bilinir. Ekmeklik buğday olarak bilinen triticum aestivum türünden farkı daha sarı olması ve sert olmasıdır ki latince adı sert buğday anlamına gelmektedir. Bu nedenle durum buğdayından yapılan makarnalar daha kaliteli olmaktadır. Besin değeri açısından zengin bir buğday türüdür. Ülkemiz makarnalık buğday üretiminde dünya dördüncüsü konumundadır. Diğer buğday türlerinde olduğu gibi ülkemizde durum buğdayı en çok İç Anadolu Bölgesinde yetiştirilmektedir.

Durum Buğdayı Nasıl Kullanılır? 

Durum buğdayı; makarna, erişte, noddle, irmik, kuskus yapımında kullanılır. Ayrıca sert buğday unu olarak bilinen un türünün yapılmasında kullanılır. Durum buğdayı unu; ekmek ve hamur işi ürünlerinde kullanılabilir. Pilavlık bulgur olarak da tüketilebilir. Sert bir yapısı olduğu için bazı usta tatlıcılar; halka tatlısı, lokma, ekmek kadayıfı, baklava, un helvası gibi ürünlerde çeşitli oranlarda buğday unu kullanmaktadır. Örnek olarak orjinal antep baklavasının en iyileri sert ve nispeten esmer sert buğday unundan yapılmaktadır. Sert buğday unundan yapılan ürünler daha gevrek ve daha çıtır olmaktadır.

Sağlıcakla Kalınız…

Dişbudak Ağacı Nedir? Türkiye’de Dişbudak Ağacı

dişbudak ağacı nerelerde yetişir

Dişbudak Ağacı Nedir?

Dişbudak ağacı; zeytingiller familyasına ait bir ağaç türüdür. Bilimsel adı Fraxiunus’dur. Osmanlıcada Lisan-ü Asafir ağacı olarak bilinmektedir. İngilizce karşılığı Ashen‘dir. Sulak yerleri seven bir yapısı bulunur. Sulak yerlerin dışında kökleri derine inebilecek toprak tabakasının kalın olduğu yerlerde yetişibilir. Toprak tabası kalın olunca ağacın kökleri daha derinlere inebilmektedir. Dişbudak ağacının boyu 30 metreye kadar ulaşabilir. İklim ve coğrafyaya göre yaprak dökebilir veya dört mevsim yeşil kalabilir. Yine coğrafyasına göre 1-2 metre uzunluğunda çalı formunda kalabilir.

Suyun akışkan halde olduğu dere kenarları bu ağacın yetiştirilmesi için ideal yerlerdir. Ayrıca; balçık tarzı topraklarda da yetişir. Bu nedenle bataklık alanlar içinde üretimi yapılabilir.

Dişbudak Ağacının Özellikleri Nelerdir? Dişbudak Ağacı Nerelerde Kullanılır.

Sağlam bir ağaç olmasının yanı sıra parlak rengi nedeniyle mobilyacılıkta kullanılan değerli ağaç türlerinden birisidir. Mobilyacılığın yanı sıra, parkecilikte, deniz taşıtlarında, bilardo sopası ve raket gibi spor aletlerinin yapımında, tarım aletlerinin yapımında

Dişbudak ağacının aynı zamanda yapı harcı yapımında kullanıldığı bazı kayıtlardan anlaşılmaktadır. Dişbudak ağacı yaprakları kaynatılarak elde edilen sıvı toprak ile karıştırılarak yapılan harcın bina inşasında kullanıldığı bilinmektedir. İstanbul’da bulunan Ayasofya’nın harcı bu şekilde yapılmıştır. Bilindiği gibi Ayasofya binası binlerce yıldır pek çok deprem görmüş ancak oldukça sağlam bir şekilde ayakta kalmayı başarmıştır.

Bu konu çeşitli bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Gerçekten de dişbudak yapraklarının suda kaynatılması ile elde edilen sıvıdan yapılan harcın betondan daha dayanıklı ve daha uzun ömürlü olduğu gözlenmiştir.

Türkiye’de Diş Budak Ağacı Nerelerde Yetişir?

Ortalama 300 yıl ömrü olan bu ağaç ülkemizde en çok Adapazarı’na bulunmaktadır. İstanbul, Bursa, İzmir, Kahramanmaraş gibi illerimizde de bulunur. Bölge olarak ise Karadeniz, Trakya, Ege ve Marmara’da yetişmektedir. Kırklareli’nde bulunan Demirköy ormanı ve Adapazarı’nda bulunan Süleymaniye ormanı dişbudak ormanlarına örnek olarak verilebilir. Ayrıca süs amaçlı yol kenarlarına ve parklara ekimi yapılmaktadır.

Ülkemizde dişbudak ağacının 3 türü yetişmektedir. Bu türler adi dişbudak, çiçekli dişbudak ve dar yapraklı dişbudaktır. Bu üç türe ait birkaç alt türde bulunur. Bu türlerden özellikle dar yapraklı diş budak ağacının yetiştirilmesi kolay ve verimi yüksek olduğundan kerestecilik alanında çok önemlidir.

Sağlıcakla Kalınız..

Fazla Şeker içeren Besinler

şeker içeren besinler

En Çok Şeker İçeren Besinler

Sağlıklı bir insanın ihtiyacı olan günlük şeker miktarı 25 gr. Fakat tüm dünyada aşırı şeker tüketimi söz konusudur. Ülkemizde ise günlük şeker tüketimi olması gerekenden dört kat fazla yani kişi başı 100 gr. Fazla Şeker içeren Besinler pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor.

Bir süredir gıda ürünlerinde bulunan şeker miktarını oranının fazlalığına dikkat çeken Dünya Sağlık Örgütü (WHO),yayınlamış olduğu bir listede sık tüketilen ürünlerdeki şeker oranını açıkladı. Ürünlerdeki kalori miktarı, bir küp şeker baz alınarak ölçüldü. Listede tatlı besin ürünleri dışında acı ve tuzlu ürünlerde dahi önemli oranda şekerin bulunması ise dikkat çekmektedir. İlk olarak sık tüketilen meyve ve sebzelerdeki şeker oranının açıklandığı listede 1 tane elmada 4.5, muzda ise 3.5 küp şeker bulunuyor. Listedeki sebzeler kategorisinde yer alan havucun ise 2 tanesinde 1 küp şeker olduğu ifade edilirken, mangonun ise 9 küp şeker bulunması bu meyvenin tüketiminde dikkat edilmesi gerektiğini belirtiliyor. WHO’ya göre standart  enerji içeceklerinin 1 kutusu  5 buçuk küp şekeri içerirken, 500 ml’lik portakal suyunda da 10 küp şekerin olması bilinçli tüketicileri ve uzmanları tedirgin ediyor. Avrupa’da yaygın olarak tüketilen tatlandırılmış suyun bir şişesinin yaklaşık olarak 3 küp şeker barındırdığının altını çizen listede; sadece 1 kaplık meyveli dondurmada ise tamı tamına 25 buçuk küp şekerin varlığına işaret ediyor. Belki en merak edilen ise 1 kutu koladaki şeker miktarı. 1 Kutu kolada bulunan ortalama şeker oranı da listede 7 buçuk küp olarak belirlendi.  Hiç şeker tadı almadığımız hatta tuzlu ve acılı yiyeceklerdeki şeker oranları da ürkütücü boyutta.

Örneğin makarnalarda sık kullanılan bolonez sosunun tek kavanozunda dahi tam 6 küp şeker var. Hemen gün içtiğimiz hazır çorbaların paketinde 5 küp şekerin olduğu belirtildi. Listenin yayımlanmasının ardından WHO’nun yayımladığı rapora göre günümüz beslenme sistemi içinde yer alan  gıda maddelerini tüketen bir kişi günde ortalama  98 gram şeker tüketmiş oluyor ve bunun dehşet verici bir durum olduğuna dikkat çekiliyor. WHO raporuna göre günlük tüketilmesi gereken şeker miktarı sadece 25 gram.

Aşırı Şeker İçeren Besinlerin Listesi

Kremalı Bisküviler:…………………… 1 küp
Çikolata:………………………6 buçuk küp
Elma:…………………………..4 buçuk küp
Muz:…………………………….3 buçuk küp
Mango:………………………………… 9 küp
Meyveli yoğurt:…………….2 buçuk küp
Enerji içeceği:………………5 buçuk küp
Kutu kola:……………………7 buçuk küp
Kremalı sıcak çikolata:….9 buçuk küp
Meyveli dondurma:……..25 buçuk küp
Havuç (2 adet):……………………… 1 küp
Portakal suyu (500 ml):…………10 küp
Elma Şırası:………………………….. 5 küp
Hazır çorba:…………………………. 5 küp
Milkshake:……………………………12 küp

Şeker içeriği ile birlikte; şekerin vücuda dağılmasında etkili olan glisemik indeks ise önemli bir faktördür. Lifli gıdalardan bazıları fazlaca şeker içermelerine rağmen lifli olmaları nedeniyle vücutta sindirim süreleri kolay besinlere göre daha uzun. Bu nedenle meyve suları yerine meyvenin kendisini tüketmek, şekerli meşrubatlardan uzak durmak çok önemli. Ayrıca; özellikle fruktoz içeren hazır içecekleri tüketmemek ve şeker içeren hazır gıdalardan uzak durmak çok önemlidir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar: 

Glisemik İndeks Nedir?

Fruktoz Nedir?

Sağlıcakla Kalınız….

Tritikale Nedir? Tritikale Nasıl Kullanılır?

tritikale, ümranhanım

Tritikale Nedir? Türkiye’de Tritikale Yetiştiriciliği

Tritikale, buğday ve çavdar bitkilerinin melezlenmesi ile elde edilmiş bir tahıl türüdür. Dünya nüfusunun gıda ihtiyacının giderilmesi için alternatif olarak geliştirilen ve niteliksiz tarım alanlarında üretimi yapılabilecek bir bitkidir. Dünya üzerinde ne fazla Polonya’da yetiştirilmektedir. Polonya’yı sırası ile Almanya,Belarus, Fransa ve Rusya izlemektedir. Soğuk bir iklime sahip olan Rusya; 2008 yılından beri bu bitkinin üretimi üzerinde çalışmaktadır ve son yıllarda üretimde dünya beşinciliğini elde etmiştir.

En iyi tritikale durum buğdayı ve çavdarın melezlenmesi ile geliştirilmiştir. Geliştirilen bu tür; soğuk, kıraç, asitli topraklarda yetiştirilmeye elverişli haldedir. Ekstrem koşullara karşı buğday ve diğer tahıl türlerinden dayanıklıdır. Bu ekstrem koşullar içerisinde; iklim, toprak yapısı ve hastalıklar sayılabilir. Bu koşullarda buğday ve arpaya göre iki kat fazla verim verebilmektedir. Kışlık hububat olarak sınıflandırılır.

Ülkemizde son yıllarda üretimi konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Tatlıcak, Ege yıldızı, Ümranhanım ve Tacettinbey gibi çeşitleri bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak kaba yem, yeşil yem ve dane yem üretiminde kullanılır. Ayrıca; buğday gibi tahıllarla karıştırılarak ekmek ve diğer un mamulleri yapımında kullanılabilmektedir. Ülkemiz hayvancılığı için gelecek yıllarda büyük öneme sahip olabilecek bir tahıldır. Ekim-kasım ayları arasında ekimi yapılmaktadır. Ülkemizde sıcak ve soğuk kuraklık göz önüne alınırsa ve stabil olmayan hava koşulları nedeniyle yetiştirilebilecek en iyi yem bitkilerindendir. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Trakya Bölgeleri gibi karasal iklimin etkili olduğu bölgelerde rahatlıkla yetiştirilebilecek bir üründür.

Tritikalenin Besin Değeri

100 gram tritikale 336 kaloridir. İçerdiği lif miktarı ise buğday ve arpaya göre daha fazladır.

Su [g] 10,51
Protein [g] 13.05
Toplam lipit (yağ) [g] 2.09
Karbonhidrat, fark olarak [g] 72.13
Kalsiyum, Ca [mg] 37
Demir, Fe [mg] 2.57
Magnezyum, Mg [mg] 130
Fosfor, P [mg] 358
Potasyum, K [mg] 332
Sodyum, Na [5]
Çinko, Zn [mg] 3,45
C vitamini, toplam askorbik asit [mg] 0
Tiamin [mg] 0.42
Riboflavin [mg] 0.13
Niasin [mg] 1.43
B-6 Vitamini [mg] 0,14
Folat, DFE [ug] 73
B-12 Vitamini [µg] 0
A Vitamini, RAE [µg] 0
A Vitamini, İÜ [İÜ] 0
E Vitamini (alfa-tokoferol) [mg] 0.9
D Vitamini (D2 + D3) [µg] 0
D Vitamini [IU] 0
Yağ asitleri, toplam doymuş [g] 0.37
Yağ asitleri, toplam tekli doymamış [g] 0.21
Yağ asitleri, toplam çoklu doymamış [g] 0.91
Kolesterol [mg] 0

Sağlıcakla Kalınız.

Böğürtlen Yaprağı Çayı ve Fermente Böğürtlen Yaprağı Çayı

böğürtlen yaprağı çayı

Böğürtlen Yaprağı ve Böğürtlen Yaprağı Çayı

Antik çağlardan bu yana, böğürtlen bitkisinin yaprakları, özellikle Avrupa ve Asya’da, tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Örneğin iki bin yıl önce, Roma ordusunda doktor Galenos askerlerin diş etlerini kuvvetlendirmek için ve fiziksel dirençlerini arttırmak için böğürtlen yaprakları çiğnemelerini sağlamıştı. Böğürtlen yapraklarında bol miktarda C vitamini ve tanen bulunmaktadır. Böğürtlen yapraklarında bulunan yüksek orandaki tanen ve C vitamini ishali giderir, boğaz iltihapları için gargara olarak kullanılabilir, yaralar ve döküntüleri için kompres olarak kullanımının yararlı sonuçlarının olduğu kanıtlanmıştır.  Ayrıca; ödem atıcı ve tansiyon düşürücü özelliği vardır. Gözlere çok iyi gelmektedir. Ağız ve dişlerde meydana gelen iltihaplanmaya çok iyi gelmektedir.

Böğürtlen yaprağı çayı hem ağır hem de hafif adet akışını düzenlemeye yardımcı olur ve gastrointestinal ( mide ) rahatsızlıklarında etkili  olduğu görülmüştür. Bu çayın bilinen  hiç bir yan etkisi yoktur. Çok aşırı tüketmemek kaydı ile gönül rahatlığıyla tüketeceğiniz ve tadını çok seveceğiniz bir çay. Gerek meyveleri gerekse böğürtlen yaprağı oldukça fayda sağlamaktadır.

Böğürtlen Yaprağı Çayı Tarifi: ( Tek Kişilik )

Hafif demde bir çay için, 2 çay kaşığı böğürtlen yaprağı  1 su bardağı kaynar suyun içine atılır ve kendi halinde kaynatılmadan 10 dakika demlemeye bırakılır. Doğal bal ile tatlandırıp içebilirsiniz. Bu durumda etkisi daha fazla olacaktır.

Terapötik Etkisi: Yüksek C vitamini ve tanen içeriği, böğürtlen yaprağı çayının deri döküntülerini, ağız ya da boğaz iltihaplarını ve ishali hafifletmesi için yararlıdır . Buna ek olarak, yaprakları C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir ve doku onarımını destekler.

Fermente Edilmiş Böğürtlen Yaprağı Çayı Nasıl Yapılır?

Böğürtlen yaprakları fermente edilerek kendi lezzet ve tedavi etkisini artırır. Siyah çaya benzer şekilde mayalanan yaprakların etkisi dahada artar. Mayalanması için, oklava  yada bir sopa ile hafifçe böğürtlen yaprakları ezilir. Nemli bir bezle yapraklar sarılır ve sıcak bir yere asılır. İki ya da üç gün sonra, yapraklar gül gibi bir koku salacaktır. Bu kokuyu ortaya çıktıktan sonra yapraklar gölgelik bir yerde kurumaya bırakılır. Yapımı çok kolay, aroması ve lezzeti ağız tadına hitap eder.

Sağlıcakla Kalın…

Kivi Meyvesi İçindeki Vitamin ve Mineraller Neler?

kivinin faydaları, kivi nasıl yenir

Kivi Meyvesi Nerede Yetişir? Kivinin Faydaları Nelerdir?

Kivi meyvesi, Çin’in güneyinde bulunan Yangtse Vadisine has bir bitki olup Avrupalılar tarafından 19. yy’da keşfedilerek tüm dünyaya yayıldı. Türkiye’de üretimi çok yenidir. Ticari bahçeleri daha çok Kuzey Marmara (Yalova,Bursa,Adapazarı,Çanakkale) ile Doğu Karadeniz (Rize, Trabzon, Giresun,Ordu) ve Batı Karadeniz (Zonguldak) yörelerinde bulunmaktadır. İnsanımız tarafından tadı beğenilen bu meyvenin yedi meyvenin tadını andırdığına inanılmıştır.

Vitamin bakımından ( Özellikle C vitamini açısından ) zengin olarak gösterilen turunçgillerden 4-5 kat daha fazla vitamin oranına sahiptir. A ve E vitamini de içerir. Ayrıca; potasyum, kalsiyum, magnezyum ve de demir gibi mineraller bakımından da oldukça zengin bir meyvedir.

Günde sadece 1 adet yenilen kivi kişinin 1 günlük  C vitamini ihtiyacını karşılamaya yetmektedir. Ayrıca;  pektin ve flavonitler bakımından da zengin bir meyvedir. Afrodizyak etkisiyle de bilinen bir meyvedir.

Yapılan araştırmalarda olgun bir kivide proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerin 15 tanesine rastlanmıştır. Muzun içerdiği kadar da potasyum içerir ve kılcal damar yapısını kuvvetlendirir. Kan sulandırıcı etkisiyle kalp ve damar sağlığı için de oldukça mühimdir.

İçeriğindeki yüksek lif oranı sayesinde sindirimi kolay olduğu için diyetlerde genellikle tercih sebebidir. 1 kivide yaklaşık 26 kalori vardır. Yemekten sonra yendiğinde dahi midenizde şişme ya da hazımsızlığa neden olmaz. Kandaki yağ düzeyini düşürür, kan basıncını düzenler. Günde 1-2 adet tüketmenin iyi kolesterol seviyesini artırdığı ve kötü kolesterolü de düşürdüğü gözlemlenmiştir.

Kivinin Astım ve Nefes Darlığına Faydaları

İskoçya’daki Rowett araştırma enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmada üç hafta süreyle düzenli olarak kiviyi tüketmiş ve araştırma sonucunda katılımcıların kan tahlillerinde lenfositlere dna zararının önemli ölçüde azaltmıştır. Ayrıca bir başka araştırmada ise kivi ve greyfurt meyvelerini haftada ortalama 6  porsiyon tüketen çocuklarda astım, nefes darlığı ve burun tıkanıklığı gibi belirtilerin ortalama % 30 oranında düştüğü görülmüştür.

Lif bakımından oldukça zengin olduğundan bağırsaklar için çok faydalıdır. Bu özelliği ve içerisinde bulunan bileşimlerle kolon kanserine karşı koruyucu bir meyvedir. Ancak bazı kişilerde kiviye karşı allerjik ataklar görülebileceğinden dikkatli kullanılmasında fayda vardır.

Kivi Üretimi ile ilgilenmek isteyenler için:

( Üretimi ile ilgilenen için Kivi Fidanı satışları internet üzerinden yapılmaktadır. Fidanlar erkek ve dişi olmak üzere iki çeşit isimle isimlendirilir. Hawyard cinsi dişi fidanlarının fiyatı 15 ila 20 TL arasında satılmaktadır. İlgilenenler için Bknz: Kivi Fidanı Yetiştiriciliği  )

Kivi Nasıl Soyulur ve Nasıl Tüketilir? 

Kivi kaşıklar daha kolay soyulmaktadır. Bunun için meyvenin tepe noktası hafifçe kesilir ve bir tatlı kaşığı yada yemek kaşığı ile kabuk kısımlarından içeri doğru girilerek etli meyve çıkarılır. Meyve çiğ olarak yenebileceği gibi marmelatı, reçeli ve meyve suyu olarak tüketilebilir. Kurutularak da yenebilir.

Sağlıcakla Kalın…

Arsenik İçeren Gıdalar ve Arsenik Zehirlenmesi

arsenik içeren gıdalar

Arsenik Nedir? Arsenik Nerelerde Kullanılır?

Arsenik; As sembolü ile gösterilen bir elementtir. Yer kabuğunun yüzey kısmında çok az miktarda bulunur. Ancak tarım ilaçları (pestisitler) içerisinde arsenik bulunması sebebi ile yapılan araştırmalarda tarım topraklarından normal miktarın yüzlerce misli arseniğe rastlanmıştır. Normal deniz suyunda milyonda 10 oranında bulunur ki bu oran normaldir. Kurşun ve Bakır yataklarında arsenik cevherleri yoğun olarak bulunur.

Arsenik oldukça zehirli bir maddedir; bazı arsenik bileşiklerinin 0,05 gramı dahi öldürücü etkidedir. 0.05 gramın altında ise belirli bir miktara kadar güçlü zehirlenmelere neden olur.

Arsenik Nerelerde Kullanılır?

Elementer halde arseniğin kullanımı kısıtlı olup daha çok bileşikler halinde kullanılmaktadır. Arsenikli bileşikler; bazı çeşit boyaların imalatında, seramik üretiminde, fare zehri, böcek ve tarım ilaçları, bazı ilaçlar, duvar kağıtları, ahşap koruma malzemelerinde, kaplamacılıkta, bazı alaşımların üretiminde, tüfek saçmaları gibi alanlarda kullanılır. Ayrıca 19. ve 20.yy’da frengi hastalığının tedavisinde kullanılmıştır. Arsenikli bileşiklerin kimyasal silah olarak kullanılabileceği de bilinmektedir. Eski zamanlarda insanların tunç yapımında arseniği kullandığı tespit edilmiştir.

Arsenik İçeren Besinler Nelerdir? Arsenik Zehirlenmesi Nedir?

Arsenik; bazı su kaynaklarında bulunabilir. Pirinç; arsenik içerebilen diğer bir besin maddesidir. Yapılan bazı araştırmalarda; bazı meyve sularında, kırmızı et ve tavuk eti ürünlerinde, süt ve süt ürünlerinde, sanayi atıklarının boşaltıldığı su yataklarından elde edilen balık ve diğer su ürünlerinde rastlanılabilmektedir. Pestisitler nedeni ile bazı meyve ve sebzelerde arseniğe rastlanılabilir. Bu nedenle satın alınan meyve ve sebzeler bol su ile durulanmalıdır. Bazı bebek mamalarında da arseniğe rastlanılmıştır.

İnsanlarda arsenik zehirlenmesi en çok böcek ilaçlarının ağız ve solunum yolu ile vücuda alınması sonucu görülür. Ayrıca çeşitli nedenlerle içme sularına karışan arseniğin zehirlenmelere neden olduğu bilinir. Arsenik içeren meyve ve sebzelerin vücutta birikmesi de zehirlenmelere neden olabilir. Doz ve maruz kalma süresine göre akut zehirlenme ve kronik zehirlenme görüşebilir. Akut zehirleme aniden yüksek doz nedeniyle oluşan zehirlenmedir, akut zehirlenmesinin belirtileri; kusma, bulantı, ağız ve boğazda yanma hissi, karın ağrısı, dolaşım bozuklukları, kalp yetersizliği ve ölüm gibi sonuçlar görülebilir. Kronik zehirlenme ise uzun süreli küçük dozlarda maruz kalma neticesinde görülür. Etkileri daha yavaş ilerler. Kronik zehirlenme belirtileri; aşırı güçsüzlük ve yorgunluk, sindirin ve boşaltım sorunları, sinir sistemi sorunları, deri tümörleri sayılabilir.

Arseniğin Kimyasal Özellikleri Nelerdir? 

Arseniğin atom numarası 33, atom ağırlığı ise 74.91’dir. Periyodik cetvelde 5 A grubunda yer alır. Metal ve ametal arası özellikler gösterir. Gri arsenik 610 derecede katı halden direk gaz haline geçerek süblimleşme özelliği gösterir. Bu özelliği arseniği daha tehlikeli yapmaktadır. 400 derecenin üzerinde arsenik yanıcı bir hal alabilir.

Arseniğin doğada; sarı, gri ve siyah arsenik olmak 3 allotropu bulunur. Doğada genel olarak bileşikler halindedir. En çok bulunan mineral arsenopirit (FeS2FeAs2)’dir. Diğer bileşikler olarak realgar (As4S4, tüy dökmede kullanılan zehirli bir bileşik olan zırnık), orpigmen As2S3 ve NiAsS(arsenik nikel sülfür)

Sağlıcakla Kalınız…

Sorgum-Sürüge Darısı Nedir-Nasıl Kullanılır?

sorgum nedir, süpürge darısı nedir

Sorgum-Süpürge Darısı Nedir? Sorgum Nerelerde Yetişir?

Sorgum otu;bilimsel adı sorghum bicolor olan buğdaygiller familyasına ait bir tahıl türüdür. Dünya üzerinde 25’den fazla sorgum türü bulunur. Genel olarak bir yem bitkisi olarak bilinmesine rağmen son yıllarda kinoa gibi popüler bir besin maddesi olmuştur. Dünyada ilk yetiştirildiği yerin Kuzey Afrika olduğu düşünülür ve 3000 yıldır kullanıldığına dair veriler bulunmaktadır. Ülkeden ülkeye ismi değişmekle birlikte; gine mısırı, kafir mısırı, süpürge darısı gibi isimlerle bilinir. Özellikle açlık sorunu ile yaşamak sorunda kalan bazı ülkeler için çok önemli bir besindir.

Dünya üzerinde en büyük sorgum üreticisi ABD’dir. ABD’den sonra Meksika, Sudan, Nijer ve Hindistan en büyük üreticiler arasındadır. Dünya üzerinde yetişen pek çok türü bulunur. Ülkemizde yetişen türü özellikle Trakya bölgemizde süpürge darısı olarak bilinir. Süpürge darısı olarak bilinen bu tür yerel olarak süpürge yapımından yüzyıllardır kullanılmaktadır.

Sorgumun Kullanım Alanları? Sorgumun Özellikleri Nelerdir? 

Sorgum bitkisi; buğday ve mısır ile diğer tahıl ürünlerine alternatif hemen her alanda kullanılabilir. Kuskus, yulaf lapası gibi lapası, ekmek, pasta ve kek yapımında kullanılabilir. Silaj, hayvan yemi, duvar kaplama ve şıra yapımında da kullanılır. Ayrıca birası yapılabilir. Bazı ülkelerde pek çok içeceğin temel maddesidir. Hindistan’ın meşhur ekmeklerinden roti ve Meksika’nın ünlü tortilla ekmekleri sorgum unundan yapılmaktadır. Ayrıca etil alkol yapımında da kullanılmaktadır. Sorgumdan elde edilen etil alkol, ABD’de araçlarda yakıt tasarrufu amacıyla kullanılmaktadır.

Benzer şekilde; süpürge darısı sorgumu kağıt sanayisi, hayvan yemi, çit yapma gibi amaçlarla kullanılabilmektedir. Süpürge darısı un yapımında da kullanılmaktadır. Sorgumun diğer türlerine benzer kullanım şekilleri bulunur.

Sağlıcakla Kalınız..