Üzüm Pekmezi Kanseri Önler mi?

Üzüm Pekmezi  Kanserle Savaşıyor

Pekmez içeriğindeki yüksek şeker nedeniyle  karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum ihtiyacının büyük bir kısmını karşılamaktadır.Kan yapımını hızlandırır, enerji verir ve iştah açar. Hamilelik döneminde bebek gelişimi ve anne adayları için oldukça faydalıdır. Mide, bağırsak ve böbrekler üzerinde olumlu etkileri vardır.

Yapılan Yeni Bir Araştırmada Üzüm Pekmezi Kansere Karşı Savaşıyor

İnönü Üniversitesinde yapılan bir araştırmada siyah üzümün içeriğinde bulunan Resveratrol isimli antioksidan maddesinin Kanseri önlediği sonucu çıkarılmıştır. Bu maddenin üzüm pekmezinde daha yoğun olduğu tespit edilerek, kansere karşı koruyucu olduğu sonucuna varılmıştır.

Resveratrolün ilk defa; Fransız mutfaklarında yüksek oranda doymuş yağ ve kolesterol içerikli beslenmesine ve yoğun sigara tüketimine rağmen özellikle kalp hastalıklarının az görülmesi bilim adamları tarafından “Fransız paradoksu” olarak değerlendirilmiştir.  Yapılan çalışmalarda Fransanın Bordeaux bölgesinde yetişen siyah üzümlerin kabuğunda küflenmeye karşı oluşan  resveratrol adlı antioksidanın kalp hastalıklarında çok önemli faydalarının olduğu sonucuna varılmıştır.

İçeriğindeki bu temel antioksidanlar sayesinde kalp krizin, kansere ve güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucu olduğu, sigara ve alkolün zararlarını en aza indirgediği, cildi gençleştirdiği görülmüştür.

Ancak her zaman söylediğimiz gibi, günlük şeker ihtiyacınızı yapay tatlılardan, pastalardan ve şekerlemelerden karşılıyorsanız; bunların üzerine vücudunuza alacağınız üzüm veya üzüm pekmezi fayda yerine zarar verecektir. Çünkü vücudunuza aşırı bir şeker yüklemesi olacak, insülin dengeniz alt üst olacaktır. Bu sebeple faydalı gıdaların yararını görmek istiyorsanız, hayatınızda tüm gereksiz-yapay-işlenmiş besin maddelerini çöpe atmanız gerekecektir. Sadece doğal ürünlere yönelmeniz gerekmektedir.

Çay Demlerken Kendinizi Zehirlemeyin

çay nasıl demlenmeli
Çayınızı Doğru Demleyin

Çay Demlerken Zararlı Hale Nasıl Geliyor?

Çayın yüksek ısıya maruz kaldıktan sonra tüketilmesi insan sağlığı için kansere varabilecek kadar ciddi zararlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Bekir Bükün, çay demlerken dikkat edilmesi gereken noktalarda uyarıyor:

DÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bekir Bükün, yüksek ısıda demlenen çayın ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu açıkladı. Çayın içerisinde bulunan tein ve tanen bileşiklerinin bitkilerin savunma sistemleri için salgıladıkları salgılar olduğunu belirtti.

Çayın yanlış demlenmesi nedeniyle bu bileşiklerin aktif hale geleceğini söyleyen Bükün, uzun süre bu bileşiklere maruz kalanlarda kansere varabilecek kadar olumsuz durumlara yol açtığını vurguladı.

ÇAY ACI İSE KESİNLİKLE İÇMEYİN
Prof. Bükün, “Taze ve uygun koşullarda demlenmiş çayın tadının hoş ve karakteristik olduğunu ancak bayat çaylarda aktif hale gelen tanenlerden dolayı bu çayların ağızda acı bir tat bıraktığını belirtti.

KALİTELİ ÇAY DEMLEMENİN PÜF NOKTALARI

Alt Çaydanlıkta su kaynarken üst demlikte kesinlikle kuru çay bırakmıyoruz. Çünkü eğer altta su kaynarken demlikte kuru çay bırakılırsa çay yumuşayarak içerisindeki tanenlerin çözünme hızı artacaktır. Çayı, demleme esnasında üst demliğe koyun. Ayrıca demleme süreci 15 dakikayı geçmemelidir. Çayı demledikten sonra 15 dakika kadar ocağın altı kapalı vaziyette demlenmesini bekleyin. 15 dakika sonra çayınızı süzün ve posasından ayırın. Bu sayede çayınızdan tanenlerin büyük kısmını uzaklaştırmış olacak ve çayınızın içim süresini arttırmış olacaksınız. Posayı süzdükten sonra alt suyu kaynatabilirsiniz.

Çay Demlerken Karbonat Atın

Çayınızı demlerlen, çok az miktarda karbonat (çay kaşığının ucu kadar)  koyarsanız çayın kendine has aromasını  arttırmış olacaksınız. Aynı zamanda karbonat çayınızı alkali hale getirecektir.

 

Beyin Yaşlanmasına Önlemler!

Beyniniz neden erken yaşlanır, önlemler nelerdir?

Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, beynin erken yaşlanmasıyla ilgili olarak 12 riske karşı uyardı. Vücudumuzun komuta kademesi olan beynimiz için var olan 16 risk faktörü nedeniyle beynin normalden daha erken yaşlanabileceğini dile getiren Prof.Dr. Oğuz Tanrıdağ, 4 genetik etkenin dışındaki  12 riske karşı uyardı. Beyninizin erken yaşlanma riskini 16 adımda ölçebilri, Beyniniz erken yaşlanıyor mu? Risk faktörlerini görebilirsiniz!
Prof. Tanrıdağ konuşmasına şöyle devame etti:
“Beynin yaşlanma süreci tamamen kalıtsal mekanizmalar tarafından kontrol edilmektedir. Bu sebepe her kişide beyin yaşlanma süreci farklı hızlarda ilerleyebilir.

“Beyin yaşlanmasında önlenebilecek faktörler arasında  kontrol edilebilecek risk faktörleridir. Bilimsel çalışmalar neticesinde ortaya konulan Erken Beyin Yaşlanması Risk Değerlendirmesi’nin bilinmesi, toplum ve birey sağlığı açısından önem taşıyor.
Erken beyin yaşlanmasının önlenmesi adına kontrol altına alınabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile  Alzheimer gibi pek çok hastalıkta erken tanı imkanı vardır. Çeşitli risk faktörleri; örneğin aşırı stres, huzursuzluk, depresyon, üzüntü, travma gibi durumkar erken beyin yaşlanması için gerekli şartları sağlamaktadır. Bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre ortaya konulan  16 faktörden ilk dördü kontrolümüz dışındadır ama geri kalan 12 faktör bir takım tedbirlerle ortadan kaldırılabilecek ya da sınırlanabilecek risk faktörleridir.

İşte beynin erken yaşlanmasına katkıda bulunan riskler :

1-Ailenizde Alzheimer hastalığı ya da herhangi bir türden erken bunama sorunu yaşayan yakınız varsa!
2-Alzheimer ve bunama ile ilgili yapılan genetik testlerinde ailenizden gelen 19. kromozomunuzun hastalık taşıdığını söyleyen tek yada çift APOE4  parçacıklarınız varsa!
3-Ailenizde bir şizofreni ya da uzun süre depresyon sıkıntısı yaşayan bir yakınınız varsa!
4-Şizofreni,  depresyon gibi sıkıntınız varsa!
5- Bilinç kaybına neden olan bir darbe  aldınızmı ya da kafa kısmınıza bilinç kaybına neden olmayan bir kaç darbe aldınız mı?
6- Alkol Kullanma Alışkanlığı varsa!
7-Şeker, tansiyon ve yüksek kolesterolünüz varsa!
8-Sigara içiyorsanız!
9-Eğer kalp hastasıysanız ya da bir kalp krizi geçirmişseniz!
10-Beyin damar hastalığı geçirdiyseniz!
11-Tiroid hormonlarınız yeterli çalışmıyorsa!
12-Kansızlık, B12 vitamini eksikliği gibi sorunlarınız varsa!
13- Haftada 30 dk’dan fazla egzersiz yapmıuyorsanız
14-Tuz ve karbonhidrattan türü besinleri ağırlıklı olarak tüketiyorsanız!
15- Yeniliklere kapalıysanız!
16- Kitap okumuyorsanız!

Gelelim Önerilimize:

Öncelikle hayatımızda kimyasal katkı ürünlerini içeren hazır gıdaları silmedikçe beynimizin erken yaşlanması dahil pek çok riskle karşı karşıya kalacağız demektir. Bu risk sadece sizi değil doğmamış çocuklarınızı dahi etkileyecektir. Bunun yanında bol bol yeşil yapraklı sebzeler tüketmenizde fayda var. Her çeşit sebzeyi günün her öğününde ve yanında mutlaka et-tahıl- baklagil- peynir-yoğurt-yumurta gibi protein içeren yemeklerle birlikte yemeliyiz. Yemeklerden 2 saat sonra olmak üzere doğal meyveler yemeyi alışkanlık haline getirelim. Ceviz, Badem, Tuzsuz Fıstık gibi faydalı yağ oranları fazla olan kuruyemişleri tüketmemizde beyin sağlığımızın korunması için önemlidir.

Güzel Cilt İçin Besin Tavsiyeleri

cilt güzelliği, cilt bakımı

Güzel Cilt Nedir? Güzel Bir Cilt İçin Neler Yapmalı?

Güzel cilt demek; pürüzsüz, siyah noktasız, yaşına göre daha genç görünen sağlıklı bir cilt demektir. Cildimizin estetik açıdan göze hitap etmemesi belirli süreçlerin sonucunda oluşan bir durumdur. Genel olarak cilt temizliğinin dışında cildin sağlıklı görünmesi iç organların düzgün çalışması ile bağlantılıdır. Bazı hastalıklar dışında cilt sağlığı için en önemli faktör beslenme alışkanlarıdır.

Cilt Güzelliği için Doğal Beslenme Tavsiyeleri

  • Her türlü yenilebilir yeşil yapraklı sebzeler içerdikleri vitaminler ve antioksidan içerikli fitobileşikler sayesinde cildi korur. Özellikle; maydanoz, dere otu, lahana, karnabahar, brokoli, marul, semizotu, karahindiba gibi bitkiler cilt sağlığı için faydalıdır. Bu besinler cilt güzelliği kadar vücut sağlığı için de gerekli besinlerdir. Sivilce ve akne sorununa karşı da oldukça etkilidirler.
  • Meyveler özellikle küçük meyveler olarak bilinen böğürtlen, yabanmersini, karadut, dut, üzüm, alıç gibi meyveler ile limon ve diğer turunçgiller, doğal elma ve armut gibi meyveler sağlığımız için gerekli meyvelerden. Olması gerekenden fazla büyük meyvelerden ziyade küçük, ilaçsız meyveleri makul ölçülerde tüketmek önemlidir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve yenmemelidir daha çok iki öğünün ortasında meyve yenebilir. Doğal meyve bulmak zorsa keçiboynuzu, kuru incir, kutu dut, kuru üzüm gibi meyveler yenebilir.
  • Zerdeçal, kekik, biberiye gibi baharatlar da vücudu toksinlerden arındırıcı maddeleri içeriyor.
  • Yumurta, yoğurt, doğal süt, kemik suyu çorbası, paça çorbası gibi besinler hem protein hem de cildin esnekliğini koruyan maddeler yönünden zengindir.
  • Omega3 açısından zengin gıdalar örneğin ceviz gibi kuruyemişler, balık gibi besinler dolaşım sistemini düzene sokarak sağlıklı bir cildin korunmasına yardımcı oluyor.
  • Şekerli gıdalar, kızartmalar, hamur işi gıdalar, sigara, alkol, aşırı tuzlu besinler, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein, karaciğere ve böbreklere zarar verecek cildin yağlanmasına, gözeneklerin büyümesine, göz altı morluklarının oluşmasına neden oluyor. Özellikle bunların bir kaçının alışkanlık haline gelmesi kısa sürede cildimizin bozulmasına neden olabilir. Şekerli gıdaların, kızartma ve hamur işi besinlerin, işlenmiş et ürünlerinin vücutta serbest radikal oluşumu tetiklediği, şeker dengesini bozduğu, vücutta ve kanda yağlanmayı arttırdığını belirtmek gerekir. Bu gıdaların vücuda verdiği zararlar tek yönlü olmayıp karaciğerden kalbe, beyinden böbreklere kadar pek çok organa zarar verir. Sağlıksız çalışan mide, karaciğer, dolaşım sistemi ve böbrekler ilk belirtilerini cilt üzerinde gösterebilirler.
  • Hücrelerimizin büyük bir kısmı sudan oluşur. Dokulara yeterli su gitmezse dokular şeklini koruyamaz ve yaşlılık belirtileri erken ortaya çıkabilir.

Güzel Cilt İçin Egzersiz 

Gerek dolaşım sistemi gerekse yağ yakımı açısından spor veya egzersiz çok önemlidir. Her gün 30 dakikalık egzersiz yapmak genel sağlığın korunması açısından oldukça önemlidir.

Cilt Güzelliği için Cilt Temizliği ve Cilt Bakımı

Cilt bakımı, sağlıklı bir cilt için gerekli bir eylem olsa da aşırıya kaçmamakta fayda var. Cildimizi temizlerken aşırı alkali ürünler kullanmamalıyız. Su en iyi temizleyicidir. Cilt temizliği için  cilt tipimize uygun ve ortalama Ph değerine ( PH: 5.5)  sahip bir temizlik ürünü seçmeliyiz. Ayrıca meyve özleri içeren ve doğal içeriğe sahip temizleyiciler cildimiz için daha sağlıklıdır.  Ayrıca cilt temizlendikten sonra tonik ile temizlik işlemi sonlandırılabilir. Gül suyu doğal bir tonik olarak kullanılabilir. Cildimizi doğal yollardan nemlendirmek de daha sağlıklı bir davranış.  Aşırı krem kullanımı cilt gözeneklerini tıkayabilir ve uzun vadede siyah noktalarda artışa neden olabilir. Bu nedenle krem kullanırken kaliteli, pudra içeriği yüksek olmayan, doğal içerikli ve cilt tipine uygun olması önemli.

Sağlıcakla Kalınız…

 

Fermente Soğan – Siyah Soğan Tarifi

siyah soğan

Siyah  (Fermente) Soğan

Soğan sofralarımızdan vazgeçemediğimiz bir tat. Sağlığımız içinde çok önemli işlevleri var. Ağır yemeklerin, etlerin, çeşitli zararlı mikroorganizmaların zararlı etkilerini kırıcı süper bir sebze. Çok değişik alanlarda kullanılabiliyor. Peki siyah soğan adını daha önce hiç duydunuz mı? Sizlere belki de ilk defa duyacağınız yeni bir lezzeti tarifiyle sunuyoruz.

Fermente edilmiş ( mayalanmış ) Soğan Tarifi

Malzemelerimiz:

1- Halkalar halinde dilimlenmiş 2 adet orta boy kırmızı soğan, ( diğerleriyle de denenebilir )
2- 1/2- 1 yemek kaşığı arası deniz tuzu
3- 12 gram filtrelenmiş su
4- 1 yemek kaşığı peynir altı suyu yada salamura sarımsak (  isteğe bağlı )
5- Seçtiğiniz Otlar ( kekik, nane, biberiye vs. )  ( isteğe bağlı )
6-Bunları içine alacak genişlikte bir kavanoz.

Bunun için tercihen iki adet kırmızı soğan alıyoruz. ( Diğerleriyle de yapılabilir. ) Soğanları mümkün olduğunca ince dilimler halinde dilimliyoruz.

Kavanoz içerisine dilimlenmiş soğanları dilediğiniz çeşitli otlarla harmanlayıp kavanoz içerisine atın.
Filtrelenmiş 12 gram su içerisinde tuzu eritin ve bir yemek kaşığı peynir altı suyunu ekleyin.
İçi soğan dolu kavanoza  tuzlu su karışımını ekleyin ve iyice karıştırın. Kavanozun kapağı ile tuzlu su arasında 2.5 cm bir boşluk olmasına dikkat edin. Eğer soğanlar yukarı doğru çıkıyorsa soğanları dipte tutmak için kavanoz içerisine iyice temizlenmiş tercihen tahta veya taş bir ağırlık koyabilirsiniz. Kavanozu 6-12 gün arası ışık almayan ve serin bir yerde tercihen oda sıcaklığında ( mutfak tezgahının altı gibi ) bekletin. Burada önemli bir püf nokta şu kapağı çok sıkı kapatmayacaksınız, ayrıca çok gevşekte olmayacak yani fermentasyon sırasında dışarıya gaz çıkışını sağlamanız gerekecektir. Bunun için ya bir hava kilidi kullanın yada kavanozu çok hafif gevşetin. İşlem tamamlandıktan sonra buzdolabında saklamalısınız.

Bu lezzetli fermente soğan tarifinin vücudunuza faydaları da olacaktır. Fermente Siyah Soğan, normal soğan gibi sindirim problemi yapmaz, hatta sindirime yardımcı olur. Normal soğan içerisinde bulunan faydalı vitamin, mineral ve bileşiklerin bir kısmı fermentasyon esnasında bir kaç artmaktadır.

Sağlıcakla Kalınız…

Not: Bu tarifi uygularken mutlak surette sterilize şartlara uymak gerekmektedir. Bu yazı bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Uygulanması için yeterince araştırma yapmak gerekmektedir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar :

>>>> Siyah Sarımsak ( Fermente Sarımsak )

>>>> Böğürtlen Yaprağı Çayı ve Fermente Böğürtlen Yaprağı Çayı

 

Diş Duşu Nedir, Diş Duşu Fiyatları Ne kadar?

Diş Duşu Nedir? Diş Duşu Nasıl Kullanılır?

Diş duşu; hareketli mekanizmasıyla basınçlı hava ve su ile diş ve diş eti sınırında, diş aralarına kolayca etki edere besin artıklarını dişlerden arındıran bir elektronik kişisel temizlik ürünüdür.

Fırçanın ulaşamadığı noktaların temizliğinde, diş minelerine ve etlerine zarar vermeden çok başarılı bir şekilde temizlenmesini sağlayan ağız duşu, diş araları temizliğinde farklı bir yenilik oluşturuyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ”diş duşu, su ve hava bileşiminin ve etkileşiminin basınçla birlikte başarılı bir şekilde dişlere uygulanmasıyla üstün temizleme etkisini göstermektedir. Diş duşu cihazları, evde veya diş hekimi gözetiminde kullanılabilmektedir. Diş duşlarının çıkarılabilen başlıkları kullanan kişiye özel hijyen sağlamaktadır. Diş duşu, suyun basınçlı etkisi nedeniyle diş aralarında kalan ve çeşitlli mikro organizmaların büyümesine ortam oluşturan, ağız kokusuna neden olan yemek artıklarının kısa zamanda temizlenmesine yardımcı olmaktadır.

Ağız içi temizliğinde diş duşunun avantajları

Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, diş duşunun ağız içi temizliğinde oldukça avantajlı bir uygulama olduğunu belirtiyor. Kışlaoğlu,  şu sözlere yer veriyor; “Diş duşu, bir diğer adıyla ağız duşu; yan etkisi olmayan bir yöntem olması, her yaştan insana uygulanabilmesi, uygulamanın çok kısa bir sürede bitmesi ( diş fırçalaması ile neredeyse aynı süre ) implant veya köprü  işlemleri  yaptıran hastaların gerekli ve etkin diş bakımına olan ihtiyaçlarını mükemmel derecede karşılaması gibi nedenlerle avantajlı bir uygulamadır.”

Diş Duşu Fiyatları:

Diş duşlarını evlerinize almanız daha ekonomik. Piyasada 55 TL ile 300 TL’ye kadar bulabilirsiniz.

Sağlıklı dişlere sahip olabilmek için sadece diş fırçalamak tam bir ağız bakımı için yeterli değildir. Diş ipi, ağız gargarası gibi yöntemler arasında yer alan hızlı etki eden diş duşu yöntemi, diş fırçasının ulaşamadığı noktalara erişiyor.

Atmayan Yapay Kalp – Bivacor

bivacor nedir

BİVACOR- YAPAY KALP HAKKINDA BİLGİ

Atmayan Yapay Kalp Bivacor…Bivacor ismi verilen cihaz diğer yapay kalplerde olduğu gibi giymeye gerek bırakmıyor. Ayrıca 10 yıl gibi uzun bir süre kullanılabiliyor ve dakikada yaklaşık 2 bin kere dönerek tüm vücuda kan pompalama gücüne sahip.

Avustralyalı bir mühendisin icat ettiği Bivacor isimli yapay kalp milyonlarca kalp hastası için umut olabilir. Koyunlarda yapılan çeşitli klinik denemelerde başarılı olan ve 2018 yılına kadar insanlar üzerinde denenmeye başlayacak olan atmayan yapay kalp tıpkı normal kalbin işlevini görecek.

Yapay Kalp

Organ Bağışı konusu insanlar tarafından göz ardı ediliyor ve bu ihtiyacı olan hastalar için büyük bir sorun teşkil ediyor. Çağın hastalıkları olan obezite, şeker hastalığı, tansiyon hastalıkları gibi sorunlar kalp rahatsızlıklarının da giderek artmasına sebep oluyor. Avustralyalı bir Mühendis olan Dr. Daniel Timms’in geliştirdiği cihaz, şu ana kadar yapılan ve kullanılan yapay kalplerden daha kullanışlı ve ergenomik olmasıyla dikkat çekiyor.

Bivacor Cihazı

Bivacor ismi verilen cihaz diğer yapay kalplerde olduğu gibi giymeye gerek bırakmıyor. Ayrıca 10 yıl gibi uzun bir süre kullanılabiliyor ve dakikada yaklaşık 2 bin kere dönerek tüm vücuda kan pompalama gücüne sahip.

Diğer yapay kalp cihazları bilindiği gibi çok büyük ve ağırlar ayrıca vücut ile beraber taşınmak zorundalar ve vücut dışında taşınması gerektiğinden hastalar için oldukça zor ve stres yaratan bir durum. Diğer yapay kalp cihazları ancak 2 yıl gibi kısa bir süre kullanılabiliyorlar. Kalp nakli ise sadece kadavradan yapılabilen bir nakil olduğundan doku uyuşması veya organ bağışı gibi engellere takılıyor. Bu büyük buluşla ilgili gelişmeler tıp dünyası tarafından merakla bekleniyor.

Sağlıcakla Kalınız…

Böbrek Hastalarına Çörek Otu ve Çörek Otu Yağı

Çörek Otu

Dr. Ömer Coşkun, çörek otu yağını böbrek yetmezliği sorunu olan hastalara tavsiye ederek, ‘Diyalize bağlımlı  yaşayan hastalar soğuk press metodu ile çıkarılan çörek otu yağını kullanmalı’ dedi.

Böbrek yetmezliğinin, böbrek faaliyetlerinin yavaşlaması veya durmasın nedeniyle kandaki su, tuz ve diğer minerallerin dengesinin bozulması olarak nitelendiren Dr. Coşkun, ‘Böbrek yetmezliğinin belirtileri arasında, tuvalet esnasında çok az idrar gelmesi, hiç gelmemesi, bacak ve ayaklarda ödem oluşması gibi belirtiler öne çıkmaktadır. Böbrek yetmezliğinin bir sonraki evresinde ise halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı görülür. Bu evrede ayaklar ve bacaklarda veya vücut genelinde çeşitli yerlerde şişlik oluşabilir. Diyalize bağlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan hastaların soğuk press metodu ile elde edilen çörek otu yağını kullanmalarını iyi olur’ diye konuştu.

Çörek otu yağını böbrek yetmezliği bulunan hastalarına tavsiye ettiğini belirten Dr. Ömer Coşkun, ‘Kullandığınız ilaçların yanında yardımcı ve destekleyici olarak kullanabilirsiniz. Çörek Otu Yağı içinde bulunan ‘Timokinon’ adlı uçucu yağ sayesinde böbreklerin dolaşımına ve çalışmasına yardımcı olur.  Sabahları kahvaltıdan önce aç karnına  akşamlarıda yine aynı şekilde aç karına olmak üzere günde toplam iki çay kaşığı alındığında çörek otu yağından fazlasıyla istifade edilebilir.  Bu uygulamaya 1 ay boyunca devam edilebilir. İster Böbrek rahatsızlığı olanlar isterse başka rahatsızlığı olanlar bu yağı rahatlıkla kullanabilirler şeklinde konuştu.

Peki Çörek Otunun Diğer Faydaları Nedir?

Radyasyon Zararlarını Önler: Çörek Otu Yağı (NSO= Nigella Sativa ) ve aktif bileşeni olan thymoquinone ( timokinon ) radyasyona bağlı nitrosatif stresten korur.
Kalp Krizlerine Karşı korur: Thymoquinone özü deneysel kalp krizi ile ilişkili hasara karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
Diyabet ile ilişkili Böbrek Hasar önler: Çörek Otu Yağı thymoquinone özü deneysel diyabetik nefropati üzerine koruyucu etkileri vardır.
Alzheimer İlişkili Nörotoksisiteyi önler.
Meme kanserinde bastırır: Çörek otu yağında ki etken madde  thymoquinone ( timokinon )  özü tümör büyümesini inhibe eder ve bir göğüs kanseri ksenograft fare modelinde, programlanmış kanserli hücrelerin ölümüne (apoptoz) neden olur.
Sedef Hastalığı Karşı Korur.
Parkinson Hastalığını  önler.
Diyabetik Patolojileri önler.

Çörek Otu ve Bal Karışımı

Bunun yanında Çörek otu ve hakiki sızma çörek otu yağı pek çok kanser çeşidini önleyici ve tedavi destekleyici olarak kullanılabilir. Çörek Otu çok aktif bir bitkidir ve aktivitesi çeşitli besinlerle birlikte alınmasına bağlı olarak çeşitli hastalıklarda kullanılabilir. Çörek Otu ve Hakiki Bal karışımı pek çok hastalık için önleyici bir beslenme kürü olarak uygulanmaktadır. Günde bir çay kaşığı ballı çörek otu yemenizi tavsiye ederiz.

Sağlıcakla Kalınız….