Lifli Gıdaların Yararları: Hamilelik Dönemi ve Kadınlar

hamilelikte beslenme

Hamilelik Döneminde Lifli Gıda Tüketimi

Lifli Gıdaların Yararları nelerdir? Kadınlar için önemi nedir? Hamilelik döneminde faydaları nelerdir? diye soruyorsanız bu yazımız tam size göre.

Kadın yaşamının tamamında ya da bir bölümünde, fazlaca konuşulmayan gıdaların ve besin takviyelerinin önemine değineceğiz. Yanı başınızda bulunacak bu yazı her kadın için çok önemli.

Kadınlar ergenliğe girmeden önce her şey normaldir, ancak, hikaye değişmeye başlar. Beslenme gereksinimleri çocuklukta aynı olsa da, aynı yaştaki erkek ve kadınların ihtiyaçları arasında farklılıklar ortaya çıkmaya başlar.Ve bu ihtiyaçların bazıları kadın hayatı boyunca değişerek devam ediyor.

Eğer sağlıklı ve enerjik kalmak istiyorsanız , hangi gıdalar buna yardımcı olur iyi öğrenmek gerekiyor.

Çocuk doğurma yaşında: Demir ve Folik Asit

Her zaman yorgun hissediyorsanız, yeterli demir almıyor olabilirsiniz. Vücudunuz adet dönemlerinde çok demir kaybeder. Demir ayrıca, hamilelik sırasında da önemlidir. Çift can taşımak kolay değil ne de olsa :)

Folik asit nedir peki? Kırmızı kan hücresi, deri hücresi gibi yeni hücre üretimi için gerekli olan folik asit bir B vitamini türüdür. Gebeliğin ilk evrelerinde, bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişimi için zorunlu ve gerekli olan bir maddedir. Mercimek, Yeşil Yapraklı Sebzeler, Narenciye,Kuşkonmaz, Barbunya, Brokoli, Zenginleştirilmiş Ekmek ve Tahıllar, Ayçekirdeği, Domates Suyu, Yumurta gibi gıdalar folik asit bakımından zengin gıdalardır.

Amerika Beslenme ve Diyetetik Akademisi sözcüsü Melinda Johnson şöyle söylüyor; “Adet dönemlerinde demir kaybı çok fazladır. Ve özellikle ağır adet geçiren kadınların demir depolarının az olma riski vardır. Eğer düşük demir deponuz ile gebeliğiniz başlarsa , gerçek anemi ile düşük riski daha fazladır. Ayrıca bebeğiniz, kendi bünyesi için ihtiyacı olan demirin tamamını alamayabilir.” Demirin önemi bu açıdan incelendiğinde hamilelik demir eksikliği ile başlarsa bebekte zeka geriliğine kadar ilerleyen durumlara sebep olabiliyor.

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de tüm gebeliklerin yarısı plansız olduğundan, hamile kalmaya çalışırken olmasa bile önerilen miktarda demir ve folik asit  almalısınız. Kullandığınız ilaçlar dahi bu duruma etki ediyor. Mesela doğum kontrol haplarının bazı türleri, mide asidi azaltmak için kullanılan antasitler gibi ilaçlar demir emilimini azaltabilir. Eğer hamilelik gibi bir planınız varsa kullandığınız ilaçlar için bir doktordan fikir almayı unutmayın. İlaçların içindeki etken maddeleri de araştırabilirsiniz.

Günlük demir ihtiyacınız ne kadar: 19-50 yaş kadınlar için günde 18 miligram. Hamile kadınlar için, günde 27 miligram demir standarttır.

Demiri yüksek besinler: Et, deniz ürünleri, fındık, kuru fasulye, ıspanak, brokoli, ve demir-zenginleştirilmiş tahıllar.

Günlük folik asit ihtiyacınız ne kadar: 14 yaş ve üstü kadın için günde 400 mikrogram;Hamileler için, günde 600 mikrogram; emziren kadınlar için, 500 mikrogram.

Folat miktarı yüksek gıdalar folik asit ile güçlendirilmiş Fasulye, mercimek, bezelye, fındık, meyve, sebze, ve ekmek ve tahıllardır. Bu ürünleri araştırmadan almayınız.

Menopoz: Kalsiyum ve D Vitamini

Menopoz başladığında , kadınların diyet ihtiyaçları yine değişir. Kalsiyum gereksinimleri genç yaşlarındaki günlük 1.000- 1.2000 miligram seviyelerinden de geriye gider. Ancak çoğu kadın sadece 600 miligram ile idare eder ve aradaki farkı telafi etmek için çabalamaz.Amerikalı Diyetisyen Ruth Frechman; “Yeterince kalsiyum deponuz yoksa, vücut, sinirler, kaslar ve kalp için kullanılmak üzere kemiklerden kalsiyum alacaktır. Östrojen kemiklerdeki kalsiyum tutumuna yardımcı olur. Menopoz müzdaribi kadınlar, Östrojen üretimi azalmadan kalsiyim depolamaya başlayın” diyor. Yeterli kalsiyum ve D vitamini içeren bir yüksek-lifli, düşük yağlı diyet gıdalar yemek gerekli vemenopoz semptonlarının azalmasına yardımcı oluyor.

Kalsiyum gibi, D vitamini de kemik kitlesini muhafaza etmek için önemlidir. Bu vücudunuzun kalsiyumu korumasına yardımcı olur ve kemik erimesini geciktirir. D vitamini olmadan, kemikler osteoporozdan dolayı kırılgan ve ince olabilir. Günlük ihtiyacınızı 8-18 miligram seviyelerinden 50 miligram seviyelerine çıkarmanız iyi olabilir.

Yeterli lif aldığınızdan emin olun. Lif, koroner kalp hastalığı, diyabet, divertikülozis ve irritabl bağırsak sendromu riskini azaltmaya yardımcı olur. Siz meyve, sebze ve tam tahıllarla bol sağlıklı bir diyet yaparak günde önerilen 21 gramlık ihtiyacınızı almalısınız. Lif takviyeleri güvenmeyin. Lif takviyeleri, gıdalar yerine üretilmemiştir. Onlar duruma bağlı olarak, gerekli olabilir.

Ne kadar kalsiyuma ihtiyacınız var:  51 yaş ve üstü kadınlar için günde 1.200 miligram (Kalsiyum yüksek gıdalar Süt, yoğurt, peynir, tofu, müstahkem portakal suyu)

Ne kadar D vitaminine ihtiyacınız: 51-70 yaş arasındaki kadınlar için  400 uluslararası birim (IU); 70 üzerindeki kadınlarda 600 (IU) (D vitamini yüksek gıdalar: Balık, süt, zenginleştirilmiş tahıllar)

 

Karaciğer Yağlanması ve Zerdeçal

karaciğer yağlanmasına zerdeçal

Karaciğer yağlanması ve Zerdaçal

Zerdeçal Nerede Yetişir?

Zencefilgiller ailesinden olan zerdeçal ana vatanı Hindistan olan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renktedir. Zerdeçaldan safranımsı boyalı bir madde çıkarılır. Baharat olarak tüm dünyada kullanılır. Dışı kısmı kahverengi rengine yakın içi sarı veya kırmızımsı sarı renktedir. Çok eskiden bilim adamları tarafından indikatör-PH belirlemek için kullanıldığı bilinmektedir.

Zerdeçalın Yararları Nelerdir?

Zerdeçal; sinirleri uyarır ve mideyi kuvvetlendirir. Vücuttan iltihabi toksinlerin atılmasında etkilidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca soğuk algınlığına ve astım gibi hastalıklarda faydalı olduğuna dair bilgiler vardır. Ayrıca kötü kolestrolü düşürdüğüne dair çalışmalar mevcuttur. Zerdeçalın aktif maddesi curcumindir. Aynı zaman da bitki antienflamatuar ve antioksidan etkilere sahiptir. Özellikle Mevsim Geçişlerinin atlatılmasında daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi oldukça etkilidir. Ayrıca Zerdeçal etken maddesi olan kurkuminin ( curcumin ) alzeimer ve kolon kanserine karşı önleyici etkisini olduğunda dair araştırmalar bilinmektedir.

Zerdeçal Nasıl Kullanılır?

Sizlere tavsiyemiz her zaman belirttiğimiz, bir bitki sağlam bilimsel araştırmalar olmadan kesinlikle ilaç olarak alınmamalıdır. Bu yüzden eldeki verilere dayanarak size vereceğimiz tavsiye; zerdeçalı toz halinde çorbalarınızda, yemeklerinizde ve salatalarınızda gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Bu arada zerdeçal aroma arttırıcı bir etkisi olduğundan dolayı, çorbanızın, yemeklerinizin ve salatalarınızın daha lezzetli olmasını sağlayacaktır. Zerdeçallı soslarla terbiye edeceğiniz etlerdeki et aroması daha artacaktır. Ayrıca Körinin hammadesinin zerdeçal olduğunu hatırlatalım.

Gelelim Zerdeçal ile karaciğer yağlanması sorununun önüne geçilmesine. Öncelikle sayfamızın sloganını hatırlatalım; ” Ne Yememeliyim, Ne Yapmamalıyım ”. Karaciğer yağlanmasının tek sebebi kalitesiz ve gereksiz beslenmedir. Karaciğeriniz yağlandıysa, Karaciğer enzimleriniz bozulduysa yada yürürken sizden önce yürüyen bir göbeğiniz varsa yapmanız gereken ilk iş alkol kullanıyorsanız bırakmalısınız. Bunun dışında beyaz kepeksiz ekmeği kesin, yemeklerinizi bol çiğneyin ve akşamları 19:00 ‘dan sonra kesinlikle yemek yemeyin. Eğer çok acıkıyor veya tatlı isteğiniz geliyorsa her zaman önerdiğimiz gibi bir kaç tane keçiboynuzu yemenizi şiddetle öneririm.

Ayrıca sabahları kalktığınızda ilk işiniz bir bardak ılık su içmek olsun. Suyunuzun içine tercihen bir kaç damla limon veya elma sirkesi katarsanız yarım saat içinde vücudunuzda önemli ölçüde yağ ve toksik maddeleri yakacaktır. Kahvaltıda  zeytin tabağınızın içine biraz zeytinyağı, kaliteli kırmızı pul biber, bir miktar zerdeçal ve bir limon suyu ekleyin ve bu soslu zeytini yemeyi tercih edin. Ayrıca yemeklerinize ve çorbalarınıza bir miktar zerdeçal mutlaka katın. Bu paragrafta yazdıklarımı bir ay boyunca ( eksiksiz uygulayarak ) ve günde sadece 20 dakika yürüyüş veya egzersiz yaparak fazla yağlarınızdan önemli ölçüde kurtulmuş olacaksınız. Ama dediğim gibi Alkolü, Ekmeği, Hamur işini, Pastayı, Kolayı lütfen önemli ölçüde azaltın. Bir ay deneyin ve sonucu görün.

Sağlıcakla Kalın…

 

Kullanılmış Sallama Çay Poşetinin Bilinmeyen 9 Harika Faydası

kullanılmış çayın faydası

1-Kullanılmış sallama çay poşeti, soğuk suya tutulup yanık bölgesine presslendiği takdirde güneş yanığına iyi gelir.
Not: Bu yöntemler hafif vakalar için doktor tavsiyesinde kullanılmalıdır!

2- Vücuttaki çürüklerin iyileşmesine katkı sağlar.
Not: Bu yöntemler hafif vakalar için doktor tavsiyesinde kullanılmalıdır!

3-Örümcek ısırığından kaynaklı enfeksiyona iyi gelir.
Not: Bu yöntemler hafif vakalar için doktor tavsiyesinde kullanılmalıdır!

4-Ve uçuğun iyileşmesine katkı sağlar.
Not: Bu yöntemler hafif vakalar için doktor tavsiyesinde kullanılmalıdır!

5-Göz kapaklarını rahatlatır ve göz morarmalarına iyi gelir.
Not: Bu yöntemler hafif vakalar için doktor tavsiyesinde kullanılmalıdır!

6-Spor ayakkabıları gibi ayakkabıların içinde bekletildiğinde steril etki gösterip kötü kokuları yok eder.

7-Lavaboda su biriktirip bulaşıklarla birlikte kullanılmış poşet çay attığınızda yağ çözücü etki gösterir.
Çay içerdiği bileşikler sayesinde iyi bir yağ çözüdür. İçeriğinde bulunan bileşikler sayesinde sıcak su ile temasında lavaboda birikmiş yağlarla kısmi sabunlaşma etkileşime girerek lavabonuzda biriken kiri pası çözebilirsiniz. Bir öneri daha, lavabolarınızı kola ile yıkadığınız zaman lavabonuzun metal kısımlarının parladığını göreceksiniz.

8-Buzdolabına koyduğunuzda, kötü kokuları yok edip buzdolabının taze kalmasını sağlar.
Çayın kendine has aroması sayesinde buzdolabınızda kötü kokuları yok edecektir. Ancak bu ay poşetlerini en fazla bir gün buzdolabınıza koyun. Ayrıca size tavsiyemiz buzdolabı içine koyacağınız az miktar karbonat da buzdolabınızda kötü kokuları yok edecektir.

9-Kilere koyduğunuzda gıdaları, haşere ve farelerden uzak tutar.
Siyah çay ve adaçayını birlikte koyarsanız daha fazla etki gösterecektir. Ayrıca evin bir köşesine koyacağınız kahve de böcekleri, özellikle hamam böceklerini evinizden uzak tutmaya yardımcı olacaktır.

Organik Beslenme Pahalı mı?

organik beslenme pahalı mı

Organik Beslenme En Ucuz Beslenme Yöntemidir

Bu yazı bir okurumuz tarafından gönderilmiştir.

Öncelikle Organik ya da Doğal beslenmenin ilk şartı doğal olmayan ürünleri mümkün olduğunca hayatımızdan çıkartmaktır. Mesele Kola içmiyoruz kesinlikle, beyaz şekeri çöpe atıyoruz, çikolata, bisküvi, beyaz kepeksiz ekmek, yaş pasta, çörek börek ne varsa bunları elimizin tersiyle bir kenarı bırakıyoruz. Öncelikle bunlara vermiş olduğunuz gereksiz paradan ve bunların zararlarından kurtulmuş olacaksınız. Buradan yapacağınız tasarrufu ise Organik Beslenme masraflarınıza harcayabilirsiniz. Tabi Organik Ürünler yerine güvendiğiniz bildiğiniz yerlerden sipariş edeceğiniz doğal ürünleri de tercih edebilirsiniz. Malatya’dan kayısı, Maraş’tan tarhana, Konya’dan buğday, Kars’tan Peynir vs. gibi ürünleri kolayca bulacağınız onlarca internet satış mağazası bulunmaktadır. Bunlardan en güvenilir olanını araştırarak hayatınızda yeni bir başlangıç yapabilirsiniz.

Mesela ben genellikle meyve yerine keçiboynuzu yemeyi tercih ediyorum. Bu şekilde bir alışkanlık oldukça ekonomik. Günde 2-3 adet Keçiboynuzu o günkü meyve ve tatlı ihtiyacımı kesinlikle karşılıyor. Ayrıca mevsiminde ailecek gittiğimiz yerlerde doğal yetişen meyveleri ya köy pazarlarından satın alıyoruz yada dağlardan kendimiz topluyoruz. Örneğin; alıç zamanı alıç topluyoruz, böğürtlenleri kendimiz toplayıp kurutuyoruz veya şurubunu yapıyoruz. Oturduğumuz semte yakın parklarda ve bahçelerde yetişen bildiğimiz bazı otları topluyoruz. Bir kısmını taze bir kısmını kurutup kışlık ihtiyaçlarımız için saklıyoruz. Karahindiba, sinir otu, nane, asma yaprağı, kiraz yaprağı, dut yaprağı, ebegümeci bunlardan aklıma gelenler. Bu sayede yıl boyunca çoğu zaman ne meyveye ne de otlara çok para vermiyoruz. Ama ihtiyaç olduğunda mutlaka doğal olanlarından paramıza kıyıp alıyoruz. Televizyonlarda reklamı yapılan yabancı kökenli pahalı ot ve meyveleri kesinlikle eve sokmuyoruz. (Avokado hariç)

Tavuk eti alırken muhakkak organik sertifikalı veya yürüyen tavuk gibi çeşitleri tercih ediyorum. Aldığım tavuğun kemiklerine kadar değerlendiriyorum. Besleyici değeri oldukça yüksek.

Kasımpaşa’nın Asırlık Organik Pazarı

İstanbul’da yaşayanlar için Kasımpaşa’da bulunan Organik Pazarı mutlaka tavsiye ediyoruz. Bu pazarda doğal köy ürünlerini bulmak mümkün. Yumurtadan tavuğa, kuru meyveden pestile, yeşil yapraklı sebzelerden organik süt ve yoğurda kadar hemen her şeyi bulmak mümkün. Ayrıca yine İstanbul Feriköy’de organik ürünlerin satıldığı bir market bulmak mümkün. Her cumartesi Feriköy’deki Lala Şahin Sokak’ta kurulan pazar Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi’nin  girişimleriyle yedi yıldır İstabullulara hizmet veriyor.  Sabah 06.00’da açılan pazarda sebze-meyvenin yanı sıra doğal krem, yumurta, tavuk eti, gözleme, börek bulmak mümkün.

Mevsim Geçişlerinde Alınması Gereken Gıdalar

mevsim geçişlerinde beslenme

Mevsim Geçişlerinde Almamız Gereken Gıdalar

Yorgunluğa, Alerjiye karşı Meyan Şerbeti

1- Meyan Şerbeti Tüketin: Günde bir çay bardağını aşmamak üzere ve eğer herhangi bir ilaç kullanmıyorsanız, kalp ve şeker hastalığınız yoksa Meyan tüketimini beslenme sisteminizde aşırıya kaçmadan kullanılabilir. O kadar etkili bir kök ki, Hiv virüsü ile enfekte olmuş kişilerde bile vücut direncini büyük ölçüde arttırdığı yapılan araştırmalarla sabittir. Ayrıca meyan kökü kronik yorgunluğa, bitkinliğe, depresyona, astım ve mevsimsel alerjik hastalıklarda oldukça etkili bir bitki. Mevsim geçişlerini kolayca atlatmak için bir hafta hafta yada iki hafta arayla ve haftanın üç günü günde sadece bir su bardağı meyan şerbeti içerek sağlığınıza sağlık katın.

Meyan Şerbeti Tarifi:

Bir kişi 3 günde toplam 3 su bardağı tüketmek üzere:

3 Su Bardağı Su

2,5-3,5 Tatlı kasığı Lif haline getirilmiş Meyan Kökü ( Aktarlarda mevcut )

Su içerisine meyan kökü ilave edilir ve dinlenmesi üzere serin bir yere veya buzdolabına konur. 4 saat ile 12  saat arasında dinlendirilebilir. Daha sonra ince bir tülbentten süzülür. Her gün bir bardak tüketerek üç gün kullanılır. Daha sonra ise takribi 1 hafta veya 2 hafta arayla tekrar denenebilir

Önemli Not: Meyan Kökü vücuttan potasyum atılmasını hızlandırır. Ayrıca pek çok ilaçla etkileşme girerek ilaç etkisini artırır. Tansiyon, Kalp ve Şeker sorunu bulunanlar ve sürekli ilaç kullananlar için Meyan Kökü kullanımı tavsiye edilmez.

Mevsim Geçişleri ve Alerji için Keçiboynuzu Tüketmek

Gözünüz kapalı tüketebileceğiniz harika bir meyvedir. Eğer cinsel gücünüzde azalma varsa, alerji,astım ve nefes darlığından şikayet ediyorsanız, kronik yorgunluğunuz varsa mutlaka ama mutlaka alışkanlık haline getirmeniz gereken bir meyve. Bilinen hiç bir yan etkisi yok. Tek kusuru biraz sert olması ama tadına alışınca sertliğini problem etmiyorsunuz. Ayıra mevsim geçişlerinde mutlaka tüketmeniz gereken bir meyve. Her gün iki yada üç tane tüketin. Tüketmeniz halinde fayda vermeye başlayacak; bağırsak problemlerinizi giderecek, solunum sisteminize inanılmaz katkılar sağlayacaktır. Astım ve Alerji’den korunmak ve alerjiniz varsa takviye etmek için çok etkili bir meyvedir. Her gün 2 tane keçiboynuzu yemenizi öneriyoruz, sertliğinden dolayı yiyemiyorsanız kaynar suda 10 dakika kısık ateşte kaynatıp, soğuyana kadar demleyin ve suyunu tüketmeye çalışın.

Başka Neler Yapılabilir?

Bunlar dışında, MEvsim öğünlerimize ve uyku düzenimize dikkat etmemiz gerekir.  Beyaz ekmekten kaçınmak her zaman önemlidir. Aşırı şeker içeren içecekler, kola, siyah çay, kahve bu dönemde uzak durmamız gereken içecekler. Bu mevsimlerde soframızdan turp, maydanoz ve limonu eksik etmiyoruz. Tatlı yerine kuru üzüm, kuru dut tüketilebilir. Çörek otu, nane, kekik, biberiye gibi bitkiler de alerjiye karşı etki gösterir.Mevsim Geçişleri başlamadan önce sigara ve kullanılıyorsa alkolü kesmek yada azaltmak sağlıklı bir davranış olabilir. Bayat yemeklerden uzak durmak vücutta histamin yüklenmesine neden olan fermente gıdaları daha az tüketmek faydalı olabilir. Ayrıca kıştan çıkmadan, kemik suyu çorbası gibi vücudun protein ve kolajen ihtiyacını karşılayacak besinlere ağırlık verilebilir. Bu mevsimlerde sağlıklı uyku ve düzenli hafif egzersizlerde fayda sağlayabilir.

Sağlıcakla Kalın….

Çikolata Alerjisi ve Keçiboynuzu Çikolatası

keçiboynuzu çikolatası

Çikolata Alerjisi ve Keçiboynuzu Çikolatası

Çayda ve Kahvede tiryakiliğe sebep olan ve sinir sistemine uyarıcı olarak etki yapan kafein kakao ve dolayısıyla çikolata içerisinde de mevcuttur. Kafeinin bilimsel olarak kanıtlanmış pek çok faydası olmasına karşın çoğu insanda zamanla hassasiyet gelişir. Bu hassasiyetten ötürü vücut fazla kafein aldığı zaman; kişide anksiyete bozuklukları, uykusuzluk, sinirlilik, kalp çarpıntısı gibi etkiler baş gösterir. Her ne kadar çikolatanın mutluluk verici etkisi var olsa da içerdiği kafein yüzünden bazı insanları olumsuz etkileyebilmektedir. İşte bu yüzden Kafein hassasiyeti olan insanlar için kakao yerine keçiboynuzu tozu kullanılarak yapılan keçiboynuzu çikolatası iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Kakao Alerjisi ve Çikolata Alerjisi

Aslında Kakao Alerjisi  pek az insanda görülse de, Çikolataya alerjisi olan insan sayısı oldukça fazladır. İkisi birbirinden tamamen farklı sebeplere dayanmaktadır. Pek çok insanda çikolata alerjisinin asıl sebebi çikolata içerisinde katkı maddesi olarak ilave edilen bir veya bir kaç maddenin gösterdiği etkidir. Çikolata alerjisinin sebepleri arasında, çikolata içerisinde bulunan süt-süt tozu, fındık, kakao,buğday ürünleri (gluten), mısır, soya ürünleri ve diğer katkı maddeleri sayılabilir. Belirtileri arasında kaşıntı, makat kaşıntısı, kurdeşen, solunum sorunları, astım atakları ( astım hastaları için ), midede yanma ve ekşime vs. sayılabilir.

Doğal Keçiboynuzu Çikolatası, Çikolataya Alerjisi olanlar tarafından kullanabilir mi?

Yanıtı kısmen evet. Eğer Alerjinizin sebebi çikolata içerisinde bulunan Kakaodan kaynaklı ise gönül rahatlığıyla Keçiboynuzu Çikolatasını kullanabilirsiniz. Eğer Alerji kaynağınız başka bir madde ise tercihen o maddenin katılmadığı Keçiboynuzu Çikolatasını tüketebilirsiniz. Hatta bu çikolatayı zevkinize göre evinizde dahi yapabilirsiniz.

Ayrıca keçiboynuzu alerjik hastalar için tedavi edici özellikleri olan bir meyvedir. Çikolatada keçiboynuzunun anti-alerjik etkisi için yeteri kadar araştırma yapılmamış olsa da bilinen bir gerçek şu ki Keçiboynuzu içinde bulunan Gallik asit mucizevi bir bileşimdir. Gallik Asit oldukça kuvvetli alerji kesici olmakla birlikte; bronş genişletici, ağır kesici, kansere karşı koruyucu, vücuttan ağır metal ve toksinleri atıcı vs. gibi sayısız faydaları vardır.

Sağlıcakla Kalın….

İlginizi Çekecek Makaleler:

>>> Keçiboynuzu Kahvesi ve Faydaları

 

 

Günde 20 bardak çay içerseniz ne olur? Japon bilim adamları açıkladı.

çayın faydaları

siyah çaySiyah Çay İçmek Faydalı mı?

Siyah çay, belki de hepimizin hemen her gün tükettiği içeceklerden birisi. Çayla ilgili yapılmış yüzlerce bilimsel çalışma var. Çayın içeriğinde ki tanenlerin, flovinoid bileşiklerin ve kafeinin onlarca olumlu faydası var. Fakat çayı nasıl, ne şekilde ve ne zaman tüketeceğimiz, dem süresi gibi faktörler her besinde olduğu gibi çayın da faydalı etkilerini yok etmekte hatta zararlı bir içecek halini almasına neden olmaktadır.

Japon bilim insanlarının yaptığı çalışmalar çay ile ilgili bir gerçeği daha ortaya çıkardı.

Çayın her türlü mide ağrısı, hazımsızlık, cilt kuruluğu ve habis öksürüğe iyi geldiği zaten biliniyordu.

Göz maskesi olarak kullanıldığında ise göz altı morluklarına ve ağırlaşmış göz kapaklarına iyi geliyordu.

Çay aynı zamanda enfeksiyon giderici antiseptik ve yatıştırıcı etki de yapıyor.

Posaları süzülüp soğuyan yeşil veya siyah çay boğaz ağrılarında gargara olarak da kullanılabiliyor.Ancak Japon bilim adamlarının yaptığı çalışmalar çayla ilgili çok çarpıcı bir bilgiyi daha ortaya çıkardı.Osaka Üniversitesi’nde yapılan ve Keizo Nishikawa tarafından yönetilen araştırmada siyah çay içerisinde theaflavin-3 denilen bir antioksidan maddenin kemik dokusuna zarar veren metil transferans adlı enzimi yok ettiği ve bu şekilde kemiklerin dokusunun güçlü kaldığı tespit edildi.Osteoporoz adı verilen ve yaşı ilerlemiş insanlarda görülen kemik kaybı ve zayıflaması olarak tanımlanan hastalığa karşı siyah çay içmenin faydalı olduğu söylendi.

Japon bilim adamlarının açıklamasına göre fark edilebilir bir gelişme meydana gelmesi için 60 kilo olan bir yetişkinin kemik dokusunu güçlendirmek için üç gün içerisinde 60 fincana yakın çay içmesi gerekiyor. Ancak bu kadar çay içmenin faydalı olup olmadığı içerdiği kafein ve tanen miktarları açısından biraz risk teşkil edebiliyor. Ayrıca çayın vücuttaki bazı minerallerin emilimini azaltıcı etkisi de bir takım riskler içermektedir. Sağlıklı bireyler için tüketim miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte 3-4 fincan çaydan fazla çay içilmemesi tavsiye ediliyor. Ayrıca; çay tiryakilerinin mümkün mertebe diğer kafeinli içeceklere mesafeli durması gerekebilir. Çayın demleme koşulları ve süresi de çayın faydalı mı zararlı mı olacağı hususunda diğer etkenlerdir.

Kaynak:

cnnturk.com

Tuzun Zararlarından Korunma

tuzun zararları

Tuzun Zararlarından Korunma Nasıl Olmalıdır? Tuz elimizde olmadan her gün dışarıdan aldığımız bir madde. Aşırı tuz alımı adeta bir intihar demek. Nasıl mı?

Tuzda Bulunan Sodyumun Görevleri- Sodyum-Potasyum Dengesi

Vücudumuz hassas dengeler üzerine kurulmuş sistemler ve sistemler arası ilişkiler bütünüdür. Bu sebeple bir sistemde meydana gelecek etki diğer sistemleri etkilemektedir. Tuzun içeriğindeki sodyum minerali ( Na)  vücut sistemimiz içinde pek çok faaliyette kullanılan bir elementtir. Vücudumuzda belirli oranlarda sodyum bulunması hayati önem arz etmektedir. Hücrelerimizin canlı kalması aslında sürekli olarak çalışan sodyum-potasyum pompasının varlığına bağlıdır. Ancak günümüz beslenme kültürünün bir sonucu olarak vücudumuza aşırı sodyum ( tuz ) içerikli besinleri alıyoruz. Oysaki insanlık tarihinin ilk çağlarında sodyum içerikli besinlerin zor bulunmasından dolayı böbreklerimiz sodyumu dışarı atma konusunda biraz cimri davranacak şekilde gelişmiştir. Yine insanlık tarihinin başlangıcındaki doğa koşullarında potasyum içeriği bol besinler doğada bolca bulunduğundan böbreklerimiz potasyumu, sodyuma oranla daha kolay  dışarı atma eğilimi göstermektedir. Kısacası günümüz hazır beslenme koşullarında yetersiz potasyum alırken, market ürünleri sayesinde yoğun bir sodyum bombardımanına maruz kalıyoruz. Buda bizi tuzun zararlarından korunma konusunda ciddi araştırmalar yapmamıza neden oluyor

Aşırı Tuz Tüketimi ve Potasyum Eksikliği

Yine günümüz koşullarına dönecek olursak; beslenme kültürümüze Potasyum içeren besinler azaldığından ve Sodyum içeren besinler arttığından, vücudumuzda çalışan pek çok sistem bundan olumsuz etkilenmiştir. Bu sebeple beslenme sistemimizi gözden geçirmemizde fayda vardır çünkü sodyum fazlalığı pek çok hastalığa davetiye çıkardığı gibi potasyum eksikliği de davetiye çıkarılan hastalıkların oluşmasını hızlandırmaktadır.

Tuzun Zararlarından Korunma İçin Bilinmesi Gerekenler

Fazla Tuz Böbreklere Zarar Veriyor

Türkiye’de her 7 kişiden birisi böbrek hastası. Bu oranda en büyük sorumlu fazla tuz tüketimi ve az su tüketimi. Hele bu iki davranışın ikisini birlikte uygulamak böbrek hastası olmanız için yeterli bir sebep. Kronik Böbrek Yetersizliği gibi sorunları önlemenin ilk yolu tuzu azaltmak ve yeterince su almaktadır.

Fazla miktarda tuz tüketimi hipertansiyona, inme ve felç riskine, kemik erimesi ( osteoporoz ), ödem oluşumu, dehidrasyon ( sıvı kaybı ),  sindirim hastalıkları gibi pek çok ciddi hastalığa davet çıkarmaktadır. Bunun yanında baş gösteren potasyum eksikliği ile bu hastalıkların etkisi ve oluşma ihtimali kat be kat artmaktadır. Bu sebeplerden dolayı tuzun zararlarından korunma sağlığımız için önemlidir.

Potasyum İçeren Gıdalar Nelerdir?

Potasyum içeren gıdaların en bilinen özelliği tansiyonu düşürmesidir. Ayrıca vücutta elektrolit dengesi ve kas sistemi açısından önemli bir mineraldir. Potasyum ihtiyacını vücudumuz; limon, kayısı, muz, domates, balık, fasulye, patates, ıspanak gibi besinlerden alabilir. Özellikle yemeklerde tuz yerine limon kullanımı tavsiye edilmektedir.

Vücudun İhtiyacı olan Tuz miktarı ne kadardır?

Uzmanlara göre vücudun günlük tuz ihtiyacı sadece 5-6 gram civarındadır. Ancak ülkemizde günlük ortalama tuz tüketimi 16 gramı bulmaktadır. Bu oran ülkemizde yaygın olarak görülen  yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarını açıklamaktadır. Yapılan araştırmalarda her 6 gram tuz alımı kan basıncını 8,2 mm civarında arttırmaktadır.İhtiyacımız olan tuz miktarı doğal gıdalardan sağlanabilir. Bu sebeple mümkünse hiç tuz tüketmemekte fayda vardır. Ancak iyot eksikliği riskini göz önüne alırsak günde en fazla 1 gr iyotlu tuz kullanılabilir.

Tuzun zararlarından korunma yada zararlarını en aza indirgemek için yemeklerde rafine yani işlenmiş tuz yerine, bir miktar kaya tuzu limon, zerdeçal, biberiye, kişniş, pul biber gibi baharatları kullanabiliriz. 

Not: Tuzsuz bir hayat sürmekte mümkün değildir ancak ihtiyacımız olan tuz miktarı oldukça azdır. Rafine Tuz yerine doğal kaya tuzu tüketmenizi öneririz. Bknz: Kaya Tuzunun Faydaları ve Çankırı Kaya Tuzu