Diş Duşu Nedir, Diş Duşu Fiyatları Ne kadar?

Diş Duşu Nedir? Diş Duşu Nasıl Kullanılır?

Diş duşu; hareketli mekanizmasıyla basınçlı hava ve su ile diş ve diş eti sınırında, diş aralarına kolayca etki edere besin artıklarını dişlerden arındıran bir elektronik kişisel temizlik ürünüdür.

Fırçanın ulaşamadığı noktaların temizliğinde, diş minelerine ve etlerine zarar vermeden çok başarılı bir şekilde temizlenmesini sağlayan ağız duşu, diş araları temizliğinde farklı bir yenilik oluşturuyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ”diş duşu, su ve hava bileşiminin ve etkileşiminin basınçla birlikte başarılı bir şekilde dişlere uygulanmasıyla üstün temizleme etkisini göstermektedir. Diş duşu cihazları, evde veya diş hekimi gözetiminde kullanılabilmektedir. Diş duşlarının çıkarılabilen başlıkları kullanan kişiye özel hijyen sağlamaktadır. Diş duşu, suyun basınçlı etkisi nedeniyle diş aralarında kalan ve çeşitlli mikro organizmaların büyümesine ortam oluşturan, ağız kokusuna neden olan yemek artıklarının kısa zamanda temizlenmesine yardımcı olmaktadır.

Ağız içi temizliğinde diş duşunun avantajları

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, diş duşunun ağız içi temizliğinde oldukça avantajlı bir uygulama olduğunu belirtiyor. Kışlaoğlu,  şu sözlere yer veriyor; “Diş duşu, bir diğer adıyla ağız duşu; yan etkisi olmayan bir yöntem olması, her yaştan insana uygulanabilmesi, uygulamanın çok kısa bir sürede bitmesi ( diş fırçalaması ile neredeyse aynı süre ) implant veya köprü  işlemleri  yaptıran hastaların gerekli ve etkin diş bakımına olan ihtiyaçlarını mükemmel derecede karşılaması gibi nedenlerle avantajlı bir uygulamadır.”

Diş Duşu Fiyatları:

Diş duşlarını evlerinize almanız daha ekonomik. Piyasada 55 TL ile 300 TL’ye kadar bulabilirsiniz.

Sağlıklı dişlere sahip olabilmek için sadece diş fırçalamak tam bir ağız bakımı için yeterli değildir. Diş ipi, ağız gargarası gibi yöntemler arasında yer alan hızlı etki eden diş duşu yöntemi, diş fırçasının ulaşamadığı noktalara erişiyor.

Atmayan Yapay Kalp – Bivacor

bivacor nedir

BİVACOR- YAPAY KALP HAKKINDA BİLGİ

Atmayan Yapay Kalp Bivacor…Bivacor ismi verilen cihaz diğer yapay kalplerde olduğu gibi giymeye gerek bırakmıyor. Ayrıca 10 yıl gibi uzun bir süre kullanılabiliyor ve dakikada yaklaşık 2 bin kere dönerek tüm vücuda kan pompalama gücüne sahip.

Avustralyalı bir mühendisin icat ettiği Bivacor isimli yapay kalp milyonlarca kalp hastası için umut olabilir. Koyunlarda yapılan çeşitli klinik denemelerde başarılı olan ve 2018 yılına kadar insanlar üzerinde denenmeye başlayacak olan atmayan yapay kalp tıpkı normal kalbin işlevini görecek.

Yapay Kalp

Organ Bağışı konusu insanlar tarafından göz ardı ediliyor ve bu ihtiyacı olan hastalar için büyük bir sorun teşkil ediyor. Çağın hastalıkları olan obezite, şeker hastalığı, tansiyon hastalıkları gibi sorunlar kalp rahatsızlıklarının da giderek artmasına sebep oluyor. Avustralyalı bir Mühendis olan Dr. Daniel Timms’in geliştirdiği cihaz, şu ana kadar yapılan ve kullanılan yapay kalplerden daha kullanışlı ve ergenomik olmasıyla dikkat çekiyor.

Bivacor Cihazı

Bivacor ismi verilen cihaz diğer yapay kalplerde olduğu gibi giymeye gerek bırakmıyor. Ayrıca 10 yıl gibi uzun bir süre kullanılabiliyor ve dakikada yaklaşık 2 bin kere dönerek tüm vücuda kan pompalama gücüne sahip.

Diğer yapay kalp cihazları bilindiği gibi çok büyük ve ağırlar ayrıca vücut ile beraber taşınmak zorundalar ve vücut dışında taşınması gerektiğinden hastalar için oldukça zor ve stres yaratan bir durum. Diğer yapay kalp cihazları ancak 2 yıl gibi kısa bir süre kullanılabiliyorlar. Kalp nakli ise sadece kadavradan yapılabilen bir nakil olduğundan doku uyuşması veya organ bağışı gibi engellere takılıyor. Bu büyük buluşla ilgili gelişmeler tıp dünyası tarafından merakla bekleniyor.

Sağlıcakla Kalınız…

Böbrek Hastalarına Çörek Otu ve Çörek Otu Yağı

Çörek Otu

Dr. Ömer Coşkun, çörek otu yağını böbrek yetmezliği sorunu olan hastalara tavsiye ederek, ‘Diyalize bağlımlı  yaşayan hastalar soğuk press metodu ile çıkarılan çörek otu yağını kullanmalı’ dedi.

Böbrek yetmezliğinin, böbrek faaliyetlerinin yavaşlaması veya durmasın nedeniyle kandaki su, tuz ve diğer minerallerin dengesinin bozulması olarak nitelendiren Dr. Coşkun, ‘Böbrek yetmezliğinin belirtileri arasında, tuvalet esnasında çok az idrar gelmesi, hiç gelmemesi, bacak ve ayaklarda ödem oluşması gibi belirtiler öne çıkmaktadır. Böbrek yetmezliğinin bir sonraki evresinde ise halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı görülür. Bu evrede ayaklar ve bacaklarda veya vücut genelinde çeşitli yerlerde şişlik oluşabilir. Diyalize bağlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan hastaların soğuk press metodu ile elde edilen çörek otu yağını kullanmalarını iyi olur’ diye konuştu.

Çörek otu yağını böbrek yetmezliği bulunan hastalarına tavsiye ettiğini belirten Dr. Ömer Coşkun, ‘Kullandığınız ilaçların yanında yardımcı ve destekleyici olarak kullanabilirsiniz. Çörek Otu Yağı içinde bulunan ‘Timokinon’ adlı uçucu yağ sayesinde böbreklerin dolaşımına ve çalışmasına yardımcı olur.  Sabahları kahvaltıdan önce aç karnına  akşamlarıda yine aynı şekilde aç karına olmak üzere günde toplam iki çay kaşığı alındığında çörek otu yağından fazlasıyla istifade edilebilir.  Bu uygulamaya 1 ay boyunca devam edilebilir. İster Böbrek rahatsızlığı olanlar isterse başka rahatsızlığı olanlar bu yağı rahatlıkla kullanabilirler şeklinde konuştu.

Peki Çörek Otunun Diğer Faydaları Nedir?

Radyasyon Zararlarını Önler: Çörek Otu Yağı (NSO= Nigella Sativa ) ve aktif bileşeni olan thymoquinone ( timokinon ) radyasyona bağlı nitrosatif stresten korur.
Kalp Krizlerine Karşı korur: Thymoquinone özü deneysel kalp krizi ile ilişkili hasara karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
Diyabet ile ilişkili Böbrek Hasar önler: Çörek Otu Yağı thymoquinone özü deneysel diyabetik nefropati üzerine koruyucu etkileri vardır.
Alzheimer İlişkili Nörotoksisiteyi önler.
Meme kanserinde bastırır: Çörek otu yağında ki etken madde  thymoquinone ( timokinon )  özü tümör büyümesini inhibe eder ve bir göğüs kanseri ksenograft fare modelinde, programlanmış kanserli hücrelerin ölümüne (apoptoz) neden olur.
Sedef Hastalığı Karşı Korur.
Parkinson Hastalığını  önler.
Diyabetik Patolojileri önler.

Çörek Otu ve Bal Karışımı

Bunun yanında Çörek otu ve hakiki sızma çörek otu yağı pek çok kanser çeşidini önleyici ve tedavi destekleyici olarak kullanılabilir. Çörek Otu çok aktif bir bitkidir ve aktivitesi çeşitli besinlerle birlikte alınmasına bağlı olarak çeşitli hastalıklarda kullanılabilir. Çörek Otu ve Hakiki Bal karışımı pek çok hastalık için önleyici bir beslenme kürü olarak uygulanmaktadır. Günde bir çay kaşığı ballı çörek otu yemenizi tavsiye ederiz.

Sağlıcakla Kalınız….

Dikenli İncir yada Hint İnciri

dikenli incir

Dikenli İncir Nedir? Dikenli İncir Faydaları Nelerdir?

Bilinen İsimleri: Frenk yemişi, frenk inciri,frencir, hint inciri,pabuç inciri, eşek inciri,dikenli incir, kaynana dili, sabbara, babutsa, kürek yemişi,
Hint inciri bilimsel adı Opuntia ficus-indica olup, kaktüsgiller (Cactaceae) familyasında sınıflanan Opuntia cinsinin tipik türüdür. Türkçede frenk inciri, frenk yemişi, dikenli incir ya da kaynanadili adları da kullanılır. Kırmızı, sarı veya turuncu renklerde kabuğa sahip olabilir.

Özellikle sindirim sistemi rahatsızlıklarında faydalı olan ana vatanı Güney Afrika olan Dikenli İncir, Hint İnciri yada diğer adıyla Frenk İnciri ülkemizde en çok Akdeniz ve Egede rastlanan bir yabani kaktüs türüdür. Anavatanı Amerika ve Afrika olabileceği tahmin edilen bu meyve kıraç ve kurak, kireçli alanları sever. Bu güzel meyvenin kendisi kadar yaprakları da pek çok alanda kullanılıyor. Son yıllarda bu bitkinin yaprakları doğal kozmetik alanında; cilt, vücut ve saç bakımı ürünlerinde kullanılıyor.

Dikenli İncir Nasıl Yenir?

Soğuk tüketilmesi daha ferahlatıcı olmasından dolayı yaz aylarında satıcılar tarafından buz parçalarının için konur. İçi çekirdeklidir ve daha çok bu çekirdekler ile birlikte tüketilir.

Dikenli İncirin Faydaları Neler?

Dikenli incir yaprağı, nem oranının yüksek ve ayrıca su tutucu özelliği olmasından dolayı cilt için bir nem dengeleyicisi olarak kullanılabiliyor.. Cilt nemini koruyor ve kırışıklıklarla mücadele ediyor. Ayrıca bu bitki C vitamini açısından çok zengin ve içerdiği zengin lifler sayesinde bağırsakları düzenliyor,temizliyor. Kabızlık sorunu olanlar için oldukça faydalı bir meyvedir. Ayrıca uzmanlara göre bu meyve bir polivitamin yerine geçmektedir.

Diyet Yapanlar için Birebir

Dikenli İncir ayrıca tok tutma özelliği yanında kalorisi az olduğundan rahatlıkla diyet yapanlar tarafından kullanılabilir. Günde dört, beş tane yemenin bir sakıncası yoktur. Ayrıca içindeki çekirdeklerin dahi faydalı olduğu söyleniyor.

Sizlere bu güzel meyveyi yemenizi öneriyoruz. Yetişmesi esnasında kimyasal ilaç, gübre vs. almamış bu bitki doğallığını korumayı başarmış ender meyvelerden birisidir. Pek çok tatlıdan daha leziz bir tada sahiptir.  Doğada bu kadar mucizevi besin depoları saklıyken bizlerin onca paralar ödeyip vücudumuza zarar verecek besinleri almamız akıl mantık işi değildir.

Sağlıcakla Kalınız…

Keçi eti ve Propolisin Yararları

Keçi eti sağlıklı mıdır? Organik gıda nedir ve satın alınırken nelere dikkat edilmelidir? Propolis nedir? Yararlı mı? Arı ürünleri nedir?

Keçi eti Kalp Krizi Riskini azatır mı?

Bütün hastalıkların birçoğu dengelsiz veya yetersiz beslenmeden kaynaklanıyor. Beslenmede etin önemi büyük. Bundan  30-40 yıl önce insanlar et ihtiyaçlarını ağırlıklı olarak koyun ve keçi etinden sağlıyorlardı. Geldiğimiz nokta ise toplam kırmızı et tüketiminin sadece yüzde 15 kadarı koyun ve keçilerden elde ediliyor. Keçi eti özellikleri incelendiğinde; kas içlerinde, kas aralarında ve deri altında en az yağa sahip olan kesim hayvanıdır. Bu sebeple kolesterolü daha azdır denebilir. Keçi eti içeriğinde potasyum ve demir gibi elementlerde yüksek orandadır. Bu yüzden kolesterol sorunu ve kalp hastalığı olanlar için daha az sorunlu gibidir.

Keçi etinde B1 ve B3 vitamin oranlarının diğer etlerle kıyaslandığından daha yüksek olduğunu uzmanlar tarafından söylenmektedir. Bu vitaminler ise bilindiği üzere sinir sistemi ve saç deri ve tırnak sağlığı için oldukça önemlidir.

Keçi etinin bir diğer özelliği metabolizmayı hızlandırıcı bir etki gösterdiğidir. Keçi etinde var olan sağlığa olumlu etki yapan yağ asit oranı yüzde 60 ile yüzde 80 arasında değişmektedir. Bu da oldukça yüksek bir orandır.”

Keçi Sütünün Faydaları Nelerdir?

Keçi eti kadar keçi sütü de oldukça besleyici ve benzersiz bir besindir. Bebeklere keçi sütünün faydaları konusunda onlarca araştırma yapılmıştır. Öncelikle içerisinde bol miktarda A, B ve D vitaminleri vardır. Keçi sütü, Laktoz oranı yönünden yüksek proteinlere sahiptir. Keçi sütünün, iltihaplanmayı önlediği, diş ve kemik sağlığı için iyi bir kalsiyum kaynağı olduğu biliniyor. Keçi sütünde bulunan kalsiyum miktarı anne sütüne oranla yaklaşık 4 katı orandadır. Aynı zamanda magnezyum ve selenyum bakımından zengindir. Keçi sütünü bu kadar eşsiz kılan unsurlardan birisi, keçilerin beslenme alışkanlıklarıyla ilgilidir. Keçiler genelde taze otları tercih etmektedir bu yüzden kapalı alanlarda yetiştirilmeleri zordur.

Propolis hangi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor?

Propolis işçi arıların çeşitli çiçek ve ağaçların filiz ve tomurcuklarından elde ettiği reçine maddelerini, bitki salgılarını vücutlarında salgıladıkları bal mumu ve çeşitli enzimlerle birleştirip oluşturdukları yapışkan bir maddedir.  Arılar Propolisi kovanlarını dış tehlikelerden korumak ve kuvvetlendirmek için kullanır.

Uzmanlara göre : propolisi hasta olmadan önce kullanmak daha uygun ve etkilidir. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri propolisin kullanılabileceği en etkili zamanlardır. Bilinen bir yan etkisi yoktur ancak nadiren de olsa alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bu durumlarda kullanılmamalı ve kullanılmadan önce de mutlaka hekime danışılmalıdır. Doğal antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, yapılan klinik çalışmalar sonucunda solunum sistemi enfeksiyonları (bronşit, KOAH, influenza), deri ve cilt hastalıkları (herpes, mantar, alerji, yanıklar, deri ülseri,apse), diş ve diş eti rahatsızlıkları (diş eti çekilmesi, ağız yaraları), kulak, burun ve çeşitli boğaz enfeksiyonları, sindirim sistemi hastalıkları (parazit, kolit,mide ülseri, reflü), kadın hastalıkları (vajinal ve servikal rahatsızlıkları), idrar yolları hastalıkları, kalp ve dolaşım sistemi sorunları üzerinde bir miktar etkili olabiliceğini göstermiştir. Bağışıklık sistemi üzerinde de çeşitli faydaları olabilir.

Sağlıcakla Kalınız..

Siyah Altın: Organik Tarımda kullanılan Solucanlar

siyah altın, organik gübre

Organik Tarımda çalışan işçiler: Solucanlar

Evsel atıkları yiyen solucanların bunu çok verimli organik tarım gübresine dönüştürdüğünü biliyor musunuz? İşte Girişimcilere İş Fırsatı…

Son yıllarda giderek organik tarım alanında yaygınlaşan “siyah altın” diye bilinen gübre, aslında toprak altında evsel atıklarla dahi beslenebilen solucanlardan elde ediliyor. Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde solucan yetiştiriciliği ve gübresi üretimi işiyle uğraşan Reşat Kara; yaklaşık 9 ay önce evsel atıkları bilinen en verimli organik gübreye dönüştüren solucanları yetiştirmeye başladığını söyledi. Gübrenin, solucanın “Kırmızı Kaliforniya” çeşidinden elde edildiğini belirten Kara, şöyle devam etti:
“Solucanlar, çağın en büyük sorunu olan çeşitli atıkların geri dönüşümünde bir arıtma tesisi gibi çalışması Reşat Kara’yı etkilemiş. Bir müddet süren araştırmaları sonucu  uygun solucan çeşitlerinden 50 çeşit  almışve küçük bir tesis kurmuş kendisine. 9 ayda 1 milyona yakın siyah altın yani solucan üretmiş. Yaklaşık 1 milyon solucan, 1 kamyon evsel atığı 40 günde 850 kilogram organik gübreye dönüştürdüğünü belirtiyor Reşat Kara.

“Hastalıklı fideler bile bu siyah altın olan solucan gübresi ile can buluyor”

Reşat Kara, Simav ilçesindeki domates seralarında kimyasal gübrelerden dolayı meyudana gelen bitki hastalıklarıyla ilgili araştırma yapıyor ve solucan gübresini bu seralarda denediğini  söylüyor. Solucan gübresinin, domateste kimyasal gübrelerin yol açtığı sorunları önlediğini ve  bitkinin daha iyi geliştiğini söylüyor. İşte bu çalışmadan sonra domates seraları üzerinde görülen başarının etkisiyle bir talep patlaması yaşıyor. Organik Solucan Gübresine yoğun talepler gelmöeye başlıyor. Daha sonra tutku ve gelir haline gelen bu işi geliştirmek için kendi tesisini kurmaya karar veriyor Reşat Kara.

“Siyah altın” diye bilinen solucan gübresinin, tarımsal arazileri canlandıracağını bildiren Kara, şunları kaydetti:
“Solucanlar atıkları tüketerek onları çok değerli olan bu gübreye dönüştürüyor, evsel atıkları, yiyecek artıklarını yani çöp dediğimiz çoğu şeyi tüketebiliyor ve verimi biten topraklara yeniden hayat veriyor. Bu gübreyle hem toprak yeniden canlanıyor hem de pek çok kimyasal kaynaklı ürün hastalıkları bitiyor. Bu yüzden bunlara ’toprağın askerleri’ deniliyor.”

Kırmızı Acı Biber Epilepsiyi Tetikler mi?

kırmızı acı biber-epilepsi

 

Isparta SDÜ Tıp Fakülyesi Biyofizik Bölümü, kırmızı acı biberle ilgili yeni bir keşif yaptı. Hücredeki iyon kanalları üzerine yaptığı araştırmayla Uluslararası Harezmi Ödülü’ne sahip ilk Türk bilim adamı olan Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu,  ekibiyle sekiz yıl süren çalışma sonunda sara ( epilepsi ) hastaları için önemli bir keşif yaptılar.

KIRMIZI ACI BİBER SARA HASTALIĞINI ( EPİLEPSİYİ ) TETİKLİYOR

Prof. Dr. Nazıroğlu,  Kırmızı acı biberde çok fazla bulunan ve bibere acı tadını veren kapsain maddesini incelemek üzere Sıçanlardan 5 grup oluşturduk ve bir kısmında epilepsi oluşmasını sağladık.

Grupların bir kısmına kırmızı acı biberde bulunan kapsaisin maddesini iğneyle enjekte ederken, geri kalanına ise bunun etkisini bloke eden kapsazepin adlı madde verdik. Sonuçta kırmızı biberin acı olmasını sağlayan kapsaisin verilen sıçanlarda epileptik atakların arttığı gözlemlenirken, kapsazepin verilen diğer sıçanlarda ise bu atakların neredeyse sıfıra yakın düzeyde azaldığını gözlemledik.

Bu çalışma sonuçlarına göre  şunu söyleyebiliriz ki epileptik hastaların kırmızı acı biber yemesi, epileptik atakları artırıyor” dedi.

Prof. Dr. Nazıroğlu ve ekibinin konuyla ilgili makalesi dünyaca ünlü Amerikan Neuroscience Dergisi’nde bu ayki sayısında yayınlanarak tıp dünyasına sunuldu.

EPİLEPTİK  İLAÇLAR GELİŞTİRİLEBİLECEK

Prof. Dr. Nazıroğlu, çalışmanın finalinin ise kapsain maddesinden yola çıkarak  antiepileptik bir ilaç geliştirmek olduğunu vurguladı.

Not: Kırmızı Acı Biberde bulunan Kapsain maddesi metabolizmamız için çok faydalı bir maddedir. Yukarıda aktardığımız açıklamaların tam bilimsellik kazanması ve insanlarda da aynı etkiyi gösterip göstermeyeceğinin araştırılması gerekmektedir. Aslında haber içeriğinde farelere ne kadar kapsain verildiği belirtilmemiş. Yani her şeyin aşırı dozu zararlıdır. Azı karardır. Biber aşırı tükettiğimiz, elma armut gibi yediğimiz bir yiyecek değildir.  Pek tabi fazla su içtiğinizde kalp krizi geçirme, böbreklerin iflas etmesi gibi sonuçlar oluşabiliyor. Bu suyun zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Aynı kural tüm besinler için geçerlidir.

Organik Şampuan ve No Poo Akımı

organik şampuan ve no poo

Organik Şampuan ve No Poo Akımı Nedir?

Organik Şampuan ürünleri yavaş yavaş kimyasal içerikli şampuanların yerini alıyor. Saçlarımızın sağlığı aynı zamanda kafa derimizin sağlığı anlamına geldiği için bu konu es geçilmemesi gereken bir konu. Peki Organik Şampuanların bileşiminde neler var? Organik Şampuan bileşiminde doğal bitki özleri, çeşitli yağ asitleri, doğal vitamin ve mineral içeren meyve özütleri, esansiyel yağlar, doğal alkaliler vs. var. Her saç ve deri tipine uygun organik şampuan bulmak mümkün. Tipik şampuanlar, sodium laurent sulphate, paraben gibi bazı kimyasallar içerebilirler. Uzun vadede, bu kimyasalların bir takım yan etkileri doğabilmektedir. Organik şampuan’lar; özlerinde ısırgan otu, çörek otu yağı, biberiye yağı, defne, portakal özleri gibi doğal bileşenleri barındırmaktadırlar.

Unutulmaması gereken bir husus ise, saç yıkamanın esas mantığının saçlardaki yağları ve kirleri temizlemek olduğu düşünüldüğünde, saç derisinin karmaşık yapısı nedeniyle bazen saç yağlarının bilinçsizce ve aşırı derecede temizlenmesi saç derisinin yağ üretimini aşırı derecede tetiklemekte ve kısır bir döngü oluşturmaktadır. Yani aşırı temizleme bir anlamda aşırı yağ üretimini de beraberinde getirmektedir.

Organik şampuan‘lar, gerek Ph dengesi gerekse içerdikleri organik bileşikler saç dengesi ile uyum içinde olduklarından; aşırı saç yağlanmasının ve dolayısı ile saç dökülmesinin önüne geçmiş olmaktadırlar.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre, saç yağlanması, saç dökülmesi sorununun en önemli nedenleri arasındadır. Saçlardaki aşırı yağlanmanın bir diğer nedeni ise hormonaldir ( DHT hormonu ). Eğer saçlarınızda aşırı yağlanma ve dökülme varsa, bilinen en iyi doğal DHT baskılayıcılarından olan ÇÖREK OTU YAĞI  kullanabilirsiniz.

Şampuansız Saç Yıkama ( No Poo ) -Evde Doğal Şampuan Yapmak..

Şampuansız saç yıkamak çok basit bir uygulama. Karbonat, su ve elma sirkesi uygulamasından oluşuyor. Öncelikle karbonat % 100 karbonat olacak, bunun için eczanelerden İngiliz Karbonatı bu iş için uygundur. Karbonat bazik bir madde olduğundan dolayı yağla bileşiminde sabunlaşma etkisi gösterecektir. Saçınız az yağlı ise az miktarda karbonat çok yağlı ise biraz daha fazla karbonat kullanacaksınız. Bir bardak suya bir çorba kaşığı karbonat karıştırıp eriyoruz. Bir kısmı ile saç diplerimizi masaj şeklinde hafifçe ovalıyoruz. Durulayıp kalan kısımla tekrar aynı işlemi uygulayıp saçımızı bir miktar doğal Elma sirkesi ve su karışımı ile duruluyoruz.

No Poo Akımı uygulamasıyla insanlar belli bir süre sonra saçlarını sadece saf su ile temizleyebiliyorlarmış. Ancak bu ne kadar gerçekçi tartışılır. Fakat şu bir gerçek ki kullandığımız şampuanlardaki kimyasallar saç derimizin sağlığını bozarak saçlarımızın daha fazla yağlanmasına ve kirlenmesine neden olabilmektedir. Size bir önerimiz ise saçlarınızı karbonatla yıkamadan evvel bir miktar zeytinyağı ile masaj yapıp ardından karbonatla temizleyip sirke ile son durulamanızı yapmanız. No Poo Akımı saç dökülmesi uygulamalarında bile başarılı sonuçlar verebiliyor. Ama dediğimizi unutmayın! Saç tipinizi en iyi siz biliyorsunuz. Saçlarınızda bir hastalık veya deri  rahatsızlığı, mantar vs. bulunabilir. Yahut saçlarınız aşırı yağlı veya saç deriniz aşırı hassas olabilir. Bunun için bu yöntemleri denerken çok dikkatli olmalısınız.

Sağlıcakla Kalınız…