Günlük Ne Kadar Uykuya İhtiyacımız Var?

günlük uyku süresi

Günlük ne kadar uyumalıyım? Gecede kaç saat uyku yeterli olur? 

Her gece 8 saat uyuyun: Bu yıllardır hemen hemen sorgusuz söylenen bir gerçek ve bu yetişkinler için uygun bir başlangıç ​​noktası, ama yaşlı yetişkinler, çocuklar ve gençler için yeterli mi? Amerikan Ulusal Uyku Vakfı belirli yaş aralıkları için bu çalışmayı yaptı ve sonuçları yayınladı.

Ulusal Uyku Vakfı yaptığı çalışma ile kabul edilebilir uyku aralıklarını mevcut yaş grupları için güncelledi. Genişletilmiş yeni aralıklar günde kaç saat uyumamız gerektiğiyle ilgili bize bilgiler sunuyor.

Yaş aralıklarımıza göre Ne kadar Uykuya İhtiyacımız Var?

Yenidoğanlar (0-3 ay): 14-17 saat (12-18 daralmış aralık)
Bebekler (4-11 ay): 12-15 saat (14-15 genişletilmiş aralık)
Bebek tulumları (1-2 yaş): 11-14 saat (12-14 genişletilmiş aralık)
Okul öncesi (3-5): 10-13 saat (aralık 11-13 genişledi)
Okul Çağı Çocuklar (6-13): 9-11 saat (aralık 10-11 genişledi)
Gençler (14-17): 8-10 saat (aralık 8,5-9,5 genişledi)
Genç Yetişkinler (18-25): 7-9 saat (yeni yaş kategorisi)
Yetişkin (26-64): 7-9 saat (değişiklik yok)
Yaşlı Yetişkin (65+): 7-8 saat (yeni yaş kategorisi)
Öneriler vakfın açıklamasına göre “uyku ve sağlık alanında bilimsel çalışmaların kapsamlı bir inceleme sonrası oy birliği ile uzlaşılmasına” dayalı yapılmıştır.

Peki iyi bir uyku için neler yapılabilir?

Sağlıklı ve kaliteli bir uyku için sadece uykulu hissettiğinizde yatağa gidin.
Uyumanız için rahat bir ortam oluşturun. Ayrıca yatağınızın konforunu ve uyuyabilmeniz için gerekli ergonomiye sahip olup olmadığını bilmeniz gerek. Ayrıca melatonin sentezinin devamlılığı ve bu sayede uykudan verim almak için mümkün olduğu kadar ışıksız bir ortamda uyunması tavsiye ediliyor. Hatta, elektromanyetik alan oluşturan tv, bilgisayar ve telefon gibi cihazların kapalı olması da tavsiye edilmektedir. Okumak için:  Melatonin Hormonu nedir?
Uyarıcı madde içeren kahve, kola, çikolata gibi gıdalardan özellikle saat akşam 5’ten sonra kaçının.
Alkol ve sigara kullanmayın.Kullanıyorsanız azaltın.
Gün ortası veya öğleden sonra düzenli olarak egzersiz yapın. Fakat yoğun egzersiz yapmaktan kaçının.
Yatmadan önce ağır yemek yemek ve sıvı içecek tüketiminden kaçının.
Eğer hala uyku sorunuyla ilgili şikayetleriniz devam ediyorsa, kendinizi yorgun hissediyorsanız, bir türlü enerjinizi toplayamıyorsanız bir psikolog ya da uyku uzmanına görünmenizde fayda var. Uyku vücuttaki bir çok sorunu önceden haber veren bir alarm aslında. Psikolojik sorunlara varana kadar bir çok ipucunu bizlere veriyor.

Bizim Önerimiz: Sarı Kantaron, Melisa ve kedi otu gibi bitkiler uyku için yardımcı olabilmektedir.Bunlardan bir tanesini her akşam yatmadan bir iki saat önce için.

Sağlıcakla Kalınız…

Enginar Kalbi Nedir? Enginar Kalbi Nasıl Yenir?

enginar kalbi nasıl yenir

Enginar Kalbi Nedir? Enginar Kalbi Nasıl Kullanılır?

Enginar kalbi; enginarın çiçek kısmının tomurcuğudur. Olgunlaşmamış yani çiçek açmamış enginar tomurcuklarından elde edilir. Yüzlerce yıldır bazı toplumlarda yemekleri yapılmaktadır. Özellikle İtalyan mutfağında önemli bir yere sahiptir. Tadı oldukça lezzetlidir

Mevsiminde toplanarak tüketilebilir. Salatası, çorbası, etli yemekleri, ızgarası yapılabilir. Pilavı oldukça beğenilir. Aslında enginar kalbi ile her türlü yemek ve meze yapmak mümkündür. Peynir, et, tavuk, tahıl ürünleri ile uyum gösterir. Fırında değişik sebzeler ile birlikte pişirilebilir.

Enginar kalbinin konservesi de yapılabilmektedir. Konserve hazır olarak marketlerde satılmaktadır. Enginar kalbinin kilo fiyatı 80 TL ile 100 TL arasında fiyatlara satılmaktadır. Satın alırken kimyasal işlem görmemiş olanlarından tercih edilmelidir.

Enginar Kalbinin Faydaları Nelerdir?

Özellikle karaciğer dostu bir besindir. Karaciğerin kendisini yenilemesini sağlar. Karaciğer yağlanmasına karşı faydalıdır. Sindirim sistemini çalıştıran, hazımsızlığa iyi gelen etkisi vardır. Ayrıca vücutta bulunan toksin maddelerin dışarı atılmasını kolaylaştırmaktadır. Pişmiş enginar kalbinin kalorisi oldukça düşüktür. 100 gramı yaklaşık 20 kalori civarındadır. Zengin bir liff kaynağıdır. Enginarın yaprak ve diğer kısımları da benzer etkiler gösterir. Bilindiği gibi enginar; devedikenigiller ailesine mensuptur. Benzer etkiler; deve dikeni bitkisi ve kenger bitkisinde de görülür.

Sağlıcakla Kalınız..

İlginizi Çekebilecek Yazılar:

Enginar Sirkesinin Faydaları Nelerdir?

 

Lavanta Nasıl Kullanılır? Lavanta Nasıl Kurutulur?

lavanta nasıl kullanılır, lavanta kürü

Lavanta Nasıl Kullanılır? Lavantanın Faydaları Nelerdir?

Lavanta, pek çok alanda kullanılabilen çok amaçlı bir bitkidir.Ballıbabagiller ailesine sahip bir bitkidir.İngilizce’de lavander olarak bilinir. Lavanta; hem bitki çayı olarak hem de harici olarak evlerde kullanılır. Kozmetik alanında da sıkça kullanılan bir bitkidir. Evsel amaçlar için lavanta kurusu kullanılır. Taze temin edilmiş lavantalar evde kurutulabilir. Karabaş otu lavantaya benzer özellikler bulunan lavantayla yakın türlerde bir bitkidir. Bu nedenle; karabaş otu da aynı maksatlar için kullanılabilir.

Lavanta Nasıl Kurutulur?

Yaz aylarında hasat edilen lavanta çiçekleri sapları ile birlikte kurutulmalıdır. Sap ve çiçekleri ile birlikte yaz aylarında ve gölgede kurutma önerilir. Kurutma işleminden sonra çiçekleri ve sapları ayıklanır.

Lavantanın Faydaları Nelerdir?

  • Karaciğer organına mükemmel denebilecek faydaları bulunmaktadır. Lavanta Kürü uygulaması, karaciğer organının yenilenmesi ve karaciğer yetmezliğine karşı beslenme desteği sunması açısından tercih edilir. ( Uygulamadan önce doktor tavsiyesi alınması önerilir. )
  • Ayrıca lavantanın bir tedavi şekli olarak siroz hastalığının ilk aşamasında başarı ile uygulandığı bilinmektedir. Hepatit B ve Hepatit C hastalıklarında da lavanta bitkisi destekleyici kür olarak kullanılabilmektedir.
  • Lavantanın cinsel gücü arttıran bir afrodizyak bitki olduğuna inanılmıştır. Bu etkisinden faydalanmak için lavanta yağı, bir kaç damla kadar yemeklere eklenebilir.
  • Uykusuzluk problemi çekenler için yine yastığa bir iki damla lavanta yağı damlatmanın çok iyi geldiği ve rahat bir uyku sağladığı tecrübe edilmiştir.
  • Gerek lavantanın kokusu gerekse çay olarak tüketiminin sakinleştirici ve antidepresan etkilerinin olduğu bilinmektedir. Baş ağrısı problemlerinde ve diğer ağrı türlerinde lavantanın ağrı azaltıcı özelliği bulunmaktadır.
  • Lavanta kesesi evlerde çokça kullanılan doğal bir oda parfümüdür ve aynı zamanda böcek kovucu olarak bilinir. Pek çok evde özellikle elbise dolaplarında veya mutfak tezgahlarının altlarında bu keselere rastlamak mümkündür. Ayrıca evde lavantayı yetiştirmek çok basittir. Bir saksıya ekeceğiniz tohumlar ile kısa zamanda yetiştirmek mümkündür. Bir avuç lavanta su ile bir süre kaynatıldığında eve mis gibi bir koku yayılacaktır. Lavantanın kokusu, evdeki kokuları keser ve havayı temizleyici özellikleri bulunmaktadır.
  • Hem cilt hemde saç derisi için doğal bir dezenfektan veya mikrop kırıcı etkisi göstermektedir.Lavanta çayı soğuduktan sonra elde edilen bu çay cilde uygulanır yada cilt bu su ile yıkanırsa sivilce problemlerine iyi geldiği ,bu su ile saçlar yıkanırsa saç dökülmelerine ve saç problemlerine iyi geldiği söylenmektedir.
  • Vitiligo hastalığını önler ve sedef gibi rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. Doğum sonrası perinal sancılara karşı da etkilidir. Bebeklerde huzursuzluk ve uykusuzluk varsa aynı şekilde yastığının altına bir miktar tülbent veya kese içinde lavanta konabilir. Lipom denen bazı insanların ciltlerinde görülen şişkin yağ bezelerine karşı çok etkilidir.  Alerjik rinit hastalığı olanlar lavanta çayı içebilir.

Lavanta Çayı Nasıl Yapılır ?

Bir su bardağı suya, iki çay kaşığı lavantadan konur ve kısık ateşte kaynayana kadar ısıtılır. 10 dakika kadar demlenir ve süzülerek ılık vaziyette içilebilir. Ayrıca bu çay, hem cilt hem de saç bakımı için kullanılabilir.

Hepatit B ve C için lavantanın 4 dakika, karaciğer yağlanması için 10 dakika, karaciğer yetmezliği içinse 15 dakika kaynatılması gerekir. ( Kaynak: İbrahim Saraçoğlu )

Lavanta yağı da, bu amaçlar için kullanılmakla birlikte bu bitki ve bu bitkini yağı; parfüm, jel, sabun yapımında kullanılmaktadır.

Lavanta yağı kokusu böcekleri çok rahatsız etmektedir. Lavanta yağı kokusu sivrisinek, tatarcık ve kelebekler gibi böcekleri uzak tutmaktadır. Bir miktar deriye sürülmesi dahi bu böcekleri uzak tutabilir.Ayrıca böcek ısırıklarında bu yağın bir miktar uygulanmasının oluşacak acıyı azaltacağı iddia edilmiştir.

Ayrıca bu yağ sinir ve anksiyete sorunları için mükemmel bir tonik etkisi gösteren sakinleştirici kokusu vardır. Bu nedenle, migren, baş ağrısı, depresyon, gerginlik ve duygusal stres tedavisinde yararlı olabilir. Ayrıca zihinsel aktiviteyi arttırdığı bilinmektedir.

Lavanta yağı yaygın boğaz enfeksiyonları, grip, öksürük, soğuk algınlığı, astım, sinüs tıkanıklığı, bronşit, boğmaca, larenjit, tonsillit ve dahil olmak üzere çeşitli solunum problemleri için kullanılmaktadır. Yağ buharı biçiminde kullanılır ya da boyun, göğüs ve ense üzerine uygulanır. Aynı zamanda, genel olarak soğuk algınlığı ve öksürük için kullanılan çok sayıda püskürteç ve soluma cihazlarına ilave edilir. Lavanta esansiyel yağı uyarıcı niteliği de iyileşme sürecini hızlandırır ve vücudun doğal balgam ve diğer istenmeyen malzemeyi ortadan kaldırmamıza yardımcı olur. Lavantadan elde edilen yağın buharı da solunum yolu enfeksiyonlarına karşı antibakteriyel etki gösterebilir.

Ciltteki sivilcelere karşı çok başarılı uygulanan lavanta, ayrıca saç sorunları özellikle bit gibi sorunlarda destekleyici ve iyileştirmeyi hızlandırıcı olarak etki gösterir.

UYARILAR:

Diğer pek çok uçucu yağlar gibi, gebe ve emziren kadınların lavanta esansiyel yağı kullanmaktan kaçınmaları tavsiye edilir. Ayrıca diyabetli hastaların lavanta yağından uzak durması önerilir. Aynı zamanda çok hassas bir cilde sahip insanlar için alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bazı insanlar da lavanta yağı ortak veya aşırı kullanımı ya bağlı bulantı, kusma ve baş ağrısı meydana gelebilir.

Lavanta yağı oral yolla alındıysa belli bir seviyeden sonra vücutta ciddi zehirlenme belirtileri gösterebilir. Yutkunmada zorluk, bulanık görme, zor nefes alma, yanma gözler, kusma ve ishal ile karakterize ciddi sağlık komplikasyonlara neden olabilir

Sağlıcakla Kalınız….

Kaynaklar:

organicwebs

İbrahim Saraçoğlu 

Sığırkuyruğu Otu Nedir? Sığırkuyruğu Otu Nasıl Kullanılır?

sığır kuyruğu otu

Sığırkuyruğu Otu Nedir?

Asya, Avrupa ve Amerika gibi yaygın bir alanda yetişen sığırkuyruğu otunu ülkemizde hemen her yerde görmek mümkündür.  200 kadar tür ülkemiz coğrafyasında doğal olarak yetişmektedir. Amerika kıtasına Avrupalılar tarafından götürülmüştür. Amerika kıtasına adapte olan bu bitki oralarda istilacı bitki olarak görülür.

Bilimsel adı Verbascum thapsus olan sığır kuyruğu otu bazen 2 hatta 3 metreye kadar uzayabilir. Ancak çoğu kez karşımıza çıkanlar 1-1.5 metre boylar arasındadır. Sıracaotugiller familyasına ait olan bu bitki İngilizce’de mullein ve Aaron’s Rod (Harun’un sopası) olarak bilinir.

Küçük yapraklı sığırkuyruğu otu, tıbbi yapraklı sığırkuyruğu otu gibi çeşitleri vardır. Tıbbi olarak kullanılan türe ülkemizde yol kenarlarında, çorak arazilerde, kumluk alanlarda rastlamak mümkündür.

Tıbbi olarak kullanılan sığırkuyruğu otunun toplanma zamanı ve yöntemi oldukça önemlidir ve ehil insanlar tarafından yapılması gerekir. Bu otun kullanılan kısmı, çiçeklerin çanaksız taç yapraklarıdır. Sağlıklı şekilde kurutulan bitki; altın sarısı rengine ve bal kokusuna benzer bir koku içermektedir.

Çok eski zamanlarda, yani pamuğun üretiminin yapılmadığı zamanlarda mum yada lamba fitillerinin yapılması için bu ot kullanılırmış.

Sığırkuyruğu Otunun Faydaları Nelerdir?

  • Yine eski zamanlarda bu ot, iltihap önleyici ve iltihap giderici etkilerinden dolayı Roma döneminde kullanılmıştır.
  • Sığırkuyuruğu otu ile hazırlanan çayın astım belirtilerini kısa sürede azalttığı söylenmektedir.
  • Eski zamanlarda bu otun henüz olgunlaşmamış yaprakları besinlerin saklanması amacıyla kullanılırmış.
  • Bu yapraklar yaraların sarılması amacıyla da eski dönemlerde kullanılmıştır.
  • Genel olarak; solunum yolları hastalıkları için şifa kaynağı olduğu söylenmektedir. Öksürük, boğmaca, ses kısıklığı, nefes darlığı gibi problemlerde çayı kullanılabilir.
  • Boğaz ağrılarında gargara olarak, lapası ise çıban ve şişliklere, basura ve kulak ağrılarına karşı kullanılmıştır.
  • Oticon Otic kulak spreyi sığır kuyruğu otundan elde edilen kulak enfeksiyonları için kullanılan bir solüsyondur.
  • Sığırkuyruğu otu çayı uykusuzluk gibi problem için kullanılmıştır.
  • Sindirim sorunlarına iyi geldiği bilinmektedir.
  • Kas spazmlarına ve eklem ağrılarına karşı etkili olabilir.
  • Baş ağrısı ve migrene karşı sığırkuyruğu otu eski zamanlardan beri geleneksel olarak kullanılmıştır.

Sığırkuyruğu Çayı Nasıl Yapılır?

Bir çay kaşığı sığırkuyruğu otu, bir su bardağı sıcak su içine atılır ve 5-10 dk demlenir ve tercihen şekersiz olarak içilir. Ancak uzun süreli kullanımlardan mutlak olarak kaçınılması gerekmektedir. Sizlere tavsiyemiz, sığır kuyruğu bitkisi yerine sinir otu bitkisi tüketmenizdir. Etkileri hemen hemen aynı olup, sinir otu daha etkili ve zararsız bir bitkidir. Bkzn: Sinir Otu

Not: Sığır kuyruğu otunun içerisinde zehirli glikozitler mevcuttur. Bu sebeple tıbbi olarak kullanımı ancak doktor tavsiyesi ve doktor gözetimi ile olmalıdır.  Ayrıca, saponin içermektedir ki bu madde balıklar için oldukça zehirlidir. Bu sebeple sığır kuyruğu otu eski zamanlardan beri balık avlamak için kullanılmaktadır. Günlük kullanımda bitkinin kurutulmuş yapraklarının kullanılması tavsiye edilir. Hamile ve emziren kadınların kullanmaları sakıncalı olabilir. Aşırı kullanımdan mutlaka kaçınılmalıdır.

Sağlıcakla Kalınız…..

Kaynaklar: botanical.com

 

Reishi Mantarı Mucize mi Değil mi?

reishi mantarı nedir, reishi mantarının zararları

Reishi Mantarı Nedir?

Reishi mantarı sağlığı korumak ve ömrü uzatmak için geleneksel tıpta birçok Asya kültürlerinde binlerce yıldır kullanılmaktadır. Lingzhi veya Ganoderma mantarı olarak da bilinir. ”  Ölümsüzlük Mantarı ” olarak da adlandırılmış olup, bu şekilde abartılı bazı reklamları yapılmaktadır. Bilimsel adı Ganoderma lucidum olan reishi mantarı, delikli mantarlar (Polyporaceae) ailesine mensuptur.

Reishi Mantarı Nerelerde Kullanılır? Reishi Mantarının Zararları

Reishi mantarı, bağışıklık sistemini geliştirmek, stresi azaltmak, uyku bozukluklarını ve yorgunluğu azaltmak için başta Çin Geleneksel Tıbbı olmak üzere bazı kültürlerde 4000 yıldır kullanılmaktadır. Bu mantar türü yiyecek olarak kullanılmamaktadır. Tat olarak sert ve odunsu bir tada sahiptir. Genellikle kurutulmuşu veya toz haline getirilmiş ekstresi kullanılır.  Genel olarak suda çözülerek tüketilir. Bu amaçla bir miktar mantar kurusu veya tozu su içerisinde kaynatılır ve ardından hemen tüketilir. Ancak; literatürde reishi mantarının kullanımının pek çok sağlık sorununa neden olabileceği tespit edilmiştir. Özellikle kemoterapi alan hastaların bu mantarı kullanmaması tavsiye edilir. Kemoterapinin etkisini azaltıcı, karaciğer fonksiyonlarını bozucu etkiler bulunabilmektedir. Literatürde reishi mantarı kullanımı sonrasında ölüm vakaları rapor edilmiştir.

Reishi mantarı acı ve odunsu bir tata sahip olup, mutfaklarda kullanılmamaktadır. Daha çok tıbbi amaçlı ve takviye besin amaçlı kullanılmaktadır. Bu mantarlar, piyasada reishi tozu, reishi kapsül ve sıvı reishi olarak bulunmaktadır.

Sağlık nedenleriyle alındığında, genellikle kurutulmuş yada özütü alınır. Reishi mantarı’nın uzun süreli kullanılmaması gerekmektedir. Uzun süreli kullanımlarda ( 3 – 6 aydan fazla ) çeşitli alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Ağız, boğaz ve burunda çeşitli kaşıntı ve döküntülere sebep olabilir. Ayrıca; baş dönmesi, kaşıntı, pişik, baş ağrısı, mide bozukluğu, burun kanaması ve kanlı dışkı görülebilir. Bunların yanında hipertansiyon ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır. Yine düşük trombosit sayısı olan bireylerin kullanması sakıncalıdır. Aynı durum hamile ve emziren bayanlar içinde geçerli olup, hamile bayanların kullanmaması gerekmektedir.

Bu mantar ve bu mantardan yapılan ürünler için öncelikle zararlarını ve gerçekten etkili olup olmadığı araştırılarak, doktor tavsiyesi ile alınması tavsiye edilir. Ayrıca şu da var; reishi mantarı özlü vs. adı altında satılan ürünler orjinal dahi olsa, bu mantar türünün gerçekten etkili olup olmadığı konusunda veya etkisiz olabileceği konusunda bilgi sahibi olunmalıdır.  Ayrıca; piyasada içerisinde bu mantar özünü hiç ihtiva etmeyen veya olması gerekenden daha az miktarda içeren ürünler de olabilir. Bu sebeple; reishi mantarı özlü ürünler kullanılacaksa muhakkak kalite, sertifika ve marka araştırması yapılmalıdır.

Önemli Not: Yazımız tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Reishi mantarı için tüketim tavsiyesi niteliğinde değildir. Tüketimi tamamen bilimsel araştırmalar neticesinde elde edilecek bulgular ve doktorların onayı ile olmalıdır. Gelişigüzel kullanımı ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Sağlıcakla Kalınız.

Boza ve Bozanın Faydaları Hakkında

boza nedir, bozanın faydaları

Boza Nedir? Bozanın Faydaları Nelerdir?

Boza, tıpkı kımız gibi bilinen en eski Türk içeceklerinden birisidir. Darı irmiği, şeker ve su ile yapılan, genellikle kışın tüketilen bir içecektir. Avrupa’ya, Osmanlı aracılığı ile ulaşmıştır. Günümüzde Orta Asya ile Türkiye çevresinde ve Balkanlarda tüketilmektedir. Başka ülkelerde buğday, yulaf, pirinç, arpa ve mısırdan yapılan türleri bulunur. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde 17.yy ortalarında İstanbul’da 300’den fazla bozacının olduğu dile getirmiştir.

Eskiden bozacı adı verilen dükkanlar veya seyyar satıcılar tarafından insanlara ulaştırılıyordu. Günümüzde ise özellikle kış aylarında market raflarında görmek mümkün. Geleneksel olarak leblebi ve tarçın ile servis edilmektedir.

Bozanın Faydaları Nelerdir?

Bozanın bazı bünyelere bir takım faydaları olabilmektedir. Özellikle mayalanma esnasında probiyotik içeriği zenginleşmektedir. Boza, probiyotik içeriği en fazla besinler arasındadır. Bu özelliği nedeniyle makul ölçülerde bağırsak ve mide florasını düzenleyici etkisi vardır.

Sıvı ekmek olarak da adlandırılan boza, özellikle çok enerji sarfeden çalışanlara, sporculara, gelişme çağındaki bireylere ve emziren kadınlara bir takım faydalar sağlamaktadır. Anne sütünü arttırıcı etkilerinin olduğu bilinmektedir.

Kış aylarında hastalıklardan koruyucu etkisi bulunmaktadır. Bronşit gibi problemlere karşı bir takım faydalar sağlamaktadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi bulunmaktadır.

Bozanın içinde Bulunan Maddeler

100 gram bozanın besin içeriği aşağıdaki gibidir.

Protein: 3.5 gram
Yağ: 0.5 gram
Karbonhidrat: 57.5 gram
Kalsiyum: 29 mg
Fosfor: 97 mg
Demir: 1 mg
Sodyum: 1 mg
A vitamini: 6.9 IU
Niasin: 1.16 mg
Tiamin: 0.09 mg

Yukarıda görüldüğü gibi boza özellikle B grubu Niasin ve Tiamin gibi vitaminler yönünden oldukça zengindir. Bu nedenle saç sağlığı, cilt sağlığı ve beyin sağlığına karşı bozanın faydaları bulunmaktadır.

Ancak 100 gram boza yaklaşık 345 kaloridir. Bu nedenle kilo aldırıcı besinler arasındadır. Kilo almak isteyenler için olumlu sayılabilecek bu kalori miktarı kilo vermek isteyenler için bir sorun olabilir. Ayrıca diyabetik hastaların tüketmemeleri gerekmektedir.

Bozada Alkol Var mı?

Boza içerisinde, bozanın bekleme süresine veya türüne göre % 0,4-% 0,8 alkol bulunmaktadır. Bu miktar çok normal bir miktardır ve bozayı alkollü bir içecek sınıfına sokmaz. Öyle ki, sirke ve daha pek çok fermente gıdada bu orana yakın alkol normal sayılmıştır. Bozanın bekletildikçe içindeki alkol oranının arttığı bilinmektedir.

Bozanın tüketim süresi: Ağzı açıldıktan sonra 2 gün içerisinde tüketilmesi ve ağzı açıldıktan sonra buzdolabında saklanması gerekmektedir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar: 

Evde Boza Nasıl Yapılır?

Sağlıcakla Kalınız…

Ekşi Maya Nasıl Yapılır?

ekşi maya tarifi

Ekşi Maya Nedir? Ekşi Maya Nerelerde Kullanılır?

Ekşi maya bilinen en eski hamur mayalarından biridir. Bazı uzmanlara göre ise bilinen en sağlıklı ekmek mayasıdır. Maya bir mantar kültürü olup, mayalanma işlemi de mantarların ortam üzerindeki aktiviteleri sonucu oluşan durumdur.

Ekşi maya ile hazırlanan yiyeceklerin hazır mayaya nazaran bir takım üstün özellikleri olduğu savunulmuştur. Bu görüşlere göre; ekşi maya ile hazırlanan ekmeklerin daha lezzetli olduğu, daha geç bayatladığı, sindiriminin daha kolay olduğu gibi sayılabilir. Ayrıca, daha az alerjen olduğu belirtilmiştir. Ekşi maya ile sadece ekmek değil mayalanma esasına göre yapılan pasta, kek ve çörek gibi yiyeceklerde yapılabilir. Ayrıca; buğday içinde bulunan gluten gibi maddeler; mayalanma esnasında parçalanarak miktar olarak azalırlar. Bu nedenle tahıl ürünlerinden oluşacak yan etkileri en aza indirmek için mutlaka sağlıklı bir mayalama işlemi önemlidir.

Ekşi Maya Nasıl Yapılır?

Ekşi Maya Tarifi

1-) Un ve Su karıştırılır: 

Ekşi maya yapımı kolay ancak biraz zaman isteyen bir iştir. Yaklaşık 1 haftada maya kullanıma hazır hale gelmektedir. Öncelikle bir bardak oda sıcaklığında temiz içme suyu içerisine bir bardak kepekli un eklenir ve iyice birbirine karıştırılır. ( Zorunluluk olmamakla birlikte kavanozun içerisine bir kaç tane nohut eklemek mayalanma işlemini hızlandırabilir. ) Hazırlanan karışım mutfakta oda sıcaklığında bir köşeye bırakılır.

2-) Maya Eksiltme ve Arttırma İşlemi

Bu nokta kafa karıştırıcı gibi görünebilir. Temel mantık şudur: Elinizde oluşan mayanın yarısını atın. Diğer yarısı içerisine bir çay bardağı un ve bir çağ bardağı su eklenir. Karışım iyice karıştırılır.  Ertesi gün yine aynı işlem yapılır yani kavanozdaki mayanın yaklaşık yarısı boşaltılır ve bir çay bardağı un ile bir çay bardağı su birbirine karıştırılır. Bu işleme 6 gün boyunca aynı şekilde devam edilir. Altıncı günün sonunda ekşi maya hazır hale gelir.

Burada bir kaç püf nokta belirtelim: Bazen yukarıdaki yöntemle maya tutturma işlemi başarısız olabilir. Bunda kullanılan malzeme ve ortam faktörleri etkilidir. Eğer garantiye almak istiyorsanız ilk gün un ile karışacak suyun içerisine bir miktar taze sıkılmış meyve suyu eklenebilir. İkinci bir yöntem ise doğal yoğurt suyudur. Yoğurdun hafif yeşil suyu da hamura eklenebilir. Ev yoğurdu ile ekşi maya yapımı daha kolaydır.

( Not: Eğer maya eksiltme işleminin israf olduğunu düşünüyorsanız eksiltilen miktarı ekmek yapımında kullanabilirsiniz

Ekşi Maya Nasıl Saklanır?

Hazırlanan maya; buzdolabında buzlukta saklanabilir. Eğer sürekli mayaya ihtiyacımız varsa günlük olarak yukarıdaki işlemlere devam edilebilir.

İlginizi Çekebilir: Sert Yoğurt Nasıl Yapılır?

Sağlıcakla Kalınız…

Omega-3 Nedir? Omega-3 Hangi Besinlerde Bulunur?

omega-3 içeren besinler, epa nedir, dha nedir

Omega-3 Nedir? Omega-3 En Çok Hangi Besinlerden Elde Edilir?

Özet: Omega-3 takviyesi alırken mutlaka DHA ve EPA oranlarına bakılmalıdır. Ayrıca takviyenin trigliserid veya fosfolipid olup olmadığına dikkat edelim. En zengin Omega-3 kaynakları ise soğuk deniz balıklarıdır.

Omega-3 yağ asitleri; çoklu doymamış yağ asitleri arasında yer alan, insan vücudu tarafından üretilemeyen bu nedenle besinler aracılığı ile dışarıdan alınması gereken bileşiklerdir. Kalp, dolaşım sistemi ve beyin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Üç çeşit Omega-3 yağ asidi çeşidi bulunur. Bunlar; EPA (Eikozapentaenoik Asit), DHA (Dokozahekzaenoik Asit), ALA (Alfa-Linolenik Asit)’dir. Ala; yüksek oranda yağ içeren bazı bitkilerde bulunmaktadır. Özellikle keten tohumu, fındık, badem ve ceviz Ala açısından zengindir. Ancak; Omega-3 ihtiyacını karşılamak için bitkisel kaynaklar asla tek başına yeterli değildir. Çünkü bitkisel kaynaklardan alınan ALA’nın çok az (en fazla %5) bir kısmı vücut tarafından kullanılmaktadır.

En fazla Omega-3 içeren yiyecekler; somon balığı (doğal ve soğuk su somonu), sardalya balığı, uskumru, ançuez balığı, doğal deniz levreği, hamsi, istiridye,havyar, ringa balığı, ton balığı gibi balıklar sayılabilirler.  Ayrıca; yumurta da bir diğer Omega-3 kaynağıdır. Bazı sebzelerde çeşitli oranlarda ALA kökenli omega-3 içerebilirler. Ispanak, soya fasulyesi ve semiz otu örnek olarak sayılabilir. Anne sütü önemli oranda Omega-3 içerir bu nedenle emziren bayanların Omega-3 açısından zengin besinlerle beslenmesi önem arz eder.

Vücudun Omega-3 İhtiyacı Ne Kadardır?

Amerikan Kalp Vakfı’nın verilerine göre günlük alınması gereken Omega-3 miktarı sağlıklı bir yetişkin için 600 mg ile 1000 mg arasındadır. Kalp ve kolesterole bağlı sorunlarda bu miktar doktor onayı ve gözetiminde 1000 mg ile 3000 mg arasında değişebilir. Haftada 2-3 porsiyon balık tüketmek bunların yanı sıra bitkisel kökenli kaynakları tüketmek günlük ihtiyacı önemli oranda karşılayabilmektedir.

Omega-3 Takviyesi Alırken Nelere Dikkat Etmeli ve Fosfolipit Omega-3

Piyasada üç çeşit Omega-3 yağ asidi formu bulunur. Bunlar; etil ester, trigliserit ve fostolipid formdur. Bu formlardan hangisi tercih edilmeli sorusu hakkında çeşitli görüşler mevcuttur. Genel olarak; trigliserit ve fosfolipid olanların tavsiye edildiği görülmektedir. İyi bir omega-3 takviyesi aranıyorsa, bunun için takviyenin ne kadar EPA ve DHA içerdiği, sertifikalı olması, soğuk deniz balıklarından elde edilmiş olması gibi kriterlere bakılabilir. Peki nedir bu EPA ve DHA?

EPA Nedir?

EPA; açılımı Eykosapentenoik Asit olan bir yağ asidi formudur. Somon balığı (Norveç Somonu gibi soğuk okyanus somonları), turna balığı ve morina balığı gibi balıklarda bolca bulunur. Kalp ve beyin sağlığına, kas ve kemiklerin gelişimine, dolaşım bozukluklarının önlenmesine ve yağ yakımının hızlandırılmasına katkı sağlar.

DHA Nedir?

Docosahexaenoic asit (DHA), daha çok beyin ve göz sağlığına etki eden bir yağ asidi formudur. Hafıza için oldukça önemlidir. Beynin % 60’ı DHA içeren yağdan oluşmuştur.

Kullanım amacına göre yukarıda belirttiğimiz gibi kalp sağlığı için tercih edilecekse EPA oranı yüksek bir kaynak tercih edilmelidir. Eğer; beyin ile alakalı bir sorun için kullanılacaksa DHA oranı yüksek bir yağ tercih edilmelidir.

Omega-3’ün Faydaları Nelerdir? 

  • Özellikle DHA açısından zengin Omega-3 yağ kaynakları; bilişsel problemler, alzheimer ve bunama gibi risklere karşı koruyor. Hafıza ve konsantrasyonu arttırıyor.
  • Göz sağlığı için takviye edici önemli faydaları var.
  • Kanın kolesterol ve trigliserit seviyesini düşürerek kalp krizlerinin önlenmesine katkı sunabilir.
  • Gelişim çağındaki çocuklar ve ileri yaş seviyesinde bulunan kişiler için önemli bir besindir.
  • Anne sütü önemli oranda Omega-3 yağ asiti kaynağıdır. Bu nedenle hamile bayanların hamilelik sürecince doktor tavsiyesi ile yeterli omega-3 alması önemlidir.
  • Kemik sağlığı için çok önemli faydaları vardır.
  • Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Kemikleri güçlendirir.
  • Cildin daha sıkı ve genç görünmesini sağlar. Cildin nem dengesini korur.
  • Eğer vücutta aşırı oranda Omega-6 birikmişse bu durumun zararlı etkilerini en aza indirmek için Omega-3 takviyesi gerekebiliyor.
  • Anksiyete, huzursuzluk, yorgunluk gibi problemlerde kullanılabilir.

Uyarı: Omega_3 yağ asidinin yeterli alımı sağlık için önemlidir. Ancak herhangi bir takviye kullanmadan önce doktor onayı almak daha sağlıklıdır. Anılan faydaları bilgilendirme amaçlı olup kullanım tavsiyesi değildir.

Sağlıcakla Kalınız…

Recent Posts