Beyin Yaşlanmasına Önlemler!

Beyniniz neden erken yaşlanır, önlemler nelerdir?

Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beynin erken yaşlanmasıyla ilgili olarak 12 riske karşı uyardı. Vücudumuzun komuta kademesi olan beynimiz için var olan 16 risk faktörü nedeniyle beynin normalden daha erken yaşlanabileceğini dile getiren Prof.Dr. Oğuz Tanrıdağ, 4 genetik etkenin dışındaki  12 riske karşı uyardı. Beyninizin erken yaşlanma riskini 16 adımda ölçebilri, Beyniniz erken yaşlanıyor mu? Risk faktörlerini görebilirsiniz!
Prof. Tanrıdağ konuşmasına şöyle devame etti:
“Beynin yaşlanma süreci tamamen kalıtsal mekanizmalar tarafından kontrol edilmektedir. Bu sebepe her kişide beyin yaşlanma süreci farklı hızlarda ilerleyebilir.

“Beyin yaşlanmasında önlenebilecek faktörler arasında  kontrol edilebilecek risk faktörleridir. Bilimsel çalışmalar neticesinde ortaya konulan Erken Beyin Yaşlanması Risk Değerlendirmesi’nin bilinmesi, toplum ve birey sağlığı açısından önem taşıyor.
Erken beyin yaşlanmasının önlenmesi adına kontrol altına alınabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile  Alzheimer gibi pek çok hastalıkta erken tanı imkanı vardır. Çeşitli risk faktörleri; örneğin aşırı stres, huzursuzluk, depresyon, üzüntü, travma gibi durumkar erken beyin yaşlanması için gerekli şartları sağlamaktadır. Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre ortaya konulan  16 faktörden ilk dördü kontrolümüz dışındadır ama geri kalan 12 faktör bir takım tedbirlerle ortadan kaldırılabilecek ya da sınırlanabilecek risk faktörleridir.

İşte beynin erken yaşlanmasına katkıda bulunan riskler :

1-Ailenizde Alzheimer hastalığı ya da herhangi bir türden erken bunama sorunu yaşayan yakınız varsa!
2-Alzheimer ve bunama ile ilgili yapılan genetik testlerinde ailenizden gelen 19. kromozomunuzun hastalık taşıdığını söyleyen tek yada çift APOE4  parçacıklarınız varsa!
3-Ailenizde bir şizofreni ya da uzun süre depresyon sıkıntısı yaşayan bir yakınınız varsa!
4-Şizofreni,  depresyon gibi sıkıntınız varsa!
5- Bilinç kaybına neden olan bir darbe  aldınızmı ya da kafa kısmınıza bilinç kaybına neden olmayan bir kaç darbe aldınız mı?
6- Alkol Kullanma Alışkanlığı varsa!
7-Şeker, tansiyon ve yüksek kolesterolünüz varsa!
8-Sigara içiyorsanız!
9-Eğer kalp hastasıysanız ya da bir kalp krizi geçirmişseniz!
10-Beyin damar hastalığı geçirdiyseniz!
11-Tiroid hormonlarınız yeterli çalışmıyorsa!
12-Kansızlık, B12 vitamini eksikliği gibi sorunlarınız varsa!
13- Haftada 30 dk’dan fazla egzersiz yapmıuyorsanız
14-Tuz ve karbonhidrattan türü besinleri ağırlıklı olarak tüketiyorsanız!
15- Yeniliklere kapalıysanız!
16- Kitap okumuyorsanız!

Gelelim Önerilimize:

Öncelikle hayatımızda kimyasal katkı ürünlerini içeren hazır gıdaları silmedikçe beynimizin erken yaşlanması dahil pek çok riskle karşı karşıya kalacağız demektir. Bu risk sadece sizi değil doğmamış çocuklarınızı dahi etkileyecektir. Bunun yanında bol bol yeşil yapraklı sebzeler tüketmenizde fayda var. Her çeşit sebzeyi günün her öğününde ve yanında mutlaka et-tahıl- baklagil- peynir-yoğurt-yumurta gibi protein içeren yemeklerle birlikte yemeliyiz. Yemeklerden 2 saat sonra olmak üzere doğal meyveler yemeyi alışkanlık haline getirelim. Ceviz, Badem, Tuzsuz Fıstık gibi faydalı yağ oranları fazla olan kuruyemişleri tüketmemizde beyin sağlığımızın korunması için önemlidir.

Güzel Cilt İçin Besin Tavsiyeleri

cilt güzelliği, cilt bakımı

Güzel Cilt Nedir? Güzel Bir Cilt İçin Neler Yapmalı?

Güzel cilt demek; pürüzsüz, siyah noktasız, yaşına göre daha genç görünen sağlıklı bir cilt demektir. Cildimizin estetik açıdan göze hitap etmemesi belirli süreçlerin sonucunda oluşan bir durumdur. Genel olarak cilt temizliğinin dışında cildin sağlıklı görünmesi iç organların düzgün çalışması ile bağlantılıdır. Bazı hastalıklar dışında cilt sağlığı için en önemli faktör beslenme alışkanlarıdır.

Cilt Güzelliği için Doğal Beslenme Tavsiyeleri

  • Her türlü yenilebilir yeşil yapraklı sebzeler içerdikleri vitaminler ve antioksidan içerikli fitobileşikler sayesinde cildi korur. Özellikle; maydanoz, dere otu, lahana, karnabahar, brokoli, marul, semizotu, karahindiba gibi bitkiler cilt sağlığı için faydalıdır. Bu besinler cilt güzelliği kadar vücut sağlığı için de gerekli besinlerdir. Sivilce ve akne sorununa karşı da oldukça etkilidirler.
  • Meyveler özellikle küçük meyveler olarak bilinen böğürtlen, yabanmersini, karadut, dut, üzüm, alıç gibi meyveler ile limon ve diğer turunçgiller, doğal elma ve armut gibi meyveler sağlığımız için gerekli meyvelerden. Olması gerekenden fazla büyük meyvelerden ziyade küçük, ilaçsız meyveleri makul ölçülerde tüketmek önemlidir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve yenmemelidir daha çok iki öğünün ortasında meyve yenebilir. Doğal meyve bulmak zorsa keçiboynuzu, kuru incir, kutu dut, kuru üzüm gibi meyveler yenebilir.
  • Zerdeçal, kekik, biberiye gibi baharatlar da vücudu toksinlerden arındırıcı maddeleri içeriyor.
  • Yumurta, yoğurt, doğal süt, kemik suyu çorbası, paça çorbası gibi besinler hem protein hem de cildin esnekliğini koruyan maddeler yönünden zengindir.
  • Omega3 açısından zengin gıdalar örneğin ceviz gibi kuruyemişler, balık gibi besinler dolaşım sistemini düzene sokarak sağlıklı bir cildin korunmasına yardımcı oluyor.
  • Şekerli gıdalar, kızartmalar, hamur işi gıdalar, sigara, alkol, aşırı tuzlu besinler, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein, karaciğere ve böbreklere zarar verecek cildin yağlanmasına, gözeneklerin büyümesine, göz altı morluklarının oluşmasına neden oluyor. Özellikle bunların bir kaçının alışkanlık haline gelmesi kısa sürede cildimizin bozulmasına neden olabilir. Şekerli gıdaların, kızartma ve hamur işi besinlerin, işlenmiş et ürünlerinin vücutta serbest radikal oluşumu tetiklediği, şeker dengesini bozduğu, vücutta ve kanda yağlanmayı arttırdığını belirtmek gerekir. Bu gıdaların vücuda verdiği zararlar tek yönlü olmayıp karaciğerden kalbe, beyinden böbreklere kadar pek çok organa zarar verir. Sağlıksız çalışan mide, karaciğer, dolaşım sistemi ve böbrekler ilk belirtilerini cilt üzerinde gösterebilirler.
  • Hücrelerimizin büyük bir kısmı sudan oluşur. Dokulara yeterli su gitmezse dokular şeklini koruyamaz ve yaşlılık belirtileri erken ortaya çıkabilir.

Güzel Cilt İçin Egzersiz 

Gerek dolaşım sistemi gerekse yağ yakımı açısından spor veya egzersiz çok önemlidir. Her gün 30 dakikalık egzersiz yapmak genel sağlığın korunması açısından oldukça önemlidir.

Cilt Güzelliği için Cilt Temizliği ve Cilt Bakımı

Cilt bakımı, sağlıklı bir cilt için gerekli bir eylem olsa da aşırıya kaçmamakta fayda var. Cildimizi temizlerken aşırı alkali ürünler kullanmamalıyız. Su en iyi temizleyicidir. Cilt temizliği için  cilt tipimize uygun ve ortalama Ph değerine ( PH: 5.5)  sahip bir temizlik ürünü seçmeliyiz. Ayrıca meyve özleri içeren ve doğal içeriğe sahip temizleyiciler cildimiz için daha sağlıklıdır.  Ayrıca cilt temizlendikten sonra tonik ile temizlik işlemi sonlandırılabilir. Gül suyu doğal bir tonik olarak kullanılabilir. Cildimizi doğal yollardan nemlendirmek de daha sağlıklı bir davranış.  Aşırı krem kullanımı cilt gözeneklerini tıkayabilir ve uzun vadede siyah noktalarda artışa neden olabilir. Bu nedenle krem kullanırken kaliteli, pudra içeriği yüksek olmayan, doğal içerikli ve cilt tipine uygun olması önemli.

Sağlıcakla Kalınız…

 

Fermente Soğan – Siyah Soğan Tarifi

siyah soğan

Siyah  (Fermente) Soğan

Soğan sofralarımızdan vazgeçemediğimiz bir tat. Sağlığımız içinde çok önemli işlevleri var. Ağır yemeklerin, etlerin, çeşitli zararlı mikroorganizmaların zararlı etkilerini kırıcı süper bir sebze. Çok değişik alanlarda kullanılabiliyor. Peki siyah soğan adını daha önce hiç duydunuz mı? Sizlere belki de ilk defa duyacağınız yeni bir lezzeti tarifiyle sunuyoruz.

Fermente edilmiş ( mayalanmış ) Soğan Tarifi

Malzemelerimiz:

1- Halkalar halinde dilimlenmiş 2 adet orta boy kırmızı soğan, ( diğerleriyle de denenebilir )
2- 1/2- 1 yemek kaşığı arası deniz tuzu
3- 12 gram filtrelenmiş su
4- 1 yemek kaşığı peynir altı suyu yada salamura sarımsak (  isteğe bağlı )
5- Seçtiğiniz Otlar ( kekik, nane, biberiye vs. )  ( isteğe bağlı )
6-Bunları içine alacak genişlikte bir kavanoz.

Bunun için tercihen iki adet kırmızı soğan alıyoruz. ( Diğerleriyle de yapılabilir. ) Soğanları mümkün olduğunca ince dilimler halinde dilimliyoruz.

Kavanoz içerisine dilimlenmiş soğanları dilediğiniz çeşitli otlarla harmanlayıp kavanoz içerisine atın.
Filtrelenmiş 12 gram su içerisinde tuzu eritin ve bir yemek kaşığı peynir altı suyunu ekleyin.
İçi soğan dolu kavanoza  tuzlu su karışımını ekleyin ve iyice karıştırın. Kavanozun kapağı ile tuzlu su arasında 2.5 cm bir boşluk olmasına dikkat edin. Eğer soğanlar yukarı doğru çıkıyorsa soğanları dipte tutmak için kavanoz içerisine iyice temizlenmiş tercihen tahta veya taş bir ağırlık koyabilirsiniz. Kavanozu 6-12 gün arası ışık almayan ve serin bir yerde tercihen oda sıcaklığında ( mutfak tezgahının altı gibi ) bekletin. Burada önemli bir püf nokta şu kapağı çok sıkı kapatmayacaksınız, ayrıca çok gevşekte olmayacak yani fermentasyon sırasında dışarıya gaz çıkışını sağlamanız gerekecektir. Bunun için ya bir hava kilidi kullanın yada kavanozu çok hafif gevşetin. İşlem tamamlandıktan sonra buzdolabında saklamalısınız.

Bu lezzetli fermente soğan tarifinin vücudunuza faydaları da olacaktır. Fermente Siyah Soğan, normal soğan gibi sindirim problemi yapmaz, hatta sindirime yardımcı olur. Normal soğan içerisinde bulunan faydalı vitamin, mineral ve bileşiklerin bir kısmı fermentasyon esnasında bir kaç artmaktadır.

Sağlıcakla Kalınız…

Not: Bu tarifi uygularken mutlak surette sterilize şartlara uymak gerekmektedir. Bu yazı bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Uygulanması için yeterince araştırma yapmak gerekmektedir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar :

>>>> Siyah Sarımsak ( Fermente Sarımsak )

>>>> Böğürtlen Yaprağı Çayı ve Fermente Böğürtlen Yaprağı Çayı

 

Baş Dönmesi Neyin Habercisi?

Baş Dönmesi Bazı Hastalıkların Habercisi Olabilir. 

Toplumda en çok karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan baş dönmesi‘nin, vücudun birçok bölgesindeki hastalıkları haber veren bir uyarı mekanizması olduğu ve çok farklı sebeplerden ötürü kaynaklanabileceği belirtildi.

Baş dönmesi sorununun toplumun yüzde 20-30’unda görüldüğünü kaydeden Başken Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Karataş, baş dönmesinin basit nedenlerle olabileceği gibi ciddi rahatsızlıkların da habercisi olabileceğini belirtti.
Doç. Dr. Karataş, tıpta “uzayda yalancı hareket hissi” olarak tanımlanabilen, hastalar tarafından “fırıl fırıl dönüyor” diye tarif edilen baş dönmesi belirtisinin; vertigo , ataksi (dengesizlik), presenkop (bayılma hissi) ve dizziness (psikojenik baş dönmesi) olarak kategorize edilebileceğini belirtti.Vertigo ya da “gerçek baş dönmesini”; hastanın kendisinin ya da çevresinin “fırıl fırıl dönüyor” diye tarif ettiği durum olduğunu, beraberinde genellikle bulantı, kusma, terleme ve dengesizlik gibi yakınmaların da eşlik ettiğini kaydeden Dr. Karataş, “ Bazı hastalar hiç hareket edemezler ve gözlerini kapatıp öylece dururlar. Bu durum iç kulakta yer alan denge salyangozu ya da ilgili sinirlerden oluşan vestibüler sistem hastalığında ortaya çıkar. Bu tablo, nöroloji ve KBB uzmanlarının ilgi alanındadır” dedi.

Baş Dönmesi Neden Olur?

Denge bozukluğunuz varsa…

Ataksi ya da dengesizlikte; gerçek bir dönme algısı, terleme, bulantı ve kusma olmayıp, tamamen denge bozukluğu söz konusu olduğunu, beyin, beyincik, omurilik ya da periferik sinirlerin hastalığında görülen bu durumun nöroloji uzmanlarının konusu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Karataş şöyle devam etti:

Presenkop ya da bayılma hissi ise; dönme olmaksızın bayılacakmış gibi olma duygusudur. Beraberinde genellikle terleme, solukluk ve çarpıntı vardır. Bu da daha çok kan basıncı düşmeleri ya da yükselmesi sırasında ya da kan şekerinin düşmesi gibi durumlarda görülür. Bu durum kardiyoloji, dahiliye, endokrin gibi branşları ilgilendirir. Dizziness ya da psikojenik baş dönmesi ise daha çok iyi tanımlanamayan baş dönmesi olup, gerçek bir dönme olmaksızın dönecekmiş gibi hissetme, panik, korku ile birliktedir. Bu tablonun da psikiyatri uzmanlarınca izlenmesi gerekir.

Hastaların baş dönmesi diye tanımladıkları şikayetlerin, birçok farklı hastalıktan kaynaklanabileceğini ifade eden Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Karataş, hastaların bu durumlarda ilk olarak nöroloji ya da KBB uzmanlarınca değerlendirilip, ilgili branşlara yönlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

En sık görülen baş dönmesi nedenleri

“Pozisyonel vertigo’nun; hastaların yatakta dönerken ya da boyun ve başlarını hareket ettirdiklerinde kısa süreli baş dönmesinden şikayet ettikleri durum olduğunu ve  testlerle kolayca teşhis edilip, başarıyla tedavi edildiğini belirten Doç. Dr. Karataş, “Psikojenik vertigo  belli yerlerde (kapalı yer, asansör, kalabalık vs) ortaya çıkar; dengesizlik ve düşecekmiş gibi olma ve tutunma ihtiyacıyla beraber, korku, endişe, panik, çarpıntı ile beraber seyreder. Bu hastaların mutlaka nöroloji ve psikiyatri uzmanlarınca tedavi edilmelidir” diye konuştu.Beyin damar hastalığına bağlı olabilir

Ayrıca  orta yaşlarda başlayan, bir müddet sürebilen;  baş dönmesi, çınlama ve kulakta dolgunluk atakları göseteren bir iç kulak hstalığı olan Meniere hastalığının KBB uzmanlarınca; migren ataklarında görülen baş dönmesinin ise nöroloji uzmanları tarafından tedavi edildiğini kaydeden nöroloji uzmanı Doç.Dr.Mehmet Karataş, şunları ekledi:

“Beyindeki damar hastalıkları, orta yaşlarda  ortaya çıkan baş dönmelerinden sorumlu olabilir. Bu hastalarda genellikle hipertansiyon, diyabet, kolesterol, kalp hastalığı gibi başka hastalıklar bulunnabilir.”

Sağlıcakla Kalınız…

Kudret Narı Projesi – Hazar Gür

kudret narı

Kudret narı kanser için umut olabilir mi?

Üsküdar Üniversitesi öğrencisi Hazal Gür hazırladığı proje TÜBİTAK tarafından kabul edildi.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler biyoloji ve Genetik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hazal Gür’ün, “kudret narı bitkisinin kanser tedavisinde kullanılmasına” adlı bilimsel çalışmalarını içeren proje TÜBİTAK tarafından incelenmek üzere kabul edildi.

Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk ve tek tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi akademik alandaki çalışmaları ile de başarılara imza atıyor.

Kudret narının ilaç potansiyeli olup olmadığı araştırılıyor.

Gür, bundan sonraki aşamada kudret narı bitkisinin antikanserojen etkilerinin olup olmayacağını inceleyeceklerini ve bunun hücre içi sinyal yolakları üzerinde çalışacaklarını belirterek “Hedefimiz kudret narının ilaç potansiyelini incelemek. Kudret narı bitkisi kanser için bir ilaç potansiyeli taşıyor mu, bunu araştıracağız. Bir maddede antikanserojen ilaç potansiyeli olması demek , sağlıklı hücrelere zarar vermeden, yalnızca kanser hücrelerini yok etmesi anlamına gelmektedir. diye konuştu.

Bundan sonraki aşamanın proje deneylerine başlamak olduğunu dile getiren Gür, “ Deneylerden olumlu sonuçlar alındığı takdirde  ileri aşamalara geçmeyi planlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Kudret narının çok eskiçağlardan beri bazı hastalıkların tedavisinde kullanıldığını dile getiren Gür, “Fakat Türkiye’de yetişen kudret narının antikanser etkisi daha önce hiç araştırılmamış. Coğrafi ve iklimsel çeşitli farklılıklar bitkinin içeriğindeki bileşim oranlarını da. Yurt dışında yapılan çalışmalarda lösemi ve meme kanseri hücreleri üzerinde çalışılmış. Biz projemizde bu hücrelerle birlikte endometriyal kanser hücreleri, nöroblastoma hücreleri üzerinde kudret narının etkili olup olmadığını araştıracağız.” dedi.

Kaynak: Milliyet

Kudret Narının  Bilinen Faydaları Nelerdir:

Asırlardan beri mide rahatsızlıkları için kullanılan Kudret Narı bunun yanı sıra merhem olarak egzema ve sedef hastalıklarında kullanımaktadır. Ülser, gastrit, kabızlık ve kolit gibi mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Yaraların hızla iyileşmesini sağlar.

Kullanım şekli ve dozu: Olgunlaşarak kavun içi rengi alan meyve; bir tabak içinde ezilir, bir miktar balla karıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çorba kaşığı kadar yenir. Bu şekilde en az 40 gün kullanılır.

Tazesinin bulunmadığı mevsimlerde ise, halis zeytinyağı içinde 6 ay bekletilen Kudret Narı satın alınabilir ve her sabah bir çorba kaşığı kadar süzme balla karıştırılarak aç karna yenilir.

Not: Kullanmadan önce mutlaka doktorunuzdan bilgi alınız.

Kan Grubuna Uygun Diyet

kan grubuna uygun diyet

Yazar Dr. Peter J. D’Adamo’un yaptığı açıklamalara göre her kan grubunun tipik özellikleri olduğunu hatta bu özelliklerin fiziksel alışkanlıklarımızın her insanda farklı sonuçlar oluşturmasına dahi yol açtığı savunuluyor.

Araştırmacılara göre beslenme ve kan Grubu arasındaki bağlantıyla; kan grubunuza göre beslenerek ve spor yaparak daha sağlıklı olabilirsiniz. Kan Grubuna Uygun Diyet kavramı, diyet anlayışına farklı bir bakış sunuyor.

Dr. Peter J. D’Adamo’nun kitabında (Eat Right 4 Your Type) kan gruplarına göre çeşitli diyetler öneriyor…

Kan Grubuna Uygun Diyet

0 kan grubu diyeti

0 kan grubuna sahip insanların protein ağırlıklı beslenmesini öneriyor Dr. D’Adamo.  Kümes hayvaları, kırmızı et, balık ve sebzelerden vazgeçmemelisiniz. Ayrıca 0 kan grubuna sahip kişilerde karın ağrısı şikayetinin sık görüldüğünü belirtti.

A kan grubu diyeti

Kan grubu A olanlar için çok et tüketmek yerine sebze, meyve ve bakliyat ağırlıklı beslenme önerilmektedir. A kan grubuna sahip insanların bağışıklık sistemleri hassas olduğu için organik ve taze besinleri tercih etmeleri gerekmektedir.

B kan grubu diyeti

B kan grubunda olanlar az yağlı süt ve süt ürünleri, doğal yumurta, taze yeşil sebze ve et tüketmelidir. Bu gruptaki kişilerde tavuk alerjisi sorununa yatkınlık olabilir ayrıca domates, susam ,mısır, yer fıstığı, mercimek vs. gibi besinlerden uzak durmaları belirtilmektedir.

AB kan grubu diyeti

Kan grubu AB olanların mide asidi daha azdır. Bu nedenle sindirimleri yavaştır ve zor hazmederler. AB kan grubundakilerin kafein, alkol ve işlenmiş etlerden uzak durması gerekir. Ayrıca yeşil sebzeler ve süt ürünleri de sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.

Her türlü diyeti yaparken mutlaka doktorunuza danışmanız gerektiğini unutmayın.

Not: Bu araştırmalar bize göre sizleri kısıtlamamalı. Çünkü beslenme faktörü içerisinde pek çok etken vardır ve kan grubunun beslenme faktörleri içinde % etkisi nedir? Önemli olan budur. Bu sebeple sizlere önerimiz  kaliteli, organik gıdalarla yada doğal olan besinleri kararında tüketmenizdir.

Sağlıcakla Kalınız….

 

Uyku, Fazla Kilo ve Diyabet İlişkisi

‘Uykuyu ertelemek fazla kilo ve Tip 2 diyabeti risklerini arttırıyor’

Yeterli uyku demek zamanında alınan  uyku demektir. Uyku depolanamayan, başka zamana ertelenemeyen ve telafi edilmeyen bir insan davranışıdır. Bu sebeple örneğin hafta içi yetersiz uyuyup, hafta sonları fazla uyuyarak bunu DENGELEYEMEZSİNİZ.  Yaklaşık 520  insan üzerinde yapılan ve  uyku alışkanlıklarınin incelendiği bilimsel bir araştırmada, hafta içinde yeterli uyuyamayanların bu sorunları yaşama ihtimalinin daha yüksek olduğu gözlemlendi.

Endokrin Derneği yıllık toplantısında gündeme getirilen verilere göre uyku süresinin bir miktar arttırılmasıyla bazı hastalıkların önüne geçilebileceği bildirildi.

Daha önce bilimsel araştırmalarda; vardiyalı çalışma sisteminin, sağlıklı insanların dahi diyabet hastalığına yakalanması riskini arttırdığı gözlemlendi. Uyku, Fazla Kilo ve Diyabet İlişkisi artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir olgu.

Uyku Ertelemek için Zararlı?

Vücut saatinde meydana gelen bozulmanın bedendeki hormonların çalışma sistematiğini bozduğuna ve bunun bir dizi sağlık sorununa neden olduğuna inanılıyor.

Bristol Üniversitesi ile Katar’daki Weill Cornell Tıp Fakültesi’ndeki bilim adamları  “uyku alacağı” kavramını inceledi.

Weill Cornell Tıp Fakültesinden Prof. Shahrad Taheri, “Günde sadece 30 dakikalık bir uyku alacağının dahi ( uyku eksiliği ), kilo problemi ve insülin direnci üzerinde önemli etkileri olduğunu tespit ettik.  Modern toplumda uyku kaybı, sosyal hayhat ve çalışma sisteminden dolayı çok sık görülmekte. Fakat bunun metabolizmaya olan etkilerini ancak son 10 yılda farkedebildik.” dedi.

Prof. Taheri, hafta içinde de yeterli uykunun metabolizma üzerinde olumlu etkilerinin bulunduğunu kaydederek, obezite ve diyabetle mücadele programlarına uykunun da dahil edilmesinin tedavi sürecine olumlu yansıyacağını belirtiyorlar.

 Uyku, Fazla Kilo ve Diyabet İlişkisi Hakkında Öneriler

Sağlıklı uyku, havadar ve karanlık bir odada mümkündür. Yatmadan önce mutlaka 10 dakika kadar odanızı havalandırın ve gece ihtiyacınız olan oksijeni odazına almış olun. Karanlık bir odada uyumak çok önemli bir kavramdır. Çünkü melatonin adı verilen hormon sadece karanlıkta istenilen oranda salgılanıyor. Bunun yanısıra her zaman önerdiğimiz gibi; melisa çayı ve sarı kantaron da uyku problemlerinizin çözümünde ve hafif psikolojik sorunlarınızda yardımcı olabilir. Ayrıca geç saatlerde çay, kahve, kola gibi içecekleri tüketmemeniz, akşamları yağlı, tuzlu yemek yememeniz önerilmektedir.

Diş Duşu Nedir, Diş Duşu Fiyatları Ne kadar?

Diş Duşu Nedir? Diş Duşu Nasıl Kullanılır?

Diş duşu; hareketli mekanizmasıyla basınçlı hava ve su ile diş ve diş eti sınırında, diş aralarına kolayca etki edere besin artıklarını dişlerden arındıran bir elektronik kişisel temizlik ürünüdür.

Fırçanın ulaşamadığı noktaların temizliğinde, diş minelerine ve etlerine zarar vermeden çok başarılı bir şekilde temizlenmesini sağlayan ağız duşu, diş araları temizliğinde farklı bir yenilik oluşturuyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ”diş duşu, su ve hava bileşiminin ve etkileşiminin basınçla birlikte başarılı bir şekilde dişlere uygulanmasıyla üstün temizleme etkisini göstermektedir. Diş duşu cihazları, evde veya diş hekimi gözetiminde kullanılabilmektedir. Diş duşlarının çıkarılabilen başlıkları kullanan kişiye özel hijyen sağlamaktadır. Diş duşu, suyun basınçlı etkisi nedeniyle diş aralarında kalan ve çeşitlli mikro organizmaların büyümesine ortam oluşturan, ağız kokusuna neden olan yemek artıklarının kısa zamanda temizlenmesine yardımcı olmaktadır.

Ağız içi temizliğinde diş duşunun avantajları

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, diş duşunun ağız içi temizliğinde oldukça avantajlı bir uygulama olduğunu belirtiyor. Kışlaoğlu,  şu sözlere yer veriyor; “Diş duşu, bir diğer adıyla ağız duşu; yan etkisi olmayan bir yöntem olması, her yaştan insana uygulanabilmesi, uygulamanın çok kısa bir sürede bitmesi ( diş fırçalaması ile neredeyse aynı süre ) implant veya köprü  işlemleri  yaptıran hastaların gerekli ve etkin diş bakımına olan ihtiyaçlarını mükemmel derecede karşılaması gibi nedenlerle avantajlı bir uygulamadır.”

Diş Duşu Fiyatları:

Diş duşlarını evlerinize almanız daha ekonomik. Piyasada 55 TL ile 300 TL’ye kadar bulabilirsiniz.

Sağlıklı dişlere sahip olabilmek için sadece diş fırçalamak tam bir ağız bakımı için yeterli değildir. Diş ipi, ağız gargarası gibi yöntemler arasında yer alan hızlı etki eden diş duşu yöntemi, diş fırçasının ulaşamadığı noktalara erişiyor.