Evde Kefir Nasıl Yapılır? Kefir Tüketmenin Faydaları Nelerdir?

evde kefir yapımı

Neden Kefir Tüketmeliyiz? Kefir Nasıl Yapılır?

(Bu yazımız bir takipçimizin deneyimlerine göre düzenlenmiştir.) Tarife geçmeden önce neden kefir yapmaya başladım onu anlatayım. Kendimi sürekli yorgun hissetmem, vücudumda var olan sivilcelenme ve yağlanma, gastrit ve sürekli grip hali nedeniyle tavsiye üzerine kefiri tüketmeye başladım. Zamanla kefiri kendim yapmam gerektiğini düşünerek araştırma yaptım çok çeşitli kefir markaları ve mayaları denedim en sonunda Kafkas mayası ile mayalanmış bir kefir buldum hatta kafkas mayasının hazır satıldığını da gördüm. Yaklaşık 1 yıldır eski mayaladığım kefirden yoğurt gibi mayalıyorum ve tadı yoğurt gibi olduğundan evde yoğurda ve ayrana alternatif olarak sadece ev yapımı kefiri kullanıyorum. Tabi 1 yıldır kefiri kullanmamın sonucu olarak; var olan sorunlarım büyük oranda kaybolduğu gibi dişlerimin beyazladığını, saçlarımın canlandığını görüyorum. Lütfen tüketin ve evde kendiniz yapın, kefirin mayasını canlı tutabilmek harika bir deneyim. Gelelim püf noktalarına;

1-) İstediğiniz sütü kullanın, ister organik, ister UHT, isterse günlük süt fark etmiyor. Neticede değişimi sağlayan kaliteli mayamız.

2-) Tariflerde 30 derece diyor ben yoğurt gibi mayalıyorum yani 45 derece civarı, tencerede eli yakmayacak ama hafif ısıracak kadar sıcak olması daha iyi sonuç veriyor. Özellikle kış aylarında bu önemli. Yazın daha düşük derecede mayalayabiliriz. Mayaladıktan sonra tencereyi temiz bir sofra bezine sarıyorum ki ısıyı muhafaza etsin.

3-) Buzdolabında çok rahat 1 hafta dayanıyor. Ben 2 litre süt ile mayalıyorum ve 1 hafta boyunca ailecek yetiyor.

4-) Kavanoza koyacaksanız kesinlikle ağzını sıkı kapatmayın çünkü mayalanma devam ettiğinden kavanozun ağzı sıkı kapatıldığında kapağı açınca etrafa saçılıyor. Ben genelde mayaladığım tencerede tutuyorum kefiri.

5-) Kefiri mayaladıktan üç dört gün sonra tencere içinde koca koca kefir taneleri görülmeye başlar. Kefir taneleri su damlası şeklinde oluşur ve hafif sert bir oluşumdur. Normalde bu mayalar süzülerek mükemmel kefir taneleri maya olarak kullanılabilir ama uğraştırıcı bir iş olduğundan ben süzme yerine o taneler genelde dibe çöktüğü için dipte kalan tanelerce zengin kefiri alıp maya yapmayı tercih ediyorum.

Öncelikle eğer kefir yapmak için hazır maya yerine kefir kullanılacaksa önce maya yapma işlemini anlatalım; maya yapmadan da hazır kefir ile mayalamak mümkündür ancak bunda mayayı tutturamama ihtimalimiz var.

Kefir Mayası Nasıl Yapılır? 

2 yemek kaşığı kefir

1 bardak soğuk süt. ( Süt çiğ ise mutlaka önce kaynatıp soğuduktan sonra kullanılır.)

2 yemek kaşığı kefir 1 bardak soğuk süt içine eklenir ve 1 gün boyunca buzdolabında bekletilir. Bu aşamada kefir, sütü mayalayacak ve ortaya güçlü bir maya çıkacaktır. Kullanılan kaşığın ve bardağın temiz olması önemlidir. 1 gün sonra artık maya hazırdır.

Kefirin Yapılışı için Malzemeler

1 litre süt

2 yemek kaşığı kefir veya yukarıdaki gibi 2 yemek kaşığı ile hazırlanmış kefir mayası veya 1 paket hazır kefir mayası (Paket üzerinde ne kadarı kullanılacağı genelde yazar)

Temiz bir tencere içerisine süt eklenir, hazır süt ise kaynatmaya gerek yoktur ancak çiğ süt ise mutlaka kaynatılmalıdır. 40-45 derece arasında (eli hafif ısıracak kadar sıcak) kefir mayası eklenir ve süt kaşık ile karıştırılır. Tencerenin kapağı kapatılır ve temiz bir sofra bezine sarılır. 12 saat bekletilir. 12 saat sonunda hazır hale gelir.

Kefir Mayası Nedir?

Kefir mayası, kefiri elde etmek için kullanılan damızlıktır ve aslında kendisi de kefirdir.  Ancak özel mayalama şartları ile benzersiz kültürler elde edileceğinden, iyi bir maya bulmak kefirin daha lezzetli olmasını sağlayacaktır. İnternet sitelerinde ve çeşitli doğal ürün marketlerinde 3-4 liraya kefir mayası bulmak mümkündür. Kafkas mayası orjinal bir maya olup kesinlikle tavsiye edilir.

Kefir Nedir? Kefirin Faydaları Nelerdir?

Kefir, kökeni Eski Türklere veya Kafkas topluluklarına dayanan; tadı ekşimsi fermente bir süt ürünüdür.  Kefiri yoğurttan ayıran önemli nokta, içerisindeki bakteri kültürünün farklı olmasıdır. Bu besini farklı kılan, canlı ortamın çoğalması esnasında gerçekleşen fermantasyon sonucu açığa çıkan faydalı maddelerdir. Görselde görülen beyaz parçacıklar birer mayadır. Bu maya yardımı bile sütün mayalanması sağlanmaktadır.

Orta Asya ve Kafkaslarda bolca tüketilen bu güzel süt ürünü, bazı uzmanlara göre bu yörelerdeki uzun yaşamanın sırları arasında olabilir. Aslında kefiri benzersiz kılan ne içindeki vitaminler ne de minerallerdir çünkü aynı şeyler yoğurt içinde de var. Bu besini süper besin haline getiren en önemli şey içerdiği bakteri kültürüdür. Bu bakteriler; bozulmuş bağırsak florasını adeta tamir ederek pek çok sorunun kendiliğinden hallolmasını sağlar.

Sindirim Sistemi için Kefirin Faydaları: Laktobasiller ( laktik asit bakterileri ) bakımından zengindir. Hazımsızlık ve kabızlık sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. İçerisinde bulunan prebiyotik kültür kefiri sindirim dostu bir besin yapmasıdır. Şişkinliği önleyici, gaz giderici etkisi vardır. Ayrıca bağırsaktaki faydalı bakteri ve mantarların çoğalmasını zararlı olan canlıların ise yok olmasını sağlar.

İstahsızlık, yorgunluk, uykusuzluk ve üst solunum yolları hastalıklarına da iyi gelmektedir.

Ülsere karşı kefirin faydaları: Kefiri benzersiz kılan bir diğer husus ise; bugün tıpça kanıtlanmış olan ülserin en önemli nedeni olan helikobakter pilori isimli bakteriyi yok etmesidir. 1980’li yıllara kadar ülserin nedeninin acı ve baharatlı gıdalar olduğu düşünülmüştü ancak günümüzde ülserin asıl nedeninin bu bakteri cinsi olduğu ayrıca bu bakterinin pek çok hastalığa neden olduğu ispatlanmış durumdadır.

Alerjiye karşı kefirin faydaları :  Öncelikle bağırsak florasını düzenlemesinden dolayı alerji ile mücadelede kullanılabilecek bir gıdadır.  Yapılan bazı çalışmalarda, kefirin alerjik hastalıkları tetikleyen Ige (  İmmünoglobulin E ) seviyesini baskıladığı kanıtlanmıştır.

Bağışıklık Sistemi ve Kansere Karşı Kefirin Faydaları: Kefirin içerisinde B grubu vitaminleri ile K vitamini , ile kalsiyum ve magnezyum mineralleri bolca bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar; kefirin bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser oluşumu ile diğer hastalıkların gelişmesini önleyebileceği görülmüştür. Bunun yanı sıra kemik sağlığı içinde gerekli olan mineralleri içermesi de onu özel bir besin kılmaktadır.

Kefirin Besin Değeri

100 gram kefir, yaklaşık 70 kalori olup, bu miktar; 4 gram yağ, 4 gram protein, 4 gram karbonhidrat,  60 mg kalsiyum, 75 mg potasyum ve 25 mg sodyum içermektedir. Önemli miktarlarda B12, B2 (Riboflavin) içerir. Ayrıca çok iyi fosfor, D vitamini ve magnezyum kaynağıdır. K2 vitamini de içerir. Vücut için faydalı milyonlarca bakteri içermektedir.

 

Mürsafi Nedir? Mürsafi Nerelerde Kullanılır?

Mürsafi Nerelerde Kullanılır

Mürsafi Nedir?

Mürsafi balsam ağacı reçinesine verilen isimdir. Mür, olarak da bilinir ve Arapça mürr-ü safiden gelmektedir ve mekke balsamı veya mürr-i Mekke olarak da anlandırılır. Balsam ağacı; belesan ağacı olarak da bilinen, commiphora türü ağaçların genel adı olup, Hindistan, Vietnam, Afrika ve Arap Yarımadasında görülen ağaç türleridir. Balsam sakızı olarak mürsafi ve bu reçineden elde edilen yağ yüzlerce yıldır insanlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır.

Mursafi Nerelerde Kullanılır?

  • Parfüm, tütsü, kozmetik ürünleri ve ilaç yapımında kullanılmaktadır.
  • Mürr reçinesinin kullanımı ile ilgili İncil’de çeşitli kayıtlar mevcuttur.
  • Gıda ve Kimyasal Toksikoloji Dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre mürsafi emülsiyonunun, kurşun kaynaklı zehirlenmeye karşı etki gösterebileceği belirtilmiştir.
  • İçerdiği yoğun antioksidan nedeniyle oksidatif stresin giderilmesinde etkili olabileceği belirtilmiştir.
  • Bir grup Çinli araştırmacı tarafından mür reçinesinden yapılan ekstraktların ve bileşiklerin jinekolojik kanser hücrelerine karşı etkili olabileceğini ortaya konmuştur.
  • 2017 yılında bilim adamları, sığla ve mürün su ekstraksiyonu ile farelerde ağrıyı tedavi ederken olumlu sonuçlar almışlardır, sığla ve mürün nöropatik ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabileceğini gösteren bu sonuçlar yayımlanmıştır.
  • Mürsafi uzun zamandır Asya’nın bazı bölgelerinde enflamatuar hastalıklar için geleneksel bir ilaç olarak kullanılmaktadır. 2015 yılında araştırmacılar , romatoid artrite (RA) bağlı inflamasyonun tedavisine yardımcı olabileceğini gösteren bir çalışmanın sonuçlarını yayınladılar. Bu çalışma yine fareler üzerinde yapılmıştır.
  • Bunlar dışında; geleneksel olarak; öksürük, astım, sindirim sorunları, boğaz ağrısı, basur ve cilt bakımı alanlarında da kullanıldığı görülmektedir.
  • Eski zamanlardan beri güzel koku elde etme, mumyalama, gıda ürünlerini çeşnilendirme gibi amaçlarla kullanılmıştır.
  • Ansiteptik özelliği nedeniyle, Eski Yunan’da askerlerin yaralarının mürsafi ile temizlendiği bilinmektedir.
  • Eski Mısır’da ise uçuk ve saman nezlesini tedavi etmek için kullanılmıştır.
  • Mür Yeni Ahit’te, bilge insanların doğduğunda İsa’ya getirdiği üç armağandan biri olarak bahsedilir. Hediyeler altın, sığla ve mürdü.
  • Mantar enfeksiyonları içinde kullanılmıştır.

Tabi yukarıda anlatılan faydalar yanında kullanımı riskler de içerir. Yukarıda yapılan araştırmalar henüz hayvanlar üzerinde yapılmıştır. Bu nedenle insanlar tarafından kullanılması bazı riskler içerir. Örneğin; kalp düzensizliklerine, alerjiye, hamile kadınlarda düşüğe, kan basıncında ani düşmelere, kanamalara ve ateşe neden olabilir.

Kenger Sakızı ve Kenger Kahvesi Tarifi, Faydaları

kenger sakızı, kenger kahvesi

Kenger Sakızı Nedir? Kenger Otunun Faydaları Nelerdir?

Anadolu’ya has lezzetlerden birisi de kenger sakızı ve kenger kahvesidir. Tadı; toprak kokusu ve bildiğimiz kavruk kokusunun muhteşem bir karışımındadır. 

Kenger otu; Anadolu’nun hemen her yerinde yetişen, Nisan ve Mayıs gibi çiçek açan, tüylü, çok yıllı, bol sütlü ve dikenli bir ot türüdür. Bilimsel adı Gundelia tournefortii olup papatyagiller ailesine mensup bir bitkidir. Yabani enginar olarak da bilinir. Karaciğere çok faydalı bir besindir.

Sağlık açısından oldukça faydalı olmasına rağmen bulunduğu yerlerin sarplığından ve dikenli oluşundan insanlar tarafından pek bilinmeyen bir bitkidir. Bir çok faydasının olduğu söyleniyor. Halk kültüründe Diş ağrıları, diş eti rahatsızlıkları ve dişlerin beyazlatılmasında, iltihaplanan veya patlayan kulak zarının tedavisinde, safra kesesi taşlarının düşürülmesinde, mide ağrısı, hazımsızlık ve şişkinlik gibi sorunlarda kullanılıyor. Ayrıca şeker hastalarına iyi geldiğine dair inanışlar var.

Aslında kenger, kıtlık zamanlarının vazgeçilmez sebzesidir. Yiyeceklerin kısıtlı olduğu savaş ve kıtlık zamanlarından Anadolu insanının imdadına yetişmiş bir bitkidir. Yemeği, sakızı, salatası ve kahvesi yapılan bitkisidir.  Çiğ olarak da tüketilebilen lezzetli bir sebzedir. Kenger sakızı ve kahvesi Anadolu’ya özgü ürünlerdir ve keşfedilmeyi beklemektedir.

Kenger Sakızı Nasıl Yapılır?

Eğer yolunuz Haziran sonundan Ağustos başına kadar köylere düşerse bu bitki mutlaka karşımıza çıkacaktır. Hatta Anadolunun pek çok şehrinde ( Sivas, Malatya, Elazığ, Maraş ) yazları pazarlarda ve köşe başlarında bu sakızı satan satıcılara halen rastlamak mümkün.

Kenger otundan sakız yapmak için sabah erken saatlerde kalkılır ve hava ısınmadan kengerlerin kökü bir çapa ile açılarak kök kısmına bir bıçak ile çentik açılır ve sütün çıkması sağlanır.  Toprak kokusunda bembeyaz bir süt akmaya başlayacaktır. İhtiyaç kadar kanatılır ve kuruması için öğlenden sonra veya akşam saatleri beklenir. Öğleden sonra kenger sakızı toplanmaya hazır olacaktır. O güzel tat tüm zahmete değecektir. Çiğnemeden önce iyice yıkayıp topraktan arındırmak gerekmektedir.

Kenger Kahvesi ( Diken Kahvesi ) Tarifi

Bir diğer Anadolu’ya has lezzette Kenger Kahvesidir. Tadı; toprak kokusu ve bildiğimiz kavruk kokusunun muhteşem bir karışımındadır. Kenger Kahvesi yapmak için öncelikle olgunlaşan bitkinin sert başları ezilir ve içerisinden çıkan tohumlar kurutulur. Daha sonra ise kurutulan tohumlar kavrularak diken kahvesi yapılır.  Eski zamanlarda kahve kıtlığının yaşandığı dönemlerde insanların tükettiği bir kahve çeşidi olduğu söylenmektedir.

Sağlıcakla Kalın…

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Kenger Yemeği Tarifleri

Yumurta Kabuğunun Faydaları ve 6 Parlak Kullanım Yeri

yumurta kabuğu nerelerde kullanılır

Yumurta Kabuğunun Faydaları Neler? Kuş yemi mi lazım, bahçenizdeki böcekleri kovmak mı istiyorsunuz? Eklem ağrınız mı var? İşte yumurta kabuğu zarı ve yumurta kabuğunun faydaları…

Yumurta içerisindeki proteinin muhteşem etkilerini hepimiz biliyoruz. Protein içeriğinin harika etkiler yarattığı yumurtanın kabuğunu atarken artık 2 kere düşünmenizde fayda var. Yumurtanın yükselişi başlasın. Unutmayın yumurta kabuğunun faydaları kadar yumurta kabuğu zarının da bir çok yararı var.

 Yumurta Kabuğunun Faydaları Nelerdir? Yumurta Kabukları Nerelerde Kullanılır?

1- Bahçenizde ki bitkileri Haşerelerden Koruyun! Haşere geçirmez bahçeniz olsun.

Artık baharın gelmesinden korkmayın.Yumurta kabuğu ve yumurta zarı, sümüklü böcek, salyangoz ve diğer böcekleri bahçenizde ki bitkilerden uzak tutar. Çiçeklerinizin solmasını önler. Yapmanız gereken yumurta kabuğunu ve kabuk kırıntılarını çiçeklerinizin üzerine ve bahçe kenarlarınıza serpiştirmek. Salyangozlar ve türevi sürüngen canlılar güvenli olmayan bir güzergah kendilerine seçmezler. Yumurta kabukları onlar için bir nevi dikenli tel etkisi yapacak ve bahçenize girmeyeceklerdir. Ayrıca bir çok haşere ve hayvan yumurta kokusundan nefret eder. Burunları bizden hassas olduğu için onları rahatsız edecek olan koku nedeniyle bahçenizden uzak duracaklardır. Toprak için çok iyi bir mineral kaynağıdır özellikle kalsiyum bakımından zengindir.

2-Eklem Ağrılarını azaltın ve Boğazınızı yatıştırın.

Haftasonlarını dinlenmek için kullanmaktan gezmeye zaman ayıramıyoruz bir çoğumuz. Hafta içi iş yoğunluğumuz ya da yorgunluğumuz nedeniyle eklem ağrılarımız oluyor. Hele ki konuşmaya dayalı bir işiniz varsa faranjit ya da diğer boğaz rahatsızlıklarından siz de müzdaripsinizdir. Yumurta kabuklarının bir faydası da eklemlere iyi gelmesi. Peki nasıl? Bir cam kavanoza yumurta kabuklarını koyun, sonra elma sirkesi ekleyin üzerine ve kavanozun kapağını kapatıp yumurta kabukları eriyene kadar yaklaşık 2 gün kadar bekletin. Yumurta kabukları, kolajen, kondroitin, glukozamin ve hyaluronik asit gibi, sağlıklı eklemleri teşvik eden besinleri içerir. Bu karışımı ağrıyan eklem bölgelerinize ya da boğaz bölgenizde ovalayarak kullandığınızda ağrılarınıza iyi gelir ve hızlı etki eder.(Karışımı kilerinizde aylarca saklayabilirsiniz.)

3- Kuru tırnaklara ve kenarındaki tırnak derisine iyi gelir.

Tırnaklarınızın çevresindeki deri kuru ve soyulmuş mu? Çare: Bir kaç adet yumurta zarı ve kabuğunu kırarak karıştırın.Kabukların kurumaya başladığını hissetmeye başlayana kadar tırnaklarınıza sürün (zarlı kısmın sorunlu bölgeye geldiğinden emin olun) ve bantlayın. Yumurta zarı hiyaluronan gibi faydalı besinleri içerir, böylece kurumuş, soyulmuş tırnak etleri ertesi gün sağlıklı ve yumuşak olacaktır.

4. Saniyeler içinde bebek gibi yumuşak bir cilde sahip olun.

Bu ucuz maske ile cildinizi tazeleyin. Bir ya da iki yumurta kabuğunu ezerek, bir yumurta beyazıyla karıştırın, ince bir katman oluşturarak tüm yüzünüze uygulayın. Daha sonra ılık su ile yıkayarak, cildinizi kurulayın. Aşındırıcı kabukları hafifçe cildinize uyguladığınızda ölü deriyi ciltten atar ve doğal bir parlaklık sağlar. Ayrıca, yumurta kabuğu ‘kalsiyum’ içeriğiyle hücre yenilenmesini teşvik  eder. Sonuç: Tek bir kullanımdan sonra yumuşak, parlak bir cilt!

5- Evinizdeki Tesisat hakkında size ipuçları verir.

Yumurta kabuklarının küçük parçalar halinde lavabonuzdan içeriye bırakın ve tazyikli su uygulayın. Tesisatınızın tıkalı olup olmadığını kabukların çıkaracağı tıkırtı seslerinden anlayabilirsiniz.

6- Kuşlar için Besin Takviyesi sağlayabilirsiniz.

kus yuvasıBu sene kuşlar için iyi besleyici bir kaynak yaratabilirsiniz. Nasıl? Yumurta kabuğunun faydaları arasında bu da var. Beş yumurta kabuğunu (kuru ama kahverengi olmayanları) yaklaşık 20 dakika kadar 120 derecelik fırında pişirin. Daha sonra küçük parçalar halinde onları parçalayın ve onları serpin, soğumasını bekleyin. Kalsiyum açısından zengin kabukları dişi kuşlar (yaklaşık% 95 kalsiyum vardır) güçlü yumurtalarına yardımcı ve kemik sağlığını korumak için doğal bir ek besin olarak kullanacaktır. Özellikle tavuk besleyenler için yumurta kabukları bedava bir besin kaynağı olacaktır. 

Bonus olarak:

Bıçak bilemek için kullanılmaktadır. Bunun için yumurta kabukları dondurulur ve iyice sertleştikten sonra kabukların kenarları bıçak bilemek için harika bir alet görevi görecektir.

Ayrıca fırında veya güneşte kuruttuktan sonra blendardan geçirerek elde edilecek toz; evsel temizlikle ve cilt maskesi yapımında kullanılabilir.

Bebeklere Ek Besin Yerine Sütlü Tarhana

bebeklere tarhana içirilir mi

Bebekler Tarhana İçebilir mi?

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan: “Su veya ayran yerine süt katılarak yapılan tarhananın özellikle bebekler için oldukça besleyici ve faydalı bir ek besin olduğunu belirtti.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, bebeklerde ek besine 4- 6 aylar arasında başlanması gerektiğini söylüyor. Anne sütünü tamamlayan en iyi ek besinin sütle pişirilen tarhana çorbası olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Artan; anne sütünün sayısız faydaları olduğunu  ve ilk 1-1,5 yıl bebeklerin beslenme öğünlerinde mutlaka anne sütü olması gerektiğini vurguladı. Ancak ilk 6. aydan sonra anne sütünün bebeğin ihtiyacı olan besin değerleri yönünden eksik kaldığını belirtti. Bu sebeple; ilk 4. aydan itibaren ek besinlere ihtiyaç duyulacağını belirterek, 6.aya kadar ek besinlere başlanması gerektiğini belirtti.

Bebekler için En iyi ek besin Tarhana

Artan, annelerin ek beslenme için çeşitli sebzelerle çorbalar hazırladığını belirterek bebeklerde tamamlayıcı en iyi ek besinin tarhana çorbası olduğunu vurguladı. Prof. Artan; Tarhananın içindeki vitamin ve minerallerin oldukça önemli olduğunu, bazı aminoasitleri dengeli oranda içerdiğini ve tarhananın B vitamini yönünden çok zengin olduğunu ayrıca içeriğinde  kalsiyum, demir ve çinko ihtiva ettiğini de belirtti.

Bebekler İçin Sütlü Tarhana

Artan; su yerine sütle yapılan tarhananın besinsel değeri oldukça fazla ideal bir bebek ek besini olduğunu ifade etti. Ancak sütlü tarhana hazırlarken, içerisine tuz katılmaması gerektiğini belirtti. Artan, “Sütle pişirilen tarhananın anneler için yapımı kolay ve çok ekonomik bir çözüm olduğunu belirtti.

Artan;  Mümkünse bebeklere tarhana çorbasını 6. aydan sonra süt ile pişirerek vermemiz gerekiyor” diye konuştu.

Artan, 200 mililitre süte 2 kaşık tarhana ile bebek için gerekli çorbanın hazırlanabileceğini söyledi. Artan, süt olmadığı durumlarda tavuk ya da et suyu ile yapılacak tarhana çorbasının da bebek için çok önemli bir ek besin kaynağı olduğunu kaydetti.

Bebekler İçin Sütlü Tarhana Tarifi

Az miktarda tarhana ve yarım çay bardağı tercihen keçi sütü ( inek sütüde olabilir Uyarı: inek sütünü ilk 1 yıldan önce direk içirmeyin. Ancak mamalara ve diğer ek besinlere koyabilirsiniz. )

Tarhananız sertse öncelikle az bir su içinde bir miktar yumuşaması bekleyebilirsiniz. Daha sonra sütle birlikte karıştırıp normal çorba gibi pişirin. Arzu ederseniz pişirmeden az miktarda irmikte ekleyebilirsiniz. Çorbanız piştikten sonra, içine az miktarda zeytinyağı ( yarım tatlı kaşığı ) ekleyerek, epeyce ılıdıktan sonra bebeklerinize verebilirsiniz. Bu çorbayı sizlerde içebilirsiniz. Tarhana çorbası, anne sütünü arttırmaktadır.

“Meyve püreleri gereksizdir ”

Prof. Artan; Meyve suları ve meyve pürelerinin gerekli besin değerlerine sahip olmadığını vurguladı.

Telli Turna Kuşu Nedir? Telli Turna Ülkemizde Nerelerde Yaşar?

telli turna nerelerde yaşar

Telli Turna Nedir?

Türkülerimizde ve halk hikayelerinde telli turna adını duymak olağan bir şeydir. Binlerce yıldır Anadolu kültürünün önemli bir parçası olan bu kuş türü ile ilgili veriler Göbeklitepe’ye kadar uzanmaktadır. Allı turna ile birlikte türkülerimizde adı en sık geçen kuşlardan birisidir. Kutsal bir kuş olarak sayılmaktadır. Flamingo kuşu ile karıştırılabilse de allı turna flamingodan farklı bir kuş türüdür. Flamingo bir turna çeşidi olup dilimizde allı turna olarak bilinen kuş türüdür.

Turna kuşlarının kur yaparken uyguladıkları figürler kültürümüze Mevlevi ve Alevi-Bektaşi semahlarına ilham olmuştur. Alevi-Bektaşi deyişlerimizde; Hazreti Ali ile ilişkilendirilmiştir.

Turna’nın edebiyatta bu denli kullanılması zarafeti, uçuşundaki estetik, semah benzeri dansı ve belki de en önemli özelliği göçmen bir kuş olması nedeni iledir. Göçmen bir kuş olması onu sıla-gurbet-hasret temalarının baş aktörü yapmaktadır.

Yine Anadolu-Türk kültüründe; turna kuşuna zarar vermenin büyük uğursuzluk getirdiği söylenmektedir. Bu kuşların yaşam alanlarının tahrip edilmesinin felaket getireceğine inanılır. Bu inanışın günümüzde unutulmuş olmasının bir yansıması olarak gerçekten de bu kuşların nesilleri yok olmak üzeredir. Turnalar sulak alanlarda yaşayabilen canlılardır ve sulak alanlarının ülkemizde yok edilmesi diğer sucul kuşlar gibi bu kuşlarında sonunu getirmiştir.

Bilimsel olarak telli turna Anthropoides virgo olarak bilinir ve turnagiller familyasına ait bir kuş türüdür. Normal turnadan daha küçüktür ve boyu en fazla 1 metreyi bulabilir. Kanat açıklığı ortalama 1.70 metre civarındadır. Adını gözünün gerisinden baş kısmına doğru çıkan zarif tüylerinden almaktadır. Bu tüyler başın arka kısmını dolanarak ön kısma doğru sarkmaktadır. Nehir çevrelerinde, sulak-bataklık alanlarda, nehir adacıklarında ürerler.

Telli turnalar Mart ve Nisan aylarında kışladıkları Afrika’dan ülkemize bilinen üreme yerleri olan Muş’un Bulanık Ovası’na gelmektedirler. Burada yaz boyunca yavrularını çıkarır büyütür ve uçururlar. Sonbahar göçünde Eylül ve Ekim aylarında yine ülkemiz üzerinden Afrika’ya kışlama yerlerine geri dönerler.

Yaz aylarında Asya ve Avrupa kıtalarında görülen bu kuşlar kış aylarında Afrika ve Güney Asya’da konaklamaktadır. Ancak; telli turnaların Asya ve Avrupa’daki en önemli yaşam alanları Türkiye coğrafyasıdır. Özellikle Bulanık Ovası bu kuşların yaşamı için oldukça önem arz eder. Bulanık ovası dışında; Kayseri-Sultan sazlığı, Hatay gibi yerler de bu kuşun muhtemel yaşam alanları arasındadır.

Ülkemizde Telli Turna Kuşu Halen Var mı?

telli turnaların anlamı

Dünyada nesli tükenme tehlikesi altında olan ve Türkiye’de 2010 yılından sonra görülemeyen telli turna kuşu, Kastamonu civarlarında sürü halinde gezerken fotoğraflandı. Çalılık ve sulak alanlarda gezen Telli Turna fotoğrafını, Doğa Fotoğrafçısı Cebrail Keleş çekti. Daha önceleri Muş Bulanık ovasında görülen bu kuşun Kastamonu’da görülmesi doğa severler için heyecanlı bir gelişme olmuştur.

Masalların Kuşu, Telli Turna

Türkiye’de en son 2010 yılında görülen ve nesli yok olma tehlikesi altında olan telli turna, Kastamonu’da sürüler halinde gezerken fotoğraflandı. Doğa fotoğrafçıları, gördükleri telli turnalar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi ve bu durum doğa severleri çok sevindirdi.

Türk kültürünün her noktasına etki etmiş, türkülerde sıla ve hüzün özlemini anlatan kanatlısı telli turna, günümüzde Anadolu’da her yerde görülmüyor. Telli turnalardan günümüzde Anadolu’da sadece 16 adet kaldı. Doğa Fotoğrafçısı Cebrail Keleş, birkaç gündür Kastamonu semalarında uçan telli turnaları fotoğraflamayı başardı. Kaçak avcılık, besin kıtlığı ve tarımda ilaçlama nedeniyle nesli tükenmek üzere olan telli turnalar,  Doğal Hayatı Koruma Vakfı Türkiye (WWF) tarafından nesli koruma altına alındı. Türkiye’de 1977 yılından itibaren avlanması yasak olmasına rağmen; hâla kaçak olarak avlanıyor.

Dünyada ortalama 10 farklı turna türü var. Bu türlerden allı turna (flamingo), telli turna, Anadolu turnası ve dağ turnaları Türkiye’de de yaşıyor ve kuluçka dönemlerini Muş’un Bulanık Ovasında tamamlıyor.

Telli turnalar ile tekrar karşılaşmak üzere….

Susuz Kalmanın Tehlikeli Yan Etkileri Nelerdir?

suyun faydaları, susuz kalmanın zararları

Su İçmek Neden Faydalıdır?

Hücrelerimizin ve dolayısı ile vücudumuzun % 70’i sudur. Su; mutlak surette alınması gereken, alınmaması durumunda ise sayısız sorunlara yol açacak zaruri bir maddedir. Uzmanlara göre susuz kalmak yavaşça intihar etmeye benziyor. İnsan vücudu susuz kalınca, vücutta bir su savaşı patlak veriyor.

Çünkü bu suya kalbin, karaciğerin, midenin, böbreklerin, beyninin hatta derinin ihtiyacı var. Susuz kalındığında, dışarı atılması gereken toksik maddeler atılamamakta ve bünyeyi zehirlemeye devam etmektedir.  Ayrıca su, tüm hücrelerde olduğu gibi cilt hücrelerinin hacminin büyümesini sağlayarak, ciltte dolgunluk yaratmakta ve cildin genç ve güzel görünmesini sağlamaktadır. Genç ve güzel görünmenin ilk şartı su ihtiyacının normal oranlarda karşılanmasıdır.

Bir İnsan Susuz Ne Kadar Yaşayabilir?

Bu soruyu herkes merak etmiştir. Ancak bir insanın su içmeden kaç gün yaşayacağı kısmen  ortam şartlarına bağlıdır. Ortam şartlarına ne kadar bağımlı olursa olsun bu süre 5 günü geçmemektedir. Çok sıcak veya soğuk ortamlarda bu süre 2 güne kadar düşebilmektedir.

Su İçmek Hayati fonksiyonların devamını sağlar

Taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere ihtiyaçları olan besin ve oksijeni ulaştırırken, vücutta ortaya çıkan atık maddeleri ise ter ve idrar yoluyla uzaklaştırmaktadır. Su kimyasal ve fiziksel özellikleri sebebiyle; sıcak ve soğuk havalarda vücut ısısını sabitleyerek yaşamsal bir görev üstlenmiştir. Ayrıca eklemlerin kayganlığını ve elastikiyetini sağlayarak, sürtünmeden dolayı bu bölgelerin aşınmasının önüne geçer. Su ulaşımı en kolay içeceklerden birisi olduğundan eksikliğini fazla yaşamıyoruz ancak su içme konusunda ihmalkar olan davranışlar nedeniyle çoğu insan su ihtiyacını karşılamamaktadır.

Çay ve Kahve İçmek Su İhtiyacını Karşılar mı?

Çay, Kahve, Kola gibi içecekler su yerine  kesinlikle geçmemektedir.  Çay ve kahve diüretik etki göstererek vücutta bulunan suyun dışarı atılmasını hızlandırmaktadır. Kola gibi içecekler ise vücutta ödem oluşturucu etkiye sahiptir. Günde içebileceğimiz su sınırı 1,5-2,5 litre arasında olmalıdır. Bir kişinin günlük su ihtiyacı günlük yaktığı kalori ile alakalıdır. Çok aşırı kalori yakıyorsanız su ihtiyacınız artacaktır. Bu nedenle çok su içmek yararlı düşüncesi ile aşırı su alımı gereksiz bir davranıştır. Ki insan vücudu susadığı zaman bizlere otomatik olarak susuzluk hissi vererek uyarmaktadır. Susuzluk hissedildiğinde yapılması gereken davranış su içmektedir. Susuzluk hissedildiğinde kola, çay ve diğer şekerli içecekleri içmek sağlığımızı bozucu etkiler gösterebilir.

Suyun kalorisi yoktur ve içildiğinde kısmen tokluk hissi verdiğinden dolayı zayıflamak için yardımcı olmaktadır.

Susuz Kalmanın Zararları Nelerdir?

  • Yeterli su alınmaması durumunda, böbreklerde kalıcı zararlar görülebilir hatta böbrekler iflas edebilir.
  • Yeterli Su alınmadığında, vücuttan atılması gereken çeşitli metabolik atıklar böbrek tarafından atılamamakta ve karaciğer bunları filtrelemek zorunda kalmaktadır. Bu durum karaciğer ekstra yük bindirmekte ve vücutta yağ depolanma oranı artmaktadır.
  • Vücudun en büyük organı deridir. Susuzluk ciltte kuruluğa sebep olur ve kırışıklıkları arttırır.
  • Susuzluk vücut direncini düşürür ve bağışıklık sistemini zayıflatır.
  • Hazımsızlık sorunlarına yol açar. Kabızlık sorunları görülür.
  • Kalpte yorgunluğa sebep olur. Kas Kramplarını tetikler. Ayrıca düzensiz tansiyon sorunlarına yol açar.
  • Baş ağrısı, unutkanlık ve dikkat bozukluğu az su tüketimi sonucunda oluşabilir.
  • Saç dökülmesi ve kepeklenme sorunlarına yol açar, bu süreçleri hızlandırır

Sağlıcakla Kalınız…

Fatih Sultan Mehmet’in Yemeği, Mutancana Nasıl Yapılır?

mutancana tarifi, tavuklu mutancana

Mutancana Nedir?

Fatih Sultan Mehmet’in en sevdiği yemek olan Mutancana, tatlı ve tuzlu lezzetlerin karışımından oluşuyor. İçeriğinde kayısı, kuru üzüm, kuru incir gibi meyveler ve bal var. Vitamin açısından oldukça zengin bir yiyecek. Sindirimi kolaylaştırıcı, bağırsakları temizleyici özelliği var. Mutancana yemeğinin orjinali kuzu etiyle yapılanı. Ancak, tavuk ve hindi ile de yapılabiliyor. Sizlere tavuklu mutancana tarifi vereceğiz.

Tavuklu Mutancana Tarifi-6 Kişilik

Mutancana Tarifi için Malzemeler:

1,5 kg tavuk kalça kuşbaşı
2 su bardağı (300 ml) sıcak tavuk suyu
20 adet arpacık soğan veya 2-3 adet kuru soğan
150 gr badem
2-2,5 yemek kaşığı bal
Yarım çay bardağı (90 ml) zeytinyağı
Taze çekilmiş karabiber
100 gr siyah erik veya incir
100 gr gün kurusu kayısı
Bir tek avuç siyah üzüm
3 yemek kaşığı sirke
Tuz

Mutancananın Yapılışı

Bademler ılık suda bir süre bekletilip kabukları soyulur ve enlemesine iki parçaya bölünür. Arpacık soğanların kabukları soyulur. Zeytinyağını tavaya alıp ısıtılır, kabukları soyulan arpacık soğanları veya gelişigüzel iri parçalara bölünen kuru soğanlar ve bademler eklenir. Hafif pembeleşinceye kadar yağda çevrilir ve ardından tavuklar eklenir. Tavuklar ve sos birbirine karıştırarak bir süre kavrulur.  

Bir tencerede tavuk suyunu kaynatılır. Soslu tavuğun içine bal, tuz ve karabiberi ekleyip karıştırdıktan sonra kaynamakta olan sıcak tavuk suyuna ilave edilir. Kısık ateşte 20-25 dakika kadar üstü kapalı kalacak şekilde pişirilir. Kuru meyveler birkaç parçaya bölünür ve yemeğin içine eklenir, ardından sirke eklenerek karıştırılır. Üzeri kapalı vaziyette bir 10 dakika daha pişirilir. Sıcak olarak servis edilir.

Afiyet Olsun…